İran, muhalefetini arıyor

İran Özgürlük Kongresi

İran Özgürlük Kongresi

  • 50 yıldır 'İslamcı devrim' tarafından yapısal, zihinsel, ahlaki, psikolojik ve ekonomik olarak ağır hasar görmüş büyük bir toplum, muhalefetini arıyor. PJAK'ın da katıldığı İran Özgürlük Kongresi, bu arayışın bir parçasıdır.

Büyük rejim karşıtı protestoların düzenlendiği Aralık'tan bu yana bazı muhalefet grupları aralarındaki farkları aşmak için toplantılar düzenliyor. Ahvaz Arap siyasi partileri, Ocak'ta bir konsey kurduklarını duyurdu. Kürt partileri, bir koalisyon oluşturdu. İran solundan diğer partileri de içeren daha geniş “İran’da Özgürlük ve Eşitlik İçin Geniş Dayanışma” koalisyonu da ivme kazanıyor. Monarşistlerin Reza Pehlevi etrafındaki girişimleri devam ediyor. Son olarak Londra'da hemen hemen tüm muhalefeti kapsayan İran Özgürlük Kongresi toplandı.

İran Özgürlük Kongresi (Iran Freedom Congress), hafta sonu Londra’da toplandı. The National'den Lemma Shehadi, kongreyi izledi, katılımcılarla konuştu. Sahneyi iki farklı bayrakla donatarak kapsayıcılık mesajı vermeyi amaçladı: Bunlardan biri, merkezinde Pers aslanı bulunan İran’ın 'devrim' öncesi bayrağı; diğeri ise amblemsiz üç renkli bayrak. Westminster’daki etkinliğe katılanlar arasında ikinci bayrak, “halkın bayrağı” olarak biliniyordu. Bu karar, iki farklı kesimden tepki çekti. Bir kesim, aslanı, 1979 İslam Devrimi öncesinde Şah döneminde yaşanan baskının sembolü olarak görüyor; diğer kesim ise amblemsiz üç renkli bayrağın İran’ın kültür ve tarihini silmek anlamına geldiğini savunuyor. Anlaşmazlık, tam da bu iki günlük konferansın amacını oluşturuyordu. Konferans, sürgündeki İran muhalefetinin farklı gruplarını ilk kez bir araya getirdi.

Belirsizlik endişeyi büyütüyor

Etkinlikte Avrupa ve Kuzey Amerika’dan 250’den fazla siyasi kampanyacı, akademisyen ve siyasi parti temsilcisi, demokratik geçiş ve İran’ın etnik azınlıklarının sesi gibi geniş bir yelpazedeki konuları tartışmak üzere bir araya geldi. En canlı sohbetler ise ana salonda değil, arka odalarda, insanların fikir alışverişinde bulunduğu alanlarda yaşandı. 1990’ların sonlarında İran’daki öğrenci hareketine katıldığı için hapis yatmış bir siyasi aktivist ve gazeteci olan Kourosh Sehati, “Bugünden önce birbirlerinden nefret eden insanlar vardı. Şimdi kahve içerken görüyorsunuz onları” dedi.

ABD öncülüğündeki İran’a karşı savaşın yarattığı belirsizlik, katılımcıların zihnini en çok meşgul eden konuydu. Pazar günü 3 bin 500 asker taşıyan ABD savaş gemisi USS Tripoli’nin Ortadoğu’ya varması da bu endişeyi artırdı. Kongre, şimdi ortak kararlar almak ve bir yön belirlemek zorunda. Sürgündeki İranlılar, İslam rejiminin çöküşünden sonraki “ertesi gün”e hazırlanıyor.

Kimse tek başına yönetemez

Etkinliğin ana organizatörü, Londra merkezli girişimci Majid Zamani, The National’a yaptığı açıklamada, katılımcıların “hiçbir tek partinin gelecekteki İran’ı tek başına yönetemeyeceği” konusunda hemfikir olduğunu söyledi. Zamani, Yeşil Hareket protestoları sırasında rejim tarafından hapse atılmıştı. “İslam Cumhuriyeti sonrası hiçbir grup veya örgütün İran’ı tek başına yönetemeyeceğine inanıyoruz. Bu bizim temel varsayımımız” diyen Zamani, Kongre’nin iktidar peşinde koşan bir grup değil, siyasi tartışmalar için bir “platform” olarak kalacağını söyledi. Zamani, şunları ifade etti: “Kongre’nin farkı, iktidar iddiasında olmaması. Biz, insanları bir araya getiren ortak kararlar üreten bir yer olmak istiyoruz. Farklı siyasi grupların bir araya gelip İslam Cumhuriyeti’ni sona erdirmek ve demokratik rejime geçiş dönemini yönetmek için koordinasyonu sağlayacak ortak kararlar üretmelerini istediğimiz bir platform olmayı hedefliyoruz.”

Monarşistler demokrasiye inanmıyor

Çoğulculuk vurgusu, birçok kişinin bu etkinliği, sürgündeki Şah’ın oğlu Reza Pehlevi’ye yönelik artan desteğe “alternatif” olarak görmesine yol açtı. Pehlevi, İslam Cumhuriyeti’nin düşüşünden sonra İran’ı yönetme niyetini açıklamıştı. Kongre organizatörleri, Pehlevi ve destekçilerinin de etkinliğe davet edildiğini, ancak birçok katılımcının onun orada olmasını istemediğini belirtti. Kourosh Sehati, “Monarşistlere karşı siyasi bir alternatife ihtiyacımız var; onlar kendilerine bir blok oluşturdular. Monarşistler demokrasiye inanmıyor, liderlerini çoktan seçtiler” dedi. Buna rağmen “anayasal monarşistler” olarak bilinen bir grup da etkinlikte yer aldı ve cumhuriyetçi eğilimli çeşitli grupların yanında oturdu.

Fransız Milletvekili Ayda Hadizadeh, Kongre’yi Ulusal Meclis’te (National Assembly) konularını tartışmaya davet etti. Etkinlik, Kürt, Beluç, Ahvazlı Arap ve Azerbaycanlı-Türk partilerinin katılımı nedeniyle övgü aldı. Bu gruplar, adem-i merkeziyetçi bir İran ve kültürel haklarının tanınması taahhüdü istiyor. ABD merkezli güvenlik analisti Shukriya Bradost, “İlk kez bu kadar çeşitli sesleri ve farklı grupları, hatta daha radikal olanları bir arada görüyorum” dedi. Kendisi de konuşmacı olarak davet edilen Bradost, “Azınlıkların çoğu, İran’ın bir parçası olarak kabul edilmek istiyor; rejim onları ayrılıkçı olarak etiketlemişti” diye ekledi.

İsveç’te yaşayan Azerbaycanlı-Türk aktivist Duman Radmehr, sürgündeki grupların savaşı beklerken felç olduklarını, herkesin önce ne olacağını görmek istediğini ama harekete geçmenin zorluğuna dikkat çekti. Radmehr’in sürgündeki partisi Azerbaycan Demokrasi ve Kalkınma Derneği (Odjaq), rejim çökerse kuzey İran’daki yerel idari görevleri devralarak güç boşluğu oluşmasını önlemek için “hemen harekete geçmek” üzere İran içindeki kişilerle temas halinde. Radmehr, “Bu, tedarik zincirini ve güvenliği garanti etmek için” dedi.

Kongrede Sepideh Farsi, Filistinli şair Mahmud Derviş’in bir savaş karşıtı şarkısını çaldı, ancak etkinliğe katılan ve rejime karşı ABD askeri müdahalesini destekleyen bazı gruplar, Kongre’nin savaş karşıtı bir tutum alması halinde muhtemelen ayrılacaklarını özel olarak dile getirdi.

İran içinde ne kadar etkili?

Kongre’nin bir diğer zorluğu ise İran içinde etki yaratmak. İki Farsça uydu televizyon kanalı, konferansın tamamını İran’a canlı yayınladı. “Bu büyük bir şey” diyen Zamani, buna rağmen İran’da birçok kişinin etkinlikten haberdar olmayacağını da kabul etti. Zamani, “Çabalarımızın henüz başındayız. İlerledikçe insanlar bu girişimi daha iyi tanıyacak. Geniş bir koalisyonumuz var ve bu insanların kendi medyası, kendi platformları mevcut; bunları kullanarak halka ulaşabilirler” diye konuştu.

'Jin, Jiyan, Azadî' çok önemli

Londra merkezli ekonomist Hadi Zamani, gençlik hareketlerine ve özellikle 2022’de başlayan “Jin, Jiyan, Azadî” devrimine daha fazla dikkat gösterilmesi gerektiğini belirterek, “Kadın mücadelesine çok daha fazla alan ayrılmalıydı. Gençlerin karşılaştığı sorunlara çok daha fazla zaman ayrılmalıydı. 'Jin, Jiyan, Azadî' hareketi çok büyük bir olaydı. Bu yönler burada yeterince sunulmadı. Bir konferansın ötesine geçmek çok önemli. Konuşmaların ötesine geçip, etkili bir muhalefet oluşturabilecekleri ortak değerler üzerinde anlaşmaya varma iradesi görmek istiyorum. Çoğulculuk, farklı grupların bir dizi ilke üzerinde anlaşabildiği zaman somutlaşır” dedi.

Demokratik, federal ve laik

Konuşmacılar arasında eski siyasi mahkumlar Esmaeil Abdi ve Hossein Razzagh da yer aldı. Abdi, matematik öğretmeni ve sendika lideri; 2016’da öğretmen protestolarını organize ettiği için ilk kez tutuklandı. Razzagh ise Clubhouse platformundaki popüler siyasi tartışma grubu Azadi Square’in kurucusu olup 2021-2024 yılları arasında hapis yattı.

Londra merkezli Ahvazlı aktivist Hafez Fazeli, partisinin İran’da federalizm için kampanya yürüttüğünü belirterek, şunları dile getirdi: “Çözüm, tüm bu meseleleri barışçıl, demokratik, federal ve laik bir yolla bir araya getiren bir yaklaşımdır. Eğer aşırı uçtaki hükümete bel bağlarsak İran ilerleyemez. Onların görüşleri eskimiş, intihar niteliğinde inançlardır; eski masallardan ve kadim kitaplardan besleniyor. Bu bir ideolojidir. Böyle insanlarla nasıl hükümet kurabilirsiniz? Onların vizyonu terör ve ayrımcılık üzerine kurulu.”

KDPI İngiltere Temsilcisi Rizgar Alanî, sonuç ne olursa olsun muhalefet gruplarını bir araya getirmenin önemli olduğunu vurgulayarak, “Muhalefet arasında herhangi bir buluşma iyidir. Tek kazanma yolumuz birlik olmaktır. Rejim artık ayakta kalamaz ama savaş sonrası ne olacak? Tüm muhalefetin bir araya gelmesini çok isterim” dedi.

Paris’te yaşayan ve İran üzerine birçok kitaplarıyla bilinen yazar Ramin Parham ise savaş sonrası İran’ın acil önceliklerinin göz ardı edildiğini düşündüğünü belirterek, şunları savundu: “Çok fazla çeşitlilik konuşuluyor ama fark yaratabilecek hiçbir şey duymadım. Şu anki öncelik, ülkeyi dış saldırganlığa karşı savunmak. Büyük bir nüfusa yiyecek, su, elektrik dağıtmak. Bunlar bittiğinde başka bir öncelikler seti gelecek: Dış saldırganlık ve neredeyse 50 yıllık devrim tarafından yapısal, zihinsel, ahlaki, psikolojik ve ekonomik olarak ağır hasar görmüş büyük bir toplum.”

 

* * *

Kim bu Majid Zamani?

İran Özgürlük Kongresi’nin (İÖK) kilit organizatörü, icra direktörü Majid Zamani, Londra ve Dubai merkezli İranlı bir iş insanı, Kian Capital yatırım şirketinin kurucusu. 2009’da Yeşil Hareket’e verdiği destek nedeniyle İran’da hapis yattı. Zamani, 2016'da Kian Capital’i kurdu. O dönemde ABD öncülüğündeki İran nükleer anlaşması yürürlüğe girmişti. Financial Times’a 2017’de verdiği demeçte, bu şirketi İran’a yabancı yatırımları çekmek amacıyla kurduğunu belirtmişti. Zamani, 2022’deki hükümet karşıtı protestolar sırasında İran’dan ayrıldı. Ertesi yıl, Kian Capital’in bir yan kuruluşuna ait Tahran merkezli ekonomi haber sitesi, İran makamları tarafından basıldı.

 

* * *

PJAK, temel çerçeveyi paylaştı

Katılım konusunda tartışmaların olduğu, ancak tepkiler üzerine yeniden davet edilen Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), mesajını Rêwar Abdanan’ın video bağlantısı sağlayarak konuşmasıyla iletti.

PJAK Sözcüsü Rêwar Abdanan’ın konuşmasının tam çevirisi şöyle: "Sevgili dostlar, mücadelede ve direnişte özgürlük, demokrasi ve eşitlik arayışının güzelliğini gören, bu yolda emekleri ve kanlarıyla aydınlık bir geleceğe giden ölümsüz bir yol çizen tüm yoldaşları selamlıyorum.

İran, tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birini ve en kritik dönüm noktalarından birini yaşıyor. Bir yanda topyekûn bir savaş, diğer yanda halkın devrimci değişim iradesi; çok büyük bir gerilim, korku ve umut dolu bir ortam yarattı. Şimdi ne yapmalıyız? Bu ülkenin siyasi geleceği nasıl şekillenecektir? Bu sorular hayati önem taşıyor. Taklitçi kalıplara düşmeden, sorgulayıcı bir yaklaşımla bu sorulara doğru ve çözüm üreten yanıtlar bulmak zorundayız.

Uzlaşmanın önemi

Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) olarak, ülkenin geleceği konusunda kendilerini sorumlu hisseden tüm örgütler ve şahsiyetler arasında demokratik bir uzlaşmanın, İran halklarının bu tehlikeli tarihi virajı sağlıklı bir şekilde atlatması için son derece değerli ve gerekli olduğuna inanıyoruz. Bu yolda açık, çoğulcu, eleştirel ve eleştiriye açık bir bakış açısına sahip olmak büyük önem taşıyor. Her ne kadar bugün İran İslam Cumhuriyeti’nden geçiş asıl mesele olsa da İran İslam Cumhuriyeti sonrası dönemin ufuklarını net bir şekilde çizmek de aynı derecede önemlidir. Bugün attığımız adımlar yarınımızı belirleyecektir. Bu nedenle, tüm meseleleri 'İran İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesinden sonraya' erteleyen akımlar, çoğulcu ve demokratik bir İran’ın olumlu bir vizyonunu çizemez.

Ortak ilke ve ölçütler

Tüm sorunları bir anda çözemeyiz, ancak köklü ve acil meselelerini çözmek için ortak ilkeler ve ölçütler belirlemeli, en azından üzerinde demokratik ve çoğulcu bir uzlaşıya varabileceğimiz asgari müşterekleri ortaya koymalıyız. Bu süreçte önyargılardan, ayrımcı tutumlardan ve farklı siyasi kesimlere yapıştırılan etiketlerden uzak durmalıyız. Böylece sağlıklı bir ortamda birbirimizin sesini ve görüşlerini doğru bir şekilde duyabilir, ortak noktalarımızı bulabiliriz.

İran’da yaşayan farklı kimlikler olarak birbirimizin bakış açılarını, acillerini ve taleplerini anlamak zorundayız. Rejimin, İran’daki çeşitliliğe karşı çizdiği acımasız 'ulus-devlet' tablosunu bir kenara bırakmalıyız, çünkü bu tablo hiçbir zaman gerçeği yansıtmadı ve yansıtmıyor.

Son 100 yıllık ulus-devlet deneyimi ve buna karşı yürütülen mücadeleler gösterdi ki; ne aşırı merkeziyetçilik ne de aşırı merkeziyetçilik karşıtlığı sorunlarımızı çözebilir. Merkez, ülke genelindeki büyük meselelerde ortak katılım ve karar alma mekanizması olmalı; güç yoğunlaşmasının merkezi haline gelmemelidir. Bölgeler de kendi öz yönetimleriyle siyaset alanında sürekli ve aktif bir şekilde yer almalı; kendi kimlikleri ve meşru talepleri doğrultusunda karar alma ve faaliyet gösterme imkânına sahip olmalıdır.

Demokratik modeller

Bu çerçevede PJAK’a göre, Demokratik Cumhuriyet sistemi, İran İslam Cumhuriyeti sonrası dönem için uygun bir seçenek olabilir. Bununla birlikte demokratik federal sistem gibi diğer demokratik modeller konusunda da tartışmaya ve diyaloğa açığız. Gelecekte hangi siyasi sistemin kurulacağı, şeffaf bir tartışma ve diyaloğu gerektirir. Bu da tüm tarafların düşünsel olarak açık olmasını zorunlu kılar. Hiçbir mesele, tabu olarak görülmemeli; özgür tartışma ve diyalog yoluyla tüm öneriler, seçenekler ve görüşler değerlendirilmeli ki demokratik bir uzlaşı mümkün olsun.

Kadın özgürlüğü

Bir diğer önemli nokta şudur: Kadın özgürlüğü olmadan demokrasi yalnızca bir kelime oyunundan ibarettir. Kadınlar kendi bedenlerinin, ruhlarının, düşüncelerinin ve iradelerinin sahibi hâline gelmedikçe ve hayatın tüm alanlarında en özgür biçimde aktif rol almadıkça hiçbir sorun çözülmeyecektir. Eğer baskıcı ve tahrip edilmiş İran, daima patriyarkal, erkek egemen ve vesayetçi zihniyetin boyunduruğu altında kaldıysa; özgür ve demokratik İran mutlaka bu toprakların kadınlarının düşüncesi ve özgür katılımıyla şekillenecektir. 'Jin Jiyan Azadî' devrimi bunun en açık kanıtıdır.

Bizim inancımıza göre, son bir asırdaki modern devlet deneyimi göstermiştir ki; toplumsal şiddete dayalı mühendislik, kimliklerin hedef alınması ve bastırılması; tek dil, tek kültür, tek millet, tek bayrak ve tek din dayatması; farklı kimlikler arasında yapıştırıcı bir rol oynamadı, tam tersine ayrışmayı ve derinleşen fay hatlarını artırdı.

Tarihi ilişkileri güncelleme

İran’da yaşayan kimlikler ve etnik gruplar arasındaki tarihi ilişkileri güncellemeye şiddetle ihtiyacımız var. Bu işin anahtarı 'demokratik entegrasyon'dur. İran, tüm sakinleri için ortak bir ev ve açık, kucaklayıcı bir çatı olmalıdır. Biz bu açık kucağı 'demokratik entegrasyon' olarak adlandırıyoruz.

Demokratik bir entegrasyon sağlandığında, tüm kimlikler ve topluluklar kendi özgür iradeleri ve rızalarıyla Demokratik Cumhuriyet’e ya da İran’ın tüm vatandaşlarının ve ulusal topluluklarının uzlaştığı herhangi başka bir demokratik modele gönüllü olarak katılacaktır.

Kürtlere net statü

Bizim görüşümüze göre, Kürt ulusunun gelecekteki İran’ın siyasi ve hukuki sisteminde net bir statüye sahip olması, demokrasi ve özgürlük açısından en önemli göstergelerden biri olacaktır. Bu konuya yaklaşım, İran İslam Cumhuriyeti sonrası dönemde tarihsel despotluktan ve kurumsallaşmış kimlik baskısından ne ölçüde uzaklaşıldığının ölçüsü olacaktır.

Demokratik bir İran’da, tüm etnik gruplar için demokratik siyaset ve hakların zemini sağlandığında silaha ve çatışmaya gerek kalmayacaktır. PJAK olarak, kendimizi Kürdistan’ın siyasi geleceği karşısında sorumlu gördüğümüz kadar, yeni ve demokratik bir İran’ın inşasında da yer almak istiyoruz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.