- Türk cezaevlerinde 130 bin 153 kişi kapasitenin üzerinde tutuluyor. Kapasite aşımı yüzde 42,79'a; doluluk oranı da yüzde 142,79'a ulaştı.
Türkiye’de 304 bin 184 kişilik kapasiteye sahip 402 cezaevinde 434 bin 337 kişi tutuluyor. Toplam kapasite, 130 bin 153 kişiyle aşıldı. DEM Parti'li Cengiz Çiçek, on binlerce kişinin hükümsüz tutulduğuna dikkat çekti.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün (CTE) 2 Ekim'de kendi internet sitesinde yayınladığı resmi verilere göre; Türkiye’deki 304 bin 184 kapasiteli 402 cezaevinde toplam 434 bin 337 kişi tutuluyor. Bunların 71 bin 799'u tutuklu.
Çocuk, kadın ve yaşlılar
Resmi açıklamalara yansıyan verilere göre; cezaevlerinin fiziki koşullarından en çok etkilenen kırılgan grupların durumu şu şekildedir:
* 12-18 yaş arası çocukların sayısı 4 bin 949.
* 81’i hükümlü olmak üzere 266 kız çocuklar.
* Bin 222’si hükümlü 4 bin 683 erkek çocuk.
* Cezaevlerinde 21 bin 179 kadın tutuluyor.
* 65 yaşın üstünde 7 bin 20 kişi tutuluyor.
883 bebek annesiyle
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), soru önergeleri, bilgi edinme başvuruları ve medya takibi yoluyla ulaştığı verileri de paylaştı:
* Konuyla ilgili soru önergesine 20 Ocak'ta verilen yanıta göre; annesiyle birlikte tutulan 0-6 yaş grubu çocuk sayısı 883‘tür.
* 11 Ekim 2025'teki Meclis tutanaklarına göre 476 engelli tutuluyor.
* Türkiye ağırlaştırılmış müebbet sayısını düzenli olarak paylaşmamaktadır, ancak 2025 yılı Avrupa Konseyi Cezaevi İstatistikleri (SPACE) raporunda paylaştığı veriye göre; 13 bin 50 müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü mahpus bulunuyor.
Bakan Gürlek'e soruldu
DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, kapasite aşımını, tutukluluk uygulamalarını ve temel haklara erişim engellerini Meclis gündemine taşıdı. CTE ve CİSST verilerini hatırlatan Çiçek, 71 bin 799 tutuklu bulunduğunu belirterek, hakkında kesinleşmiş hüküm bulunmayan on binlerce kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılmasının nasıl değerlendirildiğini Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sordu. Çiçek, ayrıca çocuklar açısından hapsetme odaklı yaklaşım yerine koruma, önleme ve onarmayı esas alan bir çocuk adalet sisteminin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Çiçek, çocukların üstün yararı gözetilerek annelerin cezalarının infazının ertelenmesi ve hapishane dışı infaz yöntemlerinin uygulanıp uygulanmayacağını sordu. İnfazın ertelenmesinde Adli Tıp Kurumu raporunun belirleyici olmasına son verilmesini isteyen Çiçek, üniversite ve devlet hastaneleri ile bağımsız sağlık kurullarının raporlarının da geçerli kabul edilip edilmeyeceğini sordu.
Yaşam hakkı ihlallerinde sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin etkili biçimde soruşturulmasını ve cezasızlığın son bulmasını isteyen Çiçek, İdare ve Gözlem Kurulları (İGK) tarafından tahliye ertelenmelerine de tepki göstererek, kurulların fiilen ikinci bir yargılama merciine dönüşmesinin önüne geçilip geçilmeyeceğini sordu.
Çiçek, sürekli artan cezaevi nüfusuna karşı yeni cezaevleri inşa edilmesinin mi temel çözüm olarak görüldüğünü, yoksa tutuklamayı istisna olmaktan çıkaran ve toplumsal sorunlara hapsetme politikalarıyla yanıt veren yaklaşımın değiştirilip değiştirilmeyeceğini de sordu.
İHİK’e başvuruda bulundu
DEM Parti Wan milletvekili Gülderen Varlı ise Sincan Cezaevi'nde siyasi tutsakların İGK kararlarıyla tahliyelerinin engellenmesi ve hak ihlallerine dair İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanlığına (İHİK) başvuruda bulundu. Başvuruda, İGK kararlarının kişi özgürlüğü ve güvenliği, hukuki güvenlik, kanunilik ve ölçülülük ilkeleri bakımından incelenmesi istendi.
Varlı, ayrıca konuyla ilgili Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi de verdi. Varlı, şunları sordu:
* Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 2021 yılından 5 Ekim 2026 tarihine kadar İdare ve Gözlem Kurulu tarafından koşullu salıverilme, denetimli serbestlik veya tahliye süreci ertelenen kadın mahpusların sayısı kaçtır? Bu kişilerin infaz dosyalarındaki infaz süreleri ve tahliyelerinin kaç kez ertelendiğine ilişkin Bakanlığınızda toplu bir veri bulunmakta mıdır?
* İdare ve Gözlem Kurullarının koşullu salıverilme veya denetimli serbestlik bakımından yaptığı değerlendirmelerde kullanılan “iyi hâl”, “pişmanlık”, “kurallara uyum”, “kuruma uyum” ve benzeri kriterlerin nesnel, ölçülebilir ve denetlenebilir ölçütleri nelerdir?
* İdare ve Gözlem Kurulu’nun mahpusları tahliye etmeme gerekçeleri hakkında açılmış herhangi bir soruşturma var mıdır?
* Mahpusların siyasi düşünce ve politik kimliklerinin İdare ve Gözlem Kurullarının iyi hâl değerlendirmesinde ölçüt olarak kullanılmasının hukuki dayanağı nedir?
Tahliyesi dört kez engellendi
DEM Parti Şirnex Milletvekili Nevroz Uysal Aslan ise koşullu salıverilme tarihi 13 Mart 2025 olarak hesaplanan ancak tahliyesi dört kez ertelenen Velat Cin’in durumunu Meclis'e taşıyarak Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sordu.
Aslan'ın verdiği bilgilere göre; Cin hakkında "silahlı örgüte üye olmak"tan verilen 12 yıllık hapis cezasının infaz için cezaevine gönderilmesinin ardından 20 Ocak 2026’da müddetname düzenlendi. İlk hesaplamada Cin’in gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürenin tamamı yerine 3 bin 285 günlük bölümü mahsup edildi ve koşullu salıverilme tarihi 20 Ocak 2026 olarak belirlendi. Cin’in itirazının ardından daha önce hesaba katılmayan 313 günlük tutukluluk süresi de mahsup edildi. 6 Şubat 2026’da hazırlanan yeni müddetnamede Cin’in koşullu salıverilme tarihinin gerçekte 13 Mart 2025 olduğu ortaya çıktı. Ancak bu tarihte yapılmayan koşullu salıverilme değerlendirmesi yaklaşık 11 ay sonra geriye dönük yapıldı ve Cin’in tahliyesi uygun bulunmadı.
İdare ve Gözlem Kurulu'nun geriye dönük ilk kararının ardından Cin’in koşullu salıverilmesi üç kez daha ertelendi. Son olarak 16 Eylül 2026’da verilen kararla tahliye tarihi, 17 Aralık 2026’ya bırakıldı. Böylece Cin hakkında gerçek koşullu salıverilme tarihi olan 13 Mart 2025’ten bu yana toplam dört olumsuz kurul kararı verildi.
Son kurul kararında Cin’in cezaevinde “örgütlü hareket ettiği”, “örgütünden ayrıldığına dair herhangi bir beyanının olmadığı” ve geçmişte aldığı disiplin cezalarının “örgüt kapsamında gerçekleştirilen eylemler” olduğu ileri sürüldü. Cin’in disiplin cezalarının tamamının infaz edildiği ve 18 Ocak 2022 itibarıyla kaldırıldığı da aynı kararda yer aldı.
İdare ve Gözlem Kurulu kararında ayrıca Cin’in infaz dosyasının incelenmesi sonucunda 13 Mart 2016’daki Ankara Güvenpark saldırısının “içerisinde yer aldığının tespit edildiği” ifadelerine yer verildi. Aslan’ın önergesinde ise Cin’in Güvenpark saldırısına doğrudan katıldığına ilişkin kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünün bulunmadığı ve infaz edilen hükmün silahlı örgüte üye olma suçuna ilişkin olduğu belirtildi. Aslan, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvuruda, İGK'nın mahkemenin hüküm altına almadığı bir fiili sabit kabul edemeyeceğini belirterek, kararın kurulun iyi hâl değerlendirmesi yetkisinin sınırlarını aştığını ifade etti. Başvuruda, kaldırılmış disiplin cezalarının yeniden tahliyeye engel yapılması ve “örgütten ayrılma” beyanının fiilen koşullu salıverilme şartına dönüştürülmesi de eleştirildi.
Kurul hatırlatması
Aslan, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelttiği 9 soruda şunlara da yer verdi: "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunda infaz hukukunun, koşullu salıverilme uygulamalarının ve İdare ve Gözlem Kurullarının yapısı ile karar süreçlerinin uygulamada ortaya çıkan aksaklıklar gözetilerek yeniden ele alınması gerektiği yönünde tespitlere yer verilmiştir. Bu tespitlerinde yer aldığı söz konusu rapor çerçevesinde çıkarılan 7595 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan Millî Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulunda yer de almaktasınız. Bu kapsamda, Komisyon raporunda infaz rejimi ve İdare ve Gözlem Kurullarına ilişkin ortaya konulan tespitler doğrultusunda Bakanlığınızca bugüne kadar hangi somut çalışmalar yürütülmüş, hangi idari veya mevzuata ilişkin düzenleme ihtiyaçları tespit edilmiş ve bu tespitlerin hayata geçirilmesi amacıyla hangi girişimlerde bulunulmuştur?" HABER MERKEZİ