Dersim Soykırımı tanınsın

Diaspora Haberleri —

21 Kasım 2021 Pazar - 20:17

Dersim katliamı

Dersim katliamı

  • Avrupa’nın Srebrenitsa Katliamı’nı "soykırım" olarak tanıdığına dikkat çeken akademisyen Hans-Lukas Kieser, "Dersim’de bunun iki katı insan katledilmesine rağmen halen soykırım olarak tanınmıyor" dedi.

 

ERDOĞAN ZAMUR/ESSEN

Dersim Soykırımı’nın tanınması talebiyle Essen’de online yapılan konferansta konuşan akademisyenler gerçeklerin tarih kitaplarında değil ağıtlarda gizli olduğuna dikkat çekti.

Akademisyenler, Avrupa’nın iki yüzlü politikasına son vermesi gerektiğini de belirterek, "Srebrenitsa’daki gibi Dersim Soykırımı da tanınsın" çağrısı yaptı.

Duisburg-Essen Üniversitesi’nde birçok kuruluşun ortaklığıyla 18, 19 ve 20 Kasım tarihleri arasında "Tanınmayan Soykırım Dersim 1937-1938" başlıklı bir konferans organize edildi. Essen Üniversite’nin yerleşkesinde yapılması planlanan konferans, korona tedbirleri nedeniyle Zoom ve YouTube üzerinden canlı olarak gerçekleştirildi.

Çok sayıda kurum destek verdi

Konferasta konuşmalar çok dilliydi. Katılımcılar görüşlerini Almanca, Türkçe, Kirmanckî ve Kurmanci olarak aktardı. Konferans Exile Akademisi, Alevi Gençler Derneği, Akademik Değişim Vakfı, Global Kültür, Multicultural Forum, Duisburg-Essen Üniversitesi, Rosa Luxemburg Vakfı, Essen Belediyesi, Avrupa Öğrenci Merkezi, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu, Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu ve Almanya Kürt Toplumu tarafından desteğiyle organize edildi.

Konferans 3 gün sürdü

3 gün süren konferans açılış konuşmalarıyla başladı. Duisburg-Essen Üniversitesi öğretim görevlisi Kader Konuk, Türk-Alman Kültür Formu’ndan Osman Okkan, Essen Belediye Başkanı Julia Jacob, Kültürel Araştırmalar Enstitüsü’nden Volker Heins, film yapımcısı ve yazar Kazım Gündoğan ve Lepsiushaus Potsdam’dan Roy Knocke de konuşmacılar arasındaydı.

Hans-Lukas Kieser,

Türkiye’nin kirli soykırım geçmişi

Konferansın ilk konu başlığı Osmanlı İmparatorluğu döneminde Dersim ve Türkiye Cumhuriyeti jenosit tarihiydi. Bu bölümde bir konuşma yapan Newcastle Üniversitesi’nden Hans-Lukas Kieser,

"Soykırım tanımlamasını ilk İsrailli meslektaşlarımız yaptı" dedi.

Kieser, Türkiye'de 3 tarihin soykırım açısından önem taşıdığını vurgulayarak "Türkiye’de de birinci soykırım 1908’den itibaren ortaya çıktı. Bu Ermeni ve gayri müslimlere yönelikti. İkinci soykırım 1920’lerde Kürtlere yönelik yapılan fiziki soykırımdı. Üçüncü soykırım ise 1940’lardan itibaren Alevi ve Kürtleri hedefleyen asimilasyon politikaları" dedi.

Avrupa iki yüzlü

Konuşmasının devamında Kieser, Avrupa devletlerinin 8 binden fazla kişinin hayatının kaybettiği Srebrenitsa Katliamı’nı "soykırım" olarak tanıdığına atıfta bulunarak "Dersim’de bunun iki katı insan katledildi ve halen soykırımı olarak tanımıyor" sözleriyle bu çifte standartlı politikaya tepki gösterdi.

Helalleşme için yüzleşme gerekli

Clark Üniversitesi’nden sosyolog Taner Akçam ise konuşmasında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısını önemli gördüğünü söyledi. Helalleşmenin olması için de önce yüzleşmenin olması gerektiğini belirterek "Türkiye’nin mevcut kuruluş hikayesi halkları bir arada tutmaya yetmiyor. Yeni bir kuruluş hikayesine ihtiyaç var. Seyit Rıza da bu kuruluş hikayesinde aktör olması gerekir” dedi.

Soykırımın arka planı

Bochag Üniversitesi’nden Mihran Dabag, soykırımda şiddetin nedenlerini ve hedeflerinin neler olduğunu anlatan bir sunum yaptı. İlk günün son oturumunda ise moderatörlüğünü Egemen Özbek’in yaptığı "soykırımın arka planı ve nedenleri" başlığındaki sunumda Markus Dressler, Bilgin Ayata ve Sedat Ulugana birer konuşma yaptı.

Soykırım adım adım hazırlandı

Tarihçi Sedat Ulugana, Cumhuriyet arşivlerinde o dönemdeki yetkililerin yazdığı mektup ve telgraflara bakınca Dersim Soykırımı’nın adım adım hazırlandığının açıkça görüleceğini belirtti. Markus Dressler ise egemen devletlerin toplumu 'medenileştirme' adı altında soykırımdan geçirdiğini belirterek “Türk devleti de Dersim’de bunu yapmıştır” dedi.

Program oldukça yoğundu

Konferansın ikinci günü oldukça yoğun bir etkinlik programı ile gerçekleşti. İlk program "Dersim soykırımının planlanması, uygulanması ve etkileri" başlıklı sunum oldu. Kristin Platt, Zeynep Türkyılmaz ve Burak Çapur konuşmacı olarak katıldılar. Günün ikinci sunumu ise "Uluslararası ideoloji ve stratejiler bağlamda Dersim Soykırımı” başlığında yapıldı. Bu bölümde Prof. Tessa Hofmann, Stefan İhrig ve Barış Ünlü konuya dair görüşlerini aktardı. "Hatırlatma, travma ve temsil” başlığının konuşmacıları ise Gülnaz Karatay, Çiçek İlengiz ve Helin Ünal’dı. İkinci günün son programı ise "Soykırım araştırmalarında Dersim" başlıklı forum oldu. Forumda Taner Akçam, Bilgin Ayata, Hamit Bozaslan, Yektan Türkyılmaz, Kazım Gündoğan, Uğur Ümit Üngör, Reiner Burger, Tessa Hofmann ve Osman Okkan görüşlerini paylaştı.

Dersim sürekli hedefte

Konuşmacılar geçmişten günümüze kadar Dersim’deki toplumun hem etnik hem de inançsal kimliğinin sürekli olarak yöneten güçlerin hedefi olduğuna dikkat çekti.

Travma devam ediyor

Konuşmacılara göre Dersim’de yaşanan katliamın hala soykırım olarak kabul görmemesi yüzleşmeyi engelliyor.

Katliamın canlı tanıklarının yaşadıkları korku ve travma nedeniyle olanları uzun yıllar gelecek kuşaklara aktaramadığına vurgu yapan konuşmacılar, "Bu da yaşananların tam olarak gün yüzüne çıkmasını engelliyor" dedi.

Sunumların ardından ise canlı tanık anlatımlarını içeren bir video izletildi.

Konferansın üçüncü ve son gününde ise ilk sunum Bülent Eken’in moderatörlüğünü yaptığı Pınar Yıldız, Haydar Karataş ve Nezahat Gündoğan’ın katıldığı "Dersim’de seyir ve edebiyat”  oldu. Günün ikinci sunumunda ise Davut Yeşilmen’in moderatörlüğünde Dr. Jan İlhan Kızılhan, Bahar Şimşek ve Mesut Keskin "Jenosit, travma ve dil" başlığı üzerine konuştu. Bu bölümde panelistler, soykırımın tanıklarının yaşadıkları travmaya dair detaylı bir sunum yaptılar. Ayrıca Alevilerin devletin baskıcı politikaları nedeniyle ibadetlerini kendi anadillerinde yapamadığına dikkat çektiler.

Gerçekler ağıtlarda gizli

Konferansın "Dersim tertelesi ve ağıtlar ilişkisi” başlığıyla yapılan son oturumunda Yektan Türkyılmaz, Dilek Kızıldağ ve Martin Greve söz aldı. Devletin resmi tarih kitaplarında aktardıkları ile halkın anlatımlarının farklı olduğuna dikkat çeken konuşmacılar, bu farkın da en iyi ağıtlarda görüldüğü söyledi ve Dersim ağıtlarından örnekler verdiler.