Tekrar korku ortamına itiliyor!
Yurt Dışı Haberleri —

Irak toplu mezar/foto:AFP
- İdo Hesen Xidir, Şengalli. DAİŞ saldırılarına tanık oldu ve 18 yakını kaçırıldı. DAİŞ’in kendisini tehdit etmesi üzerine yönünü Almanya’ya çevirdi. Ancak şu anda sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya.
ARAT ARARAT/HERFORD
Şengalli İdo Hesen Xidir’in ailesi, 1974 yılında BAAS rejiminden kaçarak önce İran’a, ardından Şêxan’a yerleşir. Xidir, Şêxan’da doğar ve Êzîdîlerin yaşadığı fermanların hikâyeleriyle büyür. 2014’te DAİŞ’in Şengal’de gerçekleştirdiği soykırıma tanık olur.
Xidir, o dönemi şöyle anlatıyor: “DAİŞ gelmeden bir hafta önce Şerfedin Bayramı için akrabalarımızı ziyarete gitmiştik. Saldırılar başladığında ailemi alıp Şêxan’a döndüm. Beş gün sonra DAİŞ, Şengal’e girdi. Türkiye’ye geçmek istedik ancak sınır kapalıydı. Zaxo ile Duhok arasında dağlık bir bölgede kalmaya başladık. Yolda birçok kişi hayatını kaybetti. Babamın iki amcasının oğlu, eşi ve çocukları kaçırıldı. Akrabalarımdan 18 kişi DAİŞ tarafından kaçırıldı; akıbetlerini hâlâ bilmiyoruz.”
Xidir, Êzîdîlerin mallarına el konulduğunu, evlerinin yakıldığını ve çoğunun Başûrê Kurdistan’daki kamplarda yaşamaya zorlandığını belirtiyor.
Aile paramparça oldu
Şêxan’da turizm alanında çalışırken evine radikal gruplar tarafından mesajlar bırakıldığını belirten Xidir, “Duvarımıza ‘Allahuekber, Dewlet-ul Islam’ yazmışlardı. Daha sonra bahçeye bir bildiri bırakıldı ve 'Sen haram bir iş yapıyorsun, vergi ödeyeceksin' yazıyordu. Arabamı sattım, borç para buldum ve Almanya’ya geldim” diyor.
Xidir, 2018’de Almanya’ya geldiğinde ilk yıllarını kamplarda geçirir. Eşini ve iki çocuğunu beş yıl sonra yanına alır. Büyük oğlu Münih’te, iki oğlu Yunanistan’da, kızı ise hâlâ Irak’ta.
‘Gönderilmem ölüm demektir’
Eşi ve iki çocuğuyla ilgili herhangi olumsuz bir durum yokken Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF), Xidir hakkında ise geri gönderme kararı verir. 19 Şubat’ta Bavyera İdare Mahkemesi kararı onaylar. Hâkimin ısrarla “Irak’ta yaşayabilirsin, orada hiçbir tehlike yok” dediğini söyleyen Xidir, “Geri gönderilmek benim için ölüm demektir. Resmi olarak DAİŞ yok deniyor ama bölgede hâlâ gizli yapılar var. Êzîdîler için güvenli bir ortam yok” diyor.
‘Beni ailemden ayırmayın’
Yaşadığı travmadan dolayı psikolojik destek aldığını, ilaç kullandığını belirten Xidir, “Beni, çocuklarımdan ayırmasınlar. Irak’a gönderilirsem cihadistler beni öldürür. Adım cihatçı grupların elinde. Eğer Irak’ta gerçekten güvenli bir ortam oluşursa, Êzîdîlerin statüsü tanınırsa, demokratik bir sistem kurulursa elbette geri dönmek isterim. Ancak bu koşullarda dönüş benim için ölüm demek” diye ekliyor. “Herkes gibi bizim de insanca yaşama hakkımız var” diyerek, kararın düzeltilmesini talep ediyor.
Soykırımı tanıyıp nasıl gönderebilir?
Avukatı Rojin Dilek Çelik ise Xidir’in daha önce sağlık ve psikolojik gerekçelerle sınır dışı edilmemesine karar verildiğini hatırlatarak, “BAMF, Xidir’in iyileştiğini değerlendirerek geri gönderme kararı aldı. Mahkeme kararına yeniden itiraz edeceğiz” diyor. Çelik, şunlara işaret ediyor: “2014’te yaşanan soykırımın failleri yeterince cezalandırılmadı. Binlerce Êzîdî kadın ve çocuk hâlâ kayıp. Bölgede güvenlik boşluğu, devlet desteğinin eksikliği ve DAİŞ’in gizli yapıları nedeniyle Êzîdîler risk altında.”
Almanya’nın 2023’te Êzîdî soykırımını resmen tanımasına rağmen, hayatta kalanları geri göndermeye çalışmasının çelişki olduğunun altını çizen Çelik, “Bir devlet bir yandan soykırımı tanırken, diğer yandan bu soykırımdan sağ kurtulan insanları hâlâ ayrımcılık, travma ve ciddi tehlikelerle karşı karşıya oldukları bir bölgeye nasıl geri gönderebilir?” diye soruyor.
BAMF durumu hafifletiyor
Çelik, son dönemde mahkemelerin BAMF’ın ret kararlarını daha sık onayladığını belirterek, “Bu çoğunlukla, Irak’taki durumun istikrara kavuştuğu veya ülke içinde kaçış alternatiflerinin bulunduğu gerekçesiyle yapılıyor. Ancak bu argüman, BAMF’ın hazırladığı ve gerçek tehlike durumunu hafifleten raporlara dayanıyor. Bu raporlar sözde ilerlemeleri vurgularken, şiddet, işsizlik, devlet desteğinin yokluğu, güvenlik sorunları, DAİŞ tehdidi ve Türkiye’nin saldırılarından kaynaklanan tehditleri ve travmaları göz ardı ediyor” diyor.
Geri gönderilmenin insanları korku ortamına yeniden itmek anlamına geldiğini dile getiren Çelik, bunun ciddi riskler doğuracağına işaret ediyor: “Bu kararlar ayrıca ailelerin parçalanmasına yol açıyor. Ağır travmalar yaşamış insanlar yeniden belirsizliğe sürükleniyor. Uluslararası insan hakları örgütleri de yıllardır Êzîdîlerin Irak’a geri gönderilmemesi gerektiği uyarılarını yapıyor. Bu uygulama hem insan hakları standartlarına hem de soykırımın tanınmasından doğan tarihsel sorumluluğa aykırıdır. İdo Hesen Xidir’in davası da bu durumun örneklerinden biridir.”














