Emirliklerin işgal altındaki adaları

Dünya Haberleri —

Hürmüz/foto:AFP

Hürmüz/foto:AFP

  • Adaların kontrolü, Körfez’e giren ve çıkan deniz yolları üzerinde stratejik bir üstünlük sağlıyor. Bu nedenle adalar, boğazı askeri, ekonomik ve siyasi açıdan güvence altına alma veya izleme çabalarının merkezinde yer alıyor.

* OLA SALEM-Çeviri: Yeni Özgür Politika

Basra Körfezi’nde Hürmüz Boğazı’nın girişinde, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yaklaşık 40 mil mesafede bulunan Ebu Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları üzerinde 29 Kasım 1971'de broşürler atıldı. Farsça yazılmış bu broşürler, adalarda yaşayanlara teslim olmaları çağrısında bulunuyordu; oysa adaların Arap sakinleri (çoğu Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Şarika ve Ras el-Hayme’den gelen El Kasimi kabilesine mensup) tek kelime Farsça anlamıyordu. İran Şahı’na bağlı güçler, saatler içinde üç adayı işgal etti. O gün görev başında olan 6 yerel subay İranlılara teslim olmayı reddetti. Bunlardan biri, Ras el-Hayme bayrağını meydan okurcasına elinde tutan ve İran güçlerinden gelen ilk kurşunu yiyen Salem Suhail bin Khamis idi. Diğer yerel subaylar ise daha sonra öldürüldü ve adada defnedildi. Adalı sakinler evlerinden çıkarılarak gemilere bindirildi ve Ras el-Hayme sahiline bırakıldı; orada kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kaldılar.

Bu hızlı işgal, Britanya’nın Abu Dabi, Acman, Dubai, Füceyre, Ras el-Hayme, Şarika ve Umm el-Kuveyn  üzerindeki himayesinin sona erdiği kritik 24 saatlik dönemde gerçekleşti. Britanya, bu bölgeleri 1820’den 1 Aralık 1971’e kadar yönetmişti.

Bitmeyen tehdit

Ertesi 24 saat içinde Birleşik Arap Emirlikleri’nin kuruluş süreci başladı. 7 şeyhliğin hükümdarları bir araya gelerek birliği kurdu. Ras el-Hayme ise birkaç ay sonra, Şubat 1972’de resmen birliğe katıldı. Amaçları, gelecekteki herhangi bir siyasi veya askeri tehdide karşı koymaktı. Birlikte daha güçlü olduklarını vurgulamak istiyorlardı. Özellikle İran’ın emperyalist emellerinden endişe duyuyorlardı; bu tehdit, Birleşik Arap Emirlikleri’ni ve Arap Körfezi devletlerini hiç terk etmedi.

Yine o üç ada

Birliğin kurulmasından bu yana Birleşik Arap Emirlikleri, uluslararası topluma Ebu Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları üzerindeki egemenlik hakkının tanınması için çağrıda bulunuyor, ancak bu çağrılar büyük ölçüde görmezden gelindi. Devam eden İran savaşı, bu üç stratejik konumdaki adayı nihayet dünya sahnesinin merkezine taşıdı. ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nı güvence altına alma seçeneklerini değerlendirirken bu adaları da hesaba katıyor.

Adaların önemi

Bu adaların kontrolü, Körfez’e giren ve çıkan deniz yolları üzerinde stratejik bir üstünlük sağlıyor. Bu nedenle adalar, boğazı askeri, ekonomik ve siyasi açıdan güvence altına alma veya izleme çabalarının merkezinde yer alıyor. Adaları ele geçirdiğinden beri İran, burada güvenlik ve askeri üsler inşa etti ve deniz trafiğini izlemek için bunları kullandı.

Medya kuruluşlarına konuşan ABD’li yetkililere göre; Trump yönetimi, “adaları geri alma” ve onları işgal etme seçeneklerini değerlendiriyor. “Geri alma” veya gelecekteki işgal sürecinde Birleşik Arap Emirlikleri’nin ne ölçüde rol oynayacağı henüz belirsiz. Ayrı bir gelişme olarak New Lines, Birleşik Arap Emirlikleri’nin adaların olası ele geçirilmesi tartışmalarına dahil olduğunu, ancak mevcut koşullar altında böyle bir operasyona katılma fikrinden vazgeçtiğini öğrendi.

Adaların, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ulusal anlatısındaki önemi, her zaman merkezi oldu. Bu önem, ülke daha güçlü bir ulusal kimlik inşa etmeye çalıştıkça ve özellikle birçok yerel kabilesinin İran’la tarihi bağları bulunduğu için İslam Cumhuriyeti’ne yönelik çifte sadakat endişesini gidermeye çalıştıkça giderek arttı.

Nüfus yapısını değiştirdi

Birleşik Arap Emirlikleri Üniversitesi’nde 2006’da lisans öğrencisiyken “Emirlikler Toplumu” adlı derste bu üç adayı ilk kez duymuştum. Bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin resmi 'Şehitler Günü’nü ilan etmesinden (30 Kasım 2015) neredeyse 10 yıl önceydi; 'Şehitler Günü', ülke uğruna şehit düşen ilk emirlikliyi anmak için düzenlenmişti. Dersin önemli bir bölümü, Birleşik Arap Emirlikleri’nin kuruluşundan önceki toplumu, 19. yüzyılda Britanyalıların gelişinden önceki dönemi ve o dönemdeki ticaret faaliyetlerini öğretmekti. Eski adalı sakinlerle 2012'de görüştüğümde, bana petrolün keşfinden önceki binlerce yıl boyunca gelişen balıkçılık ve inci avcılığı ticaretinin bir parçası olduklarını anlatmışlardı.

Yıllar boyunca, büyük ölçüde kamuoyunun dikkatinden uzak bir şekilde, o dönemde artık İslam Cumhuriyeti olan İran, adalara insan yerleştirerek nüfus yapısını değiştirdi ve Ebu Musa’da egemenlik iddiasını güçlendirmek için 110 konutluk bir yerleşim inşası planlarını açıkladı. İranlı yetkililer adaları sık sık ziyaret etti ve devlet medyasında bu adalarla ilgili haberler yayınladı.

İsrail'den daha fazla işgal

Arap hükümetleri, uzun süredir İran’ın buradaki varlığını yasa dışı bir yerleşim olarak görüyor, ancak son dönemde bölgedeki sesler, Körfez’deki “İran işgali” olarak nitelendirdikleri duruma karşı daha kararlı bir tutum sergilemeye başladı. Bu duyguyu en iyi yansıtan ifadelerden biri, eski Dubai Emniyet Müdürü Dhahi Khalfan’ın 26 Mart’ta sosyal medyada yaptığı şu paylaşımdı: “İran 400 bin kilometrekare Arap toprağını işgal etmişken, İsrail 20 bin kilometrekare işgal ediyor.”

ABD, 2 bin 200 Deniz Piyadesi'ni USS Tripoli gemisiyle Ortadoğu’ya ulaştırırken ek olarak 2 bin 500 Deniz Piyadesi ve 3 bin Kara Kuvvetleri askerinin de yolda olduğu bir dönemde, Hürmüz Boğazı’nın ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin tartışmalı adalarının önümüzdeki günlerde ne olacağı hâlâ belirsiz. Bu arada, bölge sakinleri için asıl risk, tarihlerinin bir kez daha diğer güçlerin jeopolitik çıkarlarının gerisinde kalmasıdır.

 

* New Lines Magazine yönetici editörü ve “The Lost History of Perfume” kitabının yazarı Ola Salem'in yazısı çevrilerek düzenlendi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.