- Rojava'da şehit düşen oğlunun hediye ettiği şalı hiç omuzundan indirmeyen Fatma Turgay, cezaevleri için başlatılan Adalet Nöbeti’nin müdavimlerinden.
Cezaevlerindeki hasta ve infazları yakılan tutsakların serbest bırakılması için ailelerin Amed Barosu’nda başlattığı Adalet Nöbeti 36. gününde. Her gün yeni ailelerin dahil olduğu nöbetteki annelerden biri de Diyarbakır 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan 29 yaşındaki Ferhat Turgay’ın annesi Fatma Turgay (65). Anne Turgay’ın verdiği adalet mücadelesi yeni değil. Turgay, 2019'daki açlık grevlerine destek amacıyla Koşuyolu Parkı'nda gerçekleştirilen oturma eylemlerinde omuzundan eksik etmediği şalıyla hafızalara kazındı. Bu şalın hikayesi ise Rojava’ya kadar uzanıyor.
Amed'in Lice ilçesine bağlı Licok (Çavundur) köyünün 1993'te yakılmasıyla ilk adaletsizliği yaşayan Turgay Ailesi, göç ettirildiği Amed'de yokluk ve zorluklarla dolu bir yaşama mahkum bırakıldı. 8 çocuğu olan Turgay, en küçük çocuğu Mustafa Turgay'ı 23 yaşında Kuzey-Doğu Suriye’de DAİŞ’e karşı savaşırken yitirdi. Oğlunun hediye ettiği şalı, 2015'teki şehadetinden sonra omuzlarından düşürmeyen Turgay, şimdilerde de o şalla oğlu Ferhat için adalet mücadelesi veriyor.
Oğlunun Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisiyken 2016'da “Örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandığını aktaran Turgay, tecridin kaldırılması için 7 Kasım 2018'de cezaevlerinde başlatılan ölüm orucuna katıldıktan sonra tedavisinin yapılmaması ve cezaevindeki diğer hak ihlalleri nedeniyle oğlunun sağlık sorunları yaşamaya başladığını kaydetti.
Düşman hukuku uygulanıyor
Açlık grevi ve ölüm orucu sürecinde cezaevi yönetiminin arttırdığı baskı, şiddet ve işkence nedeniyle oğlunun psikolojisinin kötüleştiğini ifade eden Turgay, “Önceden hastalığı yoktu, fakat işkenceler ve cezaevi koşulları nedeniyle hastalıkları oluştu. Elbiselerini, kitaplarını vermiyorlar. Zamanında bu durumlar için dilekçeler verdim. Oturma eylemi yaptık ama yine baskı gören biz olduk. Şu an kaldığı Diyarbakır Cezaevi en kötü yer. Üzerlerinde zulüm ve baskılar var. İki aydır görüş yasağı vardı. Resmen düşman hukuku uygulanıyor” diye konuştu.
Bu baskı bir gün bitecek
Onurlu bir yaşam için mücadele ettiklerinin altını çizen Turgay, “Ben ve eşim geçmişten bu yana Kürt mücadelesinin içindeyiz. Şimdi de çocuklarımız, baskılara karşı mücadele veriyor. Ya tutukluyor ya da öldürüyorlar. Kürt’ün adı nerede geçse zulüm ediyorlar. Evlerimize gelip zulüm ediyorlar. Bu sene yine evimize baskın oldu, silahı üzerime doğrulttular. Bu baskı tabi ki bir gün bitecek” dedi.
Ölümleri durdurmak için
Nöbete neden katıldığını anlatan Turgay, şöyle devam etti: “Cezaevindeki tutuklularımız da bu direnişi selamlıyor, moralleri yüksek. Hastalıklarım var; kalbim, akciğerim, dizlerim hepsi sıkıntılı ama elimden geldiğince burada olacağım. Çok ama çok baskı var. Geçmiş ziyaretlerimde Halil Güneş’i de görüyordum. Çocuklarımdan çok severdim O’nu ama bu baskılar O’nu da bizden aldı. Daha fazla ölümler yaşanmasın diye nöbette olmalıyız.” AMED