- HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş, bu sürece Meclis'teki ve Meclis dışındaki bütün partilerin, sivil toplumun, meslek odalarının, gençlerin, kadınların, derneklerin, vakıfların, federasyonların ve konfederasyonların dâhil olması gerektiğini tekrarlayarak, "Çünkü bu, hepimizin süreci. Hep birlikte sahip çıkmalı, birlikte mücadele etmeli ve birlikte kazanmalıyız” diye seslendi.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) öncülüğünde Muğla’nın Bodrum ilçesinde Barış ve Demokratik Toplum Süreci: ‘Ortak Geleceğimizi Konuşuyoruz’ başlıklı panel düzenlendi. Nurol Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panelde konuşan HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş, Kürt meselesinin ancak diyalog, müzakere, yasal ve anayasal değişikliklerle çözüleceğini söyledi. Beştaş, "Hayatın her alanında bu talebi görünür ve güçlü hâle getirmeliyiz. Bu nedenle bizim açımızdan bu süreç, yalnızca bir müzakere süreci değil, aynı zamanda bir mücadele sürecidir" dedi.
Muhatabı biz belirlemedik
‘Bunu yapan iktidarla neden aynı masaya oturuyorsunuz?’ sorusunun haksızlığına işaret eden Beştaş, "Çünkü muhatap iktidardır. Türkiye halkından yetki almış olan ve bu konuda karar alma gücüne sahip olan odur" diye konuştu. Ayrıca Kürt meselesinin seçimlere endeksli olmadığını, meseleyi seçimlerin ve günlük siyasetin üstünde gördüklerini vurgulayan Beştaş, şöyle devam etti: "Mücadelemizi de bu perspektifle sürdürüyoruz. Bu sürece Meclis'teki ve Meclis dışındaki bütün partilerin, sivil toplumun, meslek odalarının, gençlerin, kadınların, derneklerin, vakıfların, federasyonların ve konfederasyonların dâhil olması gerektiğini iki yıldır her yerde anlatıyoruz. Bu, hepimizin süreci. Hep birlikte sahip çıkmalı, birlikte mücadele etmeli ve birlikte kazanmalıyız.”
Bekleme dönemi değil
'Çerçeve yasa'nın ertelenmemesini ve kapsamının dar tutulmadan Meclis Komisyonu raporunun dikkate alınmasını isteyen Meral Danış Beştaş, şöyle konuştu: “Bu dönem, bekleme dönemi değil, çalışma, mücadele etme, toplumsal basıncı artırma ve örgütlenme dönemidir. Türkiye'de yaşayan herkesin hayatına dokunabilecek, olumlu değişimler yaratabilecek önemli bir fırsatla karşı karşıyayız. ‘Her şey kötü, o hâlde hiçbir şey yapmayalım’ ya da ‘Önce iktidar değişsin sonra bakarız’ anlayışı doğru değil. Bu ertelenebilecek bir mesele değildir. İktidar değişikliği için herkes kendi siyasi mücadelesini yürütür; bu ayrı bir konudur. Bizim görevimiz ise barışı ve demokratik toplum için imkânları büyütmek ve somut sonuçlar elde etmek için çalışmaktır. Şunun farkındayız: Toplumda umut, beklenti ve inanç zayıflamış durumda. Bunu sahada görüyoruz. Eğer ortak taleplerde buluşabiliyorsak herkese düşen bir sorumluluk vardır. On binlerce insanı kaybettik. Artık yaşamı öne çıkarmak, ölüm ve savaş yerine konuşmayı, tartışmayı, siyaset yapmayı, örgütlenmeyi ve demokratik mücadeleyi büyütmek dışında başka bir seçeneğimiz olmadığını hepimiz yaşayarak gördük.” MUĞLA