• PKK’nin kuruluşuna ev sahipliği yapan Zogurlu Ailesi 50 yıl boyunca ilmek ilmek örülen Özgürlük Mücadelesi’nde 19 şehit verdi. Fatma Zogurlu, “Yaşadıklarımızı anlatmaya ne zaman yeter ne de kalem, defter. En güzel değerlerimiz mücadelede şehit düştüler. Şehitlerimize layık bir yaşam ve çabanın sahibi olmaya çalıştık.”dedi.

 

FİRAZ BARAN/KÖLN

PKK’nin kurucularından Seyfettin Zogurlu, 40 yıl önce, 12 Ağustos 1986’da Qilaban’da (Uludere) yaşanan çatışmada şehit düştü. Kız kardeşi Fatma Zogurlu, “Seyfettin abimin 1975’te Dêrsim’de okurken arkadaşları tanıdı ve katıldı. O tarihten itibaren ailemiz mücadele içinde. Babam ve dört kardeşimle birlikte ailemiz 19 şehit verdi” diyor.

Fatma Zogurlu ile üç gün boyunca, toplam on saat süren bir söyleşi yaptık. Başta kardeşi Seyfettin Zogurlu olmak üzere ailenin şehitlerini, tuksaklarını anlatırken, bugün yaratılan kazanımların nasıl ilmek ilmek örüldüğüne işaret etti.

Fatma Zogurlu, babasının altı kardeşinin olduğunu, Soyadı Kanunu sırasında kardeşlerin farklı soyadları aldığını ve bu nedenle aile içinde dört farklı soyadının bulunduğunu anlatıyor. Zogurlu dışında diğer soyadları Filiz, Filizay ve Fida.

Babası pêşmergeydi

Seyfettin Zogurlu, 1955 yılında Amed’in Lice ilçesine bağlı Fîs köyünün Deşta Fîsê mezrasında dünyaya geldi. On kardeşli bir ailenin üyesi olan Zogurlu’nun kardeşleri Alaadin (şehit), Zülyezen, Fatma, Mekiye, Ferzende (şehit), Firuze, Dara, Kendal ve Lokman’dı (şehit).

İlkokulu köyünde tamamlayan Zogurlu, Amed’de İmam Hatip Lisesi’nde ortaokula başladı, daha sonra Bağlar Ortaokulu’ndan mezun oldu. Babası Hacı Abdurrahman, 1960’lı yıllarda Irak’a karşı Mele Mustafa Barzani öncülüğünde yürütülen mücadeleye katılmak üzere Lice’den Başûrê Kurdistanê’ye gitti ve pêşmerge oldu. Bu durum, Seyfettin Zogurlu’nun daha erken yaşlarda şehirdeki yurtsever çevrelerle ilişki kurmasına ve ulusal bilincinin gelişmesine katkıda bulundu.

Hacı Abdurrahman Zogurlu: Babamdır. 1 Haziran 1984’te devlet işkence ederek öldürdü. Babam bilinçli bir yurtseverdi. 1961 Pêşmerge Hareketi başlayınca mücadeleye katıldı. 75 yenilgisi sonrası eve geldi. Arkadaşları tanıdı, onların düşüncelerini benimsedi ve şehit düştüğü güne kadar onlara yardım etti. Yeri geldi kuryelik yaptı, yeri geldi bilgisini, sevgisini paylaştı. Ev zaten arkadaşlarındı.

Raziye Zoğurlu: Annem. Eski arkadaşların hepsine emeği var. Şehit düşen ve yaşayan kurucu arkadaşlar hepsi annemi tanır, sever ve sayarlardı. Örneğin Egîd arkadaş (Mahsum Korkmaz) annemi çok severdi. Seyfettin abimle birlikte çok hareket ettiler. Annem vefat ettiği zaman Başkan da başsağlığı mesajı gönderdi ve vefat şeklinden şüphelendi. "Araştırın" dedi.

Öğretmen Okulu’ndaki komün

Lise eğitimi için Dêrsim’e giden Seyfettin Zogurlu, Öğretmen Okulu’na kaydoldu. Fatma Zogurlu’nun anlatımına göre, 1975’te 11 yurtsever ve solcu öğrenci okulda bir “Kürdistan Komünü” oluşturdu. Komünün amacı, ekonomik olanakları ortaklaştırmak ve günlük olarak teorik çalışmalar yapmaktı.

Komünde Seyfettin Zogurlu’nun yanı sıra Cuma Tak, Veysi Badem, Mehmet Sevgat ve Yılmaz Dağlum gibi isimler yer alıyordu. Öğrencilerin her biri okulun farklı bir bölümünü örgütleme görevini üstlendi. Zamanla komün, Öğretmen Okulu’nda belirleyici bir konuma geldi.

Seyfettin Zogurlu: Qilaban’da (Uludere) 12 Ağustos 1986’da büyük bir çatışma yaşandı. Grubun komutanı Seyfettin Zogurlu’ydu. Gerillaların bir askeri tabura yönelik saldırısında 20’den fazla asker öldürüldü, onlarca asker yaralandı. Seyfettin de çatışma sırasında şehit düştü.

Dêrsim’den Kürdistan’a yayıldı

O dönemde Ali Haydar Kaytan, Hamili Yıldırım ve Sakine Cansız da okula gidip geliyordu. Grup, özellikle Ali Haydar Kaytan’ın düşüncelerinden etkilendi ve 1975’te, henüz grup aşamasında olan Apoculara katıldı.

Dêrsim Öğretmen Okulu, Apocuların Bakurê Kurdistanê’nin farklı bölgelerine yayılmasında önemli bir merkez haline geldi. Öğrencilerin Dêrsim, Riha, Amed, Mêrdîn, Mûş ve Wan gibi kentlerden gelmesi, 11 kişilik komünün etkisinin farklı bölgelere taşınmasını kolaylaştırdı.

Aile tümüyle Apocu oldu

Fatma Zogurlu, Dêrsim Öğretmen Okulu’ndan döndükten sonra abisinin nasıl değiştiğini şöyle anlatıyor: “Abim, babamdan ötürü Kürdistan bilincine sahipti. Eve geldiği zaman anneme ve babama arkadaşları anlattı. Sonra arkadaşlar bizim eve gelmeye başladı. Onların yaşamları, düşünceleri hepimizi etkiledi. Aile tümüyle Apocu oldu.”

Eve gelenlerin kimler olduğunu sorduğumuzda ise şöyle cevap veriyor: “Delil Doğan, Mahsum Korkmaz ve Mazlum Doğan sanki evin çocukları gibiydi. Annem kendi çocuklarını nasıl seviyorsa, onları da aynı seviyede seviyordu. Sakine Cansız, Ali Haydar Kaytan ve diğer arkadaşlar da geliyordu.”

Alaaddin Zogurlu: Abimdir. Ailenin en büyük çocuğudur. 12 Haziran 1987’de Amed şehir merkezinde yaşanan çatışmada şehit düştü.

Ezbere okunan ‘Herne Pêş’

Fatma Zogurlu, mezrada okul bulunmadığı için düzenli bir eğitim alamadı. Halasının kızı ona Arap alfabesini ve Kur’an okumayı öğretti. Seyfettin ise bir yaz tatilinde ona Latin alfabesiyle okuma yazma öğretti.

Fatma Zogurlu, 1975 yazına ilişkin anılarını şöyle aktarıyor: “Seyfettin abim bana Latin alfabesiyle okumayı öğretti. Okumayı çözdüm. Bana Selahaddin Eyyubi hakkında bir kitap getirdi. Sonra Mem û Zîn’i getirdi. Kitabın kapağında çok güzel bir kız vardı. Seyfettin abim o resmi elle çizdi ve çerçeve içine aldı… Yine bir gün nakış işliyorum. Okuldan geldi, ‘Xwuşka min, nedir bu yaptığın?’ dedi. ‘Annemin nakışlarıdır’ dedim. ‘Min xwuşka xwe re tiştekî xweş aniye’ dedi. Bana bir şiir getirmişti. ‘Bu şiiri ezberlersen sana bir hediye getireceğim’ dedi. O gün sabaha kadar şiiri ezberledim ve ezbere okudum. Beni başımdan öptü. Şiir, ‘Herne Pêş’ şiiriydi. Ardından geldiğinde bana hediye olarak Al Yazmalım’ı, İnce Memed’i ve Suç ve Ceza’yı getirdi.”

13 yaşında 3 ay işkence

Ferzende Zogurlu: Kardeşimdir. 5 Kasım 1987’de Fîs köyünde devlet güçleri tarafından katledildi. Ferzende daha 13 yaşındayken 3 ay işkencede kalmıştı. Ama tek bir söz ağzından çıkmamıştı. “Babamın sözü aklımdan çıkmıyordu” derdi. Babam, kulaklarını göstererek bize şunu nasihat ediyordu: “Yekî bikin serad, yekî jî bikin bêjing.” İkisiyle de buğday elersin. Serad’ın elekleri daha geniştir, bêjing daha sıktır. Bazı sözler vardır, kulağından girsin ve içinde kalsın. Bazı sözler de vardır, bu kulağından girsin diğerinden çıksın demek istiyordu. Ferzende o yaşında bu sözü aklında tutmuş ve direnmiş.

Ahmet Zogurlu: Tahir amcasının torunudur. Ferzende Zogurlu ile aynı gün devlet güçleri tarafından katledildi.

Halkı örgütledi

Serxwebûn gazetesinin Kasım 1986 sayısında Seyfettin Zogurlu’nun yaşamı ve çalışmalarına ilişkin iki sayfalık bir yazı yayımlandı. Yazıda Zogurlu’nun Amed dönemi şöyle anlatılıyordu: “Dêrsim'de genç bir devrimci militan haline gelen ve Öğretmen Okulu'nu bitiren Seyfettin Zogurlu yoldaş, Amed’de Eğitim Enstitüsü'ne kaydoldu ve 1977-1979 yılları arasında bu şehirdeki devrim çalışmalarının içinde yer aldı.

Seyfettin Zogurlu, Mazlum Doğan, Yaşar Organ ve diğer yoldaşlarla birlikte şehirde devrimci gençlik gruplarının büyütülmesi, ulusal kurtuluşçu düşüncenin işçi, köylü, esnaf vb. halk kesimlerine götürülmesi çalışmalarında bulundu. O, şehri ve eski yurtseverleri tanıyordu. Kişilik olarak da insanlarla ilişki geliştirmede ustaydı. Bu nedenle geniş kitleleri Hareket’e ve mücadeleye açtı. Seyfettin Zogurlu, 1979 yılında da Batman, Mardin ve Siverek alanlarında devrimci mücadeleye ve direnişe katıldı."

Kuruluş kongresine ev sahipliği

Seyfettin Zogurlu, PKK’ye henüz grup aşamasındayken katılan ilk kişilerden biri. Onun bir diğer önemli özelliği ise PKK’nin kurucuları arasında yer almasıydı.

Zogurlu’nun Amed döneminde yaptığı önemli çalışmalardan biri, Duran Kalkan ile birlikte PKK Kuruluş Kongresi’nin örgütlenmesine katkı sunmak oldu. Kongre, Zogurlu’nun Deşta Fîsê mezrasındaki evinde gerçekleştirildi ve 23 kişi katıldı.

Katılımcılar önce Amed merkezine geliyor, buradan araçlarla Fîs’e götürülüyordu. Kongrenin güvenliğini de Seyfettin Zogurlu ve kuzeni Zeki Zogurlu sağladı.

Bir baba ve iki oğlu

Hamdullah Zogurlu: Yeğenimdir. Abim Alaaddin’in oğludur. 1993’te Türk devlet güçleriyle savaşırken şehit düştü.

Zana Zogurlu: Yeğenim, Abim Alaaddin Zogurlu’nun oğludur.  Zana ve kardeşim Lokman Zogurlu'yu 10 Ekim 1993’te JİTEM öldürdü. Zana 17, Lokman 13 yaşındaydı. Yaşadıklarımız ayrı bir acıdır, Alaadin abimi düşünürsen apayrı bir acıdır. Kendisi ve iki oğlu şehit düştü. Lokman’ı işkence ile öldüren binbaşı felç oldu. Tekerlekli sandalyedeydi. İntihar etti. Eşine şöyle demiş: “Ben o küçük çocuğa işkence ettim. Ben namaz bile kılarken o çocuk geliyor ve karşımda duruyor.”

Durmak bilmeyen hareketlilik

Seyfettin Zogurlu, 1980 yılının ilkbaharında Lübnan’a gitti ve burada üç ay süren askeri eğitime katıldı. Eğitimin ardından Kürdistan’a dönen Zogurlu, PKK I. Konferansı dönemine kadar Mahsum Korkmaz ile birlikte arkadaşlarının Lübnan’a geçişine yardımcı oldu. Ayrıca Rojhilatê Kurdistan’a giderek yeni ilişkiler geliştirdi. 1981 yazında ikinci kez yurt dışına çıkan Zogurlu, PKK I. Konferansı’na katıldı. Konferansın ardından bazı parti görevlerini yerine getirmek üzere yeniden Kürdistan’a döndü ve 1982 baharına kadar çalışmalarını sürdürdü.

Hücum grubunun komutanıydı

Haziran 1982’de İsrail’in Lübnan’ı işgali sırasında esir düştü. Serxwebûn gazetesinin Kasım 1986 tarihli sayısında, Zogurlu’nun 1984 baharına kadar esir kamplarında tutulduğu ve burada arkadaşlarıyla birlikte “Ansar Serxwebûn” adlı bir yayın çıkardığı belirtiliyor: “1984 Baharına kadar esir tutulan Seyfettin Yoldaş, burada yoldaşlarıyla birlikte Ansar Serxwebûn isimli bir yayın çıkardı, Kürdistan’ı ve PKK’yi tanıtan yazılar yazarak Arapçaya çevirdi ve yayınladı. Zindandan çıkınca 1985 sonbaharında Hakkari bölgesine ulaştı. Kış ayları boyunca yöreyi ve kitleleri tanıdı, alanda bulunan arkadaşlarıyla kaynaştı ve bahar atılımı için yapılan hazırlık çalışmalarına katıldı. 18 Mart 1986 günü Hakkari bölgesinde bahar atılımını başlatan Uludere-Roboskî Karakolu baskınında hücum grubunun komutanıydı. Ardından gerçekleşen çok sayıda silahlı eylemde değişik düzeylerde görev aldı.”

Qilaban’da (Uludere) 12 Ağustos 1986’da büyük bir çatışma yaşandı. Grubun komutanı Seyfettin Zogurlu’ydu. Gerillaların bir askeri tabura yönelik saldırısında 20’den fazla asker öldürüldü, onlarca asker yaralandı. Seyfettin de çatışma sırasında şehit düştü.

Naif Tolan: Kız kardeşim Mekiye’nin eşidir. 1993’te JİTEM tarafından katledildi.
Serdar Demir: Kızkardeşim Zülyezen’ın oğludur. 1993’te Muş’ta devlet güçleriyle savaşırken şehit düştü. Serdar doğduğu zaman Seyfettin abim doğum hediyesi olarak ablama İnce Memed kitabını vermişti. İnce Memed gibi savaşçı oldu. Her birinin ayrı bir öyküsü, acısı, anıları var.
Tekin Demir: Resul dayımın oğludur. 1993’te devletle savaşırken şehit düştü.
Sıdık Demir: Hamit dayımın oğludur. 1993’te şehit düştü.
Cengiz Demir: Resul dayımın oğludur. 1999'da Garzan’da şehit düştü.
Fatma Demir: Fevzi dayımın kızıdır. Kod adı Arjin Amed’di. 2016'da Medya Savunma Alanları'nda şehit düştü.
Fatoş Zogurlu: Hüseyin amcamın torunudur. 2022'de Medya Savunma Alanları'nda şehit düştü.
Murat Filiz (Zogurlu): Mehmet amcamın torunudur.

Çocukları Başkan’ın yanında büyüdü

Cemile Zogurlu: Seyfettin abimin eşi ve akrabamızdır. 1975 Haziran ayında evlendiler. İki çocukları oldu: Rêdar ve Delîl. Çocuklar, Başkan'ın yanında büyüdüler. Rêdar gerilladır.

Rojhat Fida (Navdar): 2019'da Nazimiye'de şehit düştü. Ali amcamın torunudur.

Fatma Zogurlu, son olarak şöyle konuştu: “Yaşadıklarımızı anlatmaya ne zaman yeter ne de kalem, defter. En güzel değerlerimiz mücadelede şehit düştüler. Şehitlerimize layık bir yaşam ve çabanın sahibi olmaya çalıştık. Seyfettin abimi ve onun şahsında da bütün şehitlerimizi saygıyla anıyorum.”

***

İki kova hamur ve Haki Karer’in afişleri

Fatma Zogurlu, abisi Seyfettin’in eve çok sayıda afişle geldiği bir anısını şöyle anlatıyor: “1 Mayıs 1977 Taksim katliamı olmuştu. Kanlı 1 Mayıs. O zaman amcamın oğlu Remzi bize geldi. Pencereyi çaldı ve ‘Ben Amed’de televizyonu izledim. Seyfettin de İstanbul’da, yürüyüşlerin içindeydi’ dedi. Babam merak etti, İstanbul’a gitti ve birlikte eve geldiler. Aynı dönemde bir gün bir kucak dolusu afiş getirdi. Afişte bir gencin fotoğrafı vardı. İki kova hamur yoğurduk. Bir tanesini yengem, Alaadin’in eşi, bir tanesini de ben hazırladım. İnce bir hamur yaptık. Seyfettin abim afişleri götürdü. Gelip geçen arabalar görsün diye karayolunun etrafında ne kadar elektrik direği, ne kadar kaya varsa afişleri hamurla yapıştırdı. Taa Lice’ye kadar...

Sonradan öğrendik ki o fotoğraftaki kişi Haki Karer’miş.”

***

‘Beşikteki çocuğu da öldüreceğiz!’

Ailede çok sayıda kişinin tutuklandığını ve yıllarca cezaevinde kaldığını belirten Fatma Zogurlu, aile üyelerinin ağır işkenceler gördüğünü anlatıyor:

* Örneğin kız kardeşim Kendal 12,5 yıl hapis yattı. Aile üyeleri arasında çok ağır işkence görenler var. ‘Zogurluların beşikteki çocuğunu bile öldüreceğiz’ diyorlardı.

* Kardeşim Dara daha çocuktu, ona ölesiye işkence yaptılar.

* Resul dayımın öyküsü mesela, kendi başına büyük bir mücadeledir. Kendisi 12,5 yıl hapis yattı. İki oğlu şehit, bir oğlu dağda, bir oğlu 1993’ten beri hapiste.

‘Bizim köy 400 haneden fazladır’

Fatma Zogurlu, dönemin baskıları nedeniyle köyün büyük ölçüde boşaldığını söylüyor: “Bizim köy 400 haneden fazladır. O dönemde hemen hepsi köyü terk etti. Çünkü, devlet bütün yaşlılara işkence yaptı ve hepsi 1,5-2 sene içinde öldüler!”