- Şehitlerin taziyesi, on binlerce kişi tarafından ziyaret edildi. Büyük bir sahiplenmenin olduğu taziye alanında herkesin duygusu bir: “Onlara borçluyuz.”
Tarihi çağrı, tarihi kararlar, tarihi adımlar, tarihi yasa… Kürdistan son dönemlerde hiç olmadığı kadar önemli gelişmelere şahitlik ederken, bu tarihi anlardan biri de Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde şehit düşenler için kurulan taziye oldu. Kürdistan, tarihinde hiç bu kadar toplu bir taziye yaşamadı. Taziyenin tarihi olması kadar, taziyede yaşananlar da Kürtlerin direniş tarihine yakışır anlardı. Amed'deki taziyeye üç gün boyunca sabahın erken saatlerinden itibaren binlerce yurttaş katıldı.
Şehitlerin fotoğrafları karanfillerle birlikte masaya bırakılırken, sık sık atılan “Şehîd namirin” sloganı taziye alanındaki herkesin hüznünü bir nebze de olsa azaltıyordu, çünkü şehitlerin bıraktığı direniş, mücadele ve mirasla yaşadığının hatırlatması oluyordu.
Başkasının taziyesi değildi
“Ateş düştüğü yeri yakar” sözünün Kürdistan’da hiçbir karşılığının olmadığı, taziye alanında bir kez daha gözler önüne serildi. Öyle ki kimse başkasının taziyesine gelir gibi değildi. Herkes kendi taziyesine geliyordu, günboyu kendi taziyesiymiş gibi alandan ayrılmıyordu. Öyle ki, biz de yazdığımız haberlerde, aileye taziye dileklerinde bulunulduğunu yazmayı unutuyorduk, çünkü o taziye tüm Amed’in, Kürdistan’ın taziyesi olmuştu. Öylesi güçlü bir sahiplenme yaşandı. Kimi zaman aileler, taziyeye gelenleri teselli ediyordu. Ailelerin güçlü duruşu, “Negirîn, şehîd namirin” deyişi, müthiş bir gurur ve güç veriyordu taziye alanındakilere. Konuştuğum bir kayıp yakınının, ailelerin güçlü duruşuna dikkat çekerek, “Ölüsüne kavuşmamış, ölü kabul etmiyor. Barışın inşacısı yakınlarıyla gurur duyuyorlar” demesi, aslında oradaki durumu özetliyordu.
Sürece desteğin anlamı
Taziye alanında öne çıkan en güçlü mesajlardan biri de Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair oldu. Sürecin bu aşamaya gelmesinde şehitlerin büyük bir payı olduğunu belirten yurttaşlar, “Onlara borçluyuz, ne yaparsak yapalım borçlarını ödeyemeyiz. Onların mücadele mirasına sahip çıkmamız, bu sürece en büyük desteği vermemiz, boynumuzun borcudur” diyerek, sorumluluklarının bilincinde olan bir yerde duruyordu. Yine bir kayıp yakınının, “Kürtlerin kendi ölülerine verdiği değer, diğer halklardan çok farklı. Çok acı çektiler ama acılarını çok büyük sahiplendiler” demesi, Kürtlerin mücadelesindeki haklılığını ortaya koyuyordu.
Acı da gurur da ortaktı
Üçüncü günün sonunda yine Koşuyolu Parkı’nda gerçekleştirilen anma etkinliğinde de benzer duygular yaşandı. Fotoğraflara bakanlar, fotoğrafları öpenler, gözünde hüzünle birlikte gururu barındıranlar, attıkları “Şehîd namirin” ve “Bijî Serok Apo” sloganlarıyla adeta Amed’i inleten gençler, kadınlar ve çocuklarının sinevizyonda görüntüsünü görerek gözlerinde birçok duyguyu barındıran anneler… Kendi taziyeleri gibi üç gün boyunca sahiplenen anneler, acıyı da gururu da ortaklaştırdı.
Yine hem taziyeyi hem de anmayı en çok sahiplenen kesimlerden biri de gençlerdi. Her gün taziye alanına kitlesel bir şekilde sloganlarla giriş yapan gençler, anmada da pür dikkat görüntüleri izlediği sinevizyonla farklı duygular yaşadı. Gençlerin duygusunu yansıtmak çok zor. Hüzün, acı, öfke, gurur, şehitlerin bıraktığı mücadeleyi, mirası büyütme kararlılığı… Daha birçok duyguyu barındırıyordu gençler.
“Taziye alanındaki güçlü duyguları daha fazla nasıl yansıtabilirim?” diye düşündüğüm bir anda, bir gazeteci arkadaşımın, “Buradaki duyguyu tam olarak yansıtmak mümkün değil” demesi, yaşananların özetini ortaya koyan bir cümleydi…
RUKIYE PAYİZ ADIGÜZEL/AMED