Kadın örgütlülüğü ve komünal yaşam

Forum Haberleri —

19 Ekim 2020 Pazartesi - 22:05

  • Bu nedenle şiddetin kaynağını ve üretenini tanımak, anlamak hayati önemdedir. Toplumsallığın başlangıcında komünal yaşamın temelleri kadın aklıyla, duygusuyla atılmıştır, öte yandan insanın en güzel, en özgür hali de çocuklardır.

VİYAN TOLHİLDAN

Herkes diyor ki; neden çocuklara saldırılıyor! Aynı zamanda nasıl olur bir erkek, kadına şiddet uygular ya da onu öldürür! Biz çok iyi biliyoruz ki, bu zihniyet binlerce yıla dayanır ve gittikçe de derin bir şekilde bütün insani değerleri ayak altına alır. Şiddeti, sadece işkence veya ölümle tanımlamak eksik kalır. Bu günü doğru okursak işte o zaman şimdiki devlet ya da sistemi sınırlı ele almayız. Eğer köklü ele alırsak işte o zaman hem erkek egemen zihniyetin ve devletin hem de kapitalist sistemin birbirini tamamlayan, besleyen, sürdüren hastalıklar olduğunu anlarız. Bu nedenle şiddetin kaynağını ve üretenini tanımak, anlamak hayati önemdedir. Toplumsallığın başlangıcında (günümüze silik de kalsa) komünal yaşamın temelleri kadın aklıyla, duygusuyla atılmıştır, öte yandan insanın en güzel, en özgür hali de çocuklardır. Bu nedenle çirkinliğin, iktidarın temsili olan erkek egemen zihniyetin ilk hedefi de kadın ve çocuklar olacaktır. Eğer biz şiddeti bireylerle-olaylarla sınırlı ele alıp devletten adalet isteme, kapitalist sistemden özgürlük bekleme, erkekten de kurtuluşu bekleme arayışında olursak, bu vahşi durumu doğru anlayamaz ve bu soruna çözüm getiremeyiz. O nedenle bu derin bağlantıyı iyi görüp tahlil etmemiz gerekiyor.
Az çok herkes erkek egemen sistemi biraz da olsa okumuş ve nasıl tahakküm ettiğini de bilir. Erkek ve onun yarattığı sistem, Neolitik dönemden bu yana kadının doğal otoritesini kıskanır ve kaba gücünü kullanarak bununla kendini ifade eder. Karşılıklı çıkar temelinde güçlü, yaşlı ve tecrübeli erkekler tahakkümünü kadına karşı kurmak istemiştir. Kadından alınan her tecrübe kadının aleyhine kullanılır. Ayını zamanda da kadından her şeyi almak için bin bir hile ve kurnazlığa başvurulur. Egemen erkeklik devlet ile kurumlaşmasını sağlamlaştırmıştır ve zamanla bütün güzel, doğal, kolektif ve birlik içinde olan ne varsa yani bir bütün özgür yaşama dair ne varsa hapsetmiştir. Tarih boyunca güzelliğin ve çirkinliğin, doğrunun ve yanlışlığın, onurun ve namertliğin, özgürlüğün ve egemenliğin çatışması sürmüştür.
Peki, böyle bir gerçeklik içerisinde zayıflatılan ahlaki ve politik bir yaşam nasıl güçlendirilir ve kesintisiz akışı sürdürülür? Burada üzerinde durulmayan ve önemli olan husus çocuklardır. Toplumsal hakikat çocuklar özgür yaşadıkça sürdürülebilir. Bu nedenle egemen sistem çocukları hedef alır ve kendi ideolojisini, fikrini, isteklerini ve ahlakını öğretir. Erkek çocuklardan işçi, köle ve birer asker yaratmak, kız çocuklardan da köle, hizmetçi, fahişe ve nesil sürdürme aracı yaratılmaktadır. Çocuklara böyle bir rol biçilmektedir. Bunun dışında çocuklara makul olarak sunulan gelecek veya tercihler yoksulluk veya zenginlik içerisinde de olsa iyi bir sistem insanı olmak şeklindedir. Egemen erkeğe yücelik atfedilirken bir de düşman yaratılır ki o da ona karşı mücadele eden kadınlar ve diğer toplumsal kesimlerdir. Bütün savaşları bunlara karşıdır. Erkek egemen sistem yumuşak yöntemleri yetersiz gördüğünde insanların onurunu kırmak için bazen erkeklere de tecavüz eder ve susturmak için her şey yapar. Erkek şiddeti deyip geçmememiz lazım, çünkü bu şiddet ve saldırı kültür, kimlik, irade, nesil, toplum, siyaset, inanç ve doğaya karşıdır.
Bu durumda devlet ve kapitalist sistem ile cinsiyetçilik ve faşizm, erkek egemenliği üzerinden şekillenmiş ve zirveye ulaşmıştır. Her gün onlarca katliam, tecavüz bir bütün çocuklardan başlayıp tüm toplumsallığa karşı yürütülen özel/kirli savaş, kapitalist modernite’den bağımsız değildir. Her yüzyılın yol ve yöntemleri değişir, ama zihniyet aynıdır. Eğer ki TC sistemi ve tüm devletler bugün en kirli siyasetle kadın ve çocuklara karşı savaşıyorlarsa, bu egemen sistemden kaynaklıdır. Geçmişte Tiamat’ı parçalayan Mardukla, saraylarını cariyelerle dolduran padişahlar ve çocuklarının her türlü hizmetine koşturan egemenlerin günümüz egemenlerinden farkı, daha ince yöntemler ile daha vahşi, ahlaksız, tecavüzcü, işgalci ve talancı kafa yapısını modernist bir sistem haline getirmelerinin yanı sıra bunu toplumdaki tüm erkeklere yayma çalışmasıdır. Ancak bizim bu toplum mühendisliği ile yaratılan egemen erkek zihniyetine net bir cevap vermemiz gerekiyor. O da paramparça edilen kadını örgütleyip bir araya getirmek ile olur.
Önder Apo’nun felsefesiyle örgütlenme ve kadın öncülüğünde hem kendimizi hem de bütün çocukları bu çatı altında birleşerek kadın özgürlük sistemini inşa etmek ve korumak asıl özgürlük ve kurtuluş yolumuzdur.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.