Kürtleri pazarlık konusu yapmayın 

Dünya Haberleri —

20 Mayıs 2022 Cuma - 21:30

Zübeyir Aydar

Zübeyir Aydar

  • KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar, İsveç ve Finlandiya’ya Erdoğan’ın şantajlarına teslim olmama çağrısı yaparak “Bizim üzerimizden Türkiye’yle pazarlık yapmayın. Kürt halkını karşınıza almayın ve dost olun” dedi.

ERKAN GÜLBAHÇE / SAARBRÜCKEN

Türk Cumhurbaşkanlığı, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerine yönelik vetosunu kaldırmak için NATO Genel Sekreterliği ve ilgili ülkelere bir dizi şart koşuyor. AKP’ye yakın haber kaynaklarınca sızdırılan bilgilere göre; Türkiye’nin şart koştuğu 10 madde arasında PKK ve YPG’ye verilen desteğin kesilmesi, Kırmızı Bülten ile aranan isimlerin iadesinin hızlandırılması gibi talepler de var. Kürt siyasetçilerin Avrupa ülkelerinde kabul görmesi ve parlamentolarda konuşmalar yapması da Türkiye’yi rahatsız ediyor. İsveç Parlamentosu’nda 27 Nisan’da yapılan “Türkiye’de demokrasi sorunu ve PKK yasağı” konulu konferansta konuşan Kürt siyasetçi Zübeyir Aydar’a ilişkin “parlamentolarda konuşturulmasın” talebi de  öne sürülen maddelerden birisi. Erdoğan’ın hedefindeki Kürt siyasetçilerden KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar ile tüm bu güncel gelişmeleri konuştuk. 

Öncelikle Türk devletinin İsveç’in NATO üyeliği konusunda PKK ve YPG şantajı ile bunun etrafında gelişen tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Erdoğan’ın İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olması konusunda gösterdiği tavır tamamıyla Türkiye’nin Kürt politikasıysa izah edilmesi gereken bir durum. Çünkü; Türkiye, Kürt’ün her düzeydeki varlığına, dünya ile geliştirdiği bütün ilişkilere karşı. Bu anlamda Erdoğan’ın eline bir fırsat geçmiş ve buradan da birçok yönden şantaj yapıyor. Türkiye şantajıyla tüm NATO ülkelerine ‘Kürtlerle ilişkilenmeyeceksiniz. Ya ben ya Kürtler’ mesajı veriyor. Kürt’ün varlığına hiçbir yerde tahammül edemeyen AKP, bu anlamda İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konusunda şantaj yapıyor. Kürdistan Özgürlük Mücadelesi üzerinde pazarlık yaparak, oradaki ilişkileri engellemeye çalışıyor. Bu işin görünen tarafı ama öbür tarafta Erdoğan’ın farklı amaçları da var. Türkiye’deki hayat pahalılığı, hükümetin içinde bulunduğu sıkıntıları unutturmak için kamuoyunun ilgisini dışarıya yönlendiriyor. Diğer taraftan da milliyetçi kesime seçim propagandası yapıyor. 

Erdoğan, İsveç’in ‘terör kuluçkası’ olduğunu öne sürdü. Mesele İsveç mi, yoksa Amerika’dan taviz koparmak mı?
Erdoğan ‘İsveç terör kuluçkası veya terör yuvası’ diyerek aslında elini güçlendirmeye çalışıyor. Çok yönlü bir plan söz konusu. Mesajı bir taraftan İsveç ve Finlandiya’ya diğer yandan Amerika’yadır. Amerika’dan silah satışı, Halk Bankası ve IMF gibi konularda tavizler almaya çalışıyor ve pazarlık yapmaya çalışıyor. Bu aynı zamanda İsveç şahsında diğer NATO ülkelerine yönelik de bir mesaj. Bir taraftan da NATO’nun genişlemesine karşı olan Rusya’ya göz kırpıyor. Buradan sonuç almaya çalışıyor. Sonuç alıp alamaması da bizim ve dostlarımızın mücadelesine bağlı. Dostlarımızla birlikte bu politikalara karşı her tarafta belli bir duyarlılıkla çalışıyoruz. 

Kürt Hareketi’nin kriminalize edilmesi Palme suikastıyla birlikte başladı. Tekrar böyle bir ihtimal var mı? Türkiye’nin Kürt hareketine karşı Batı’da kurmak istediği bu yeni konsept tutar mı?
Hareketimiz Kürtlerin olduğu her yerde çalışma yapıyor. Devam eden 38 yıllık bir savaş söz konusu. Türkiye, NATO’nun olanakları ve müttefikleriyle bu savaşı yürütüyor. Eğer onlar desteklememiş olsaydı Türkiye bu savaşı bu kadar süre yürütemezdi. Silahla, diplomasiyle, ekonomiyle birçok yönü ile desteklediler. Palme suikastı Kürdistan Özgürlük Hareketi’ne karşı kurulan bir komploydu. Kürtler burada iki şekilde mağdur oldu. Birincisi Palme Kürt dostuydu. Bu dostun suikasta uğraması Kürtler açısından büyük bir kayıptı. En büyük kayıp da bu dostun Kürtlerin eliyle öldürüldüğünün söylenmesidir. O dönemin polis şefleri, savcıları bunu PKK ve Kürtlerin yaptığını yaydılar. Bu komplo kriminalizenin en önemli adımlarından biriydi. Ona dayanarak ‘terör listeleri’ gelişti. Erdoğan’ın, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya girmek istemesiyle başlayan süreçle birlikte esas amacı anti Kürt NATO konsepti oluşturmaya yöneliktir. Nasıl Palme suikastıyla bir kriminalize süreci başlatıldı. Buradan da NATO’yu tekrar Kürtlere karşı nasıl kullanabilirim, desteği nasıl arkama alabilirim, Kürt mücadelesini uluslararası alanda nasıl tecrit edebilirim arayışı içerisindedir. Ancak bunun çok tutacağını sanmıyorum. Kürtler eski Kürtler değil. Biz eskisi gibi 1986’daki gibi ilişkisiz durumda değiliz. Büyük bir mücadele var. Büyük bir deneyim var. Biz de dostlarımızla birlikte bu konsepte karşı duracağız.

Türkiye’nin öne sürdüğü şartlar arasında sizin için de ‘parlamentolarda konuşturulmasın’ deniyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye, on şart ileri sürmüş. Bu şartlardan birisinde de benim adım geçiyor. Öyle görünüyor ki bizim bu tür girişimlerimiz onların çok zoruna gitmiş. Bu anlamda ‘Bunların boy göstermemesi gerekiyor’ diyor. Bu tek başına İsveç’e yönelik şart değil aslında tüm NATO ülkelerine yönelik bir mesajdır. Fakat bu tutmaz. Çalışmalarımızı her düzeyde sürdüreceğiz. İki gün önce farklı görüşmeler için Avrupa Parlamentosu’ndaydım. Erdoğan istedi diye her tarafta bize kapılar kapanacak değil. Bizim de ilişkilerimiz var. Bizim de bu konuda yapabileceğimiz şeyler var. Rahatsız oldukları bu girişimlerimizi daha fazla yoğunlaştırarak cevap olmaya çalışacağız.

Son gelişmelerle ilgili İsveç’ten size yansıyan bir gelişme oldu mu? İsveç yönetiminin Ankara’ya taviz vereceğini düşünüyor musunuz?
Türkiye şu anda topyekun bir biçimde Kürtlere saldırıyor. Kürtlerin değerlerine, Rojava’ya, Güney Kürdistan’a saldırıyor. Güney Kürdistan’da her gün onlarca kez kimyasal silahlar kullanıyor. Kuzey Kürdistan’da insanlar nefes alamaz duruma getiriliyor. On binden fazla siyasi tutuklu var. Türkiye cezaevlerinde işkence ve kötü muamele giderek daha fazla yayılıyor. Cezaevlerinde infazlar yaşanıyor. Demokratik siyaset yolları tümden kapatılıyor. Tüm muhaliflerin sesi kesiliyor. 
Biz bu çerçevede hem bütün NATO ülkelerine hem Batı bloğuna hem İsveç ve Finlandiya’ya sesleniyoruz. Bizim üzerimizden Türkiye’yle pazarlık yapmayın. Türkiye’nin Kürdistan’da yürüttüğü savaşa ve savaş suçlarına destek ve ortak olmayın. Türkiye ve Erdoğan sizin Kürt politikanızı belirlememeli, belirleyemez. Türkiye ve Erdoğan’ın istediği konuma gelmeyin. Kürt halkıyla dost olun. Kürt halkını karşınıza almayın. Bütün NATO ülkelerine bütün Batı bloğuna özelde de İsveç ve Finlandiya’ya şunu söylüyoruz: Biz sizlerle dost olmak istiyoruz. Kürtler size dost eli uzatıyor. Güvenliğiniz için tedbir alabilirsiniz ama bunun için gidip Türkiye’yle bizim üzerimizden pazarlıklar yapmanızı istemiyoruz. 

Türkiye’nin iade taleplerine ilişkin neler söylemek istersiniz? 
Türkiye İsveç’ten bazı kişilerin iadesini istiyor. Bunların arasında Kürtler de var. Basına kimi isimler düştü. Bunlardan biri rahmetli Dr. Siraç Bilgin’dir. Siraç Bilgin, İsveç’te mülteciydi ve 7 yıl önce vefat etti. Bu listeler nasıl oluşturulmuş. Türkiye bu anlamda kendini komik duruma düşürüyor. İsveç’in muhalifleri iade etmesi kolay değil. İşleyecek bir süreç var. Türkiye’nin tüm taleplerine karşı duracağız. Tüm siyasi, diplomatik ve hukuki girişimlerimizi sürdüreceğiz. Bizim şu anda hem İsveç’te hem Finlandiya’da arkadaşlarımız kriz masası gibi komiteler oluşturmuşlar. Bunun üzerinde çalışıyorlar. Kendileriyle ilişki halindeyiz. Bu konuda bizde çabalarımızı her düzeyde sürdüreceğiz. 
 
Sizce Erdoğan’ın bu şantaj politikasıyla sonuç alması mümkün mü?
Şu anda basında Amerika’dan Avrupa’ya kadar Erdoğan’ın ne kadar şantajcı olduğunu ve bunları şantaj için yaptığı yazılıp çiziliyor. Türkiye’nin kirli yüzünü, Türkiye’nin Rojava, Güney Kürdistan ve Kuzey Kürdistan’daki savaş suçlarını dünyanın her yerinde gündem yaparak, biz de bu işin takipçisi olacağız.  Onlar haksız bir saldırı başlattılar. Bu saldırılarında da boğulacaklar. Günün sonunda kaybeden haksız taraf olacak. Kaybeden hukuksuz taraf olacak. Kaybeden Erdoğan ve şürekası olacak. Kazanan taraf haklı taraf ve Kürdistan Özgürlük Mücadelesi ile halkımız olacak. 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.