Kurucu söylem olarak Newroz
- 1950'li yıllara ait fotoğraflara, özellikle de Newroz fotoğraflarına, baktığımızda Newroz'un Kürtleri Araplardan ayıran siyasi bir sembol olarak öne çıktığını görürüz.
LUQMAN GULDIVÊ
Newroz üzerine söylenen efsane ve destanlarda öne çıkan figür hangisidir? Demirci Kawa mı yoksa Cemşîd mi? Nasıl ki Demirci Kawa figürünün öne çıkıyor olması belli bir söylemin etkisiyle mümkünse, aynı şey Cemşîd -Ferîdûn'un soyunun atası olarak öne çıkar- figürünün öne çıkıyor olması için de geçerlidir. Dolayısıyla hangi figürün öne çıkacağına dair yönlendirmeler barındıran bu söylemlerin ikisi de ideolojiktir ve bu söylemlerden biri hiç de günahsız değil.
Biz daha günahsız olan söyleme odaklanacağız, ancak öncesinde ben yine de günaha girip günahsız olmayandan da bahsedeceğim biraz: Bu söylemin kaynağı bilindik şahnamelerden biridir ve bu şahname Kürdî bir şahname değil.(1) Firdevsi'nin esasında tarihi bütün olarak şahların lehine meşrulaştıran Şahname'sinden söz ediyorum. Firdevsi, Newroz'u da kendi ideolojik konumlanması üzerinden ele alarak anlatının merkezine bir şahı yerleştirir. Bu şah Ferîdûn'dur. Firdevsi'nin Şahname'sinde sonuç olarak zalim Dehak (ya da Zehak) öldürüldükten sonra Demirci Kawa ve medeniyetten kopuk Kürtlerin desteğiyle şahlığa Ferîdûn geçer. Allah affetmesin, bu tamamen egemene ait bir argümandır; ki bu metin melik ve şahlar için yazılmış, şahın egemenliğini topluma kabul ettirmeye dönük kurucu metinlerden biridir. Şahları da kibirden uzak durmaları için uyarır.(2)
Kurucu ulusal söyleme
Kısaca değindikten sonra bu konuyu bir kenara bırakıp asıl meselemize, yani içinde Newroz'u da barındıran ve Kürtler açısından kurucu ulusal söyleme gelelim. Newroz denince aklına daha çok Demirci Kawa gelen insanlar daha çok bu söylemi referans alır. Bu söylem hakkında oluşum ve yaygınlığı açısından Kürt ulusunun inşasına ilişkin olarak iki aşamadan söz edilebilir. Birinci aşama çoğunlukla bölgeseldir ve bir ulus olarak Kürtlerin kendilerini Araplardan ayırmasına işaret eder. 1950'li yıllara ait fotoğraflara, özellikle de Newroz fotoğraflarına, baktığımızda Newroz'un Kürtleri, Araplardan ayıran siyasi bir sembol olarak öne çıktığını görürüz. Newroz'a bunun ötesinde bir anlam yüklenmez. Fakat ikinci aşamaya eğilindiğinde edebiyat alanında çeşitli girişimlere rastlarız. Kim bilir, belki de bunun yolu Hejar'ın yaptığı Mem û Zîn çevirisiyle açılmıştı.(3) Yine de bu anlamda en belirgin örnek Şêrko Bêkes'in "Kawayê Hesinkar" adlı tiyatro metnidir.(4) Kuşkusuz öncesinde de Kürt entelijansiyası Newroz efsanesindeki bu figürü keşfetmişti ve kurucu mitin bir parçası olarak değerlendiriyordu. Fakat bana göre, Demirci Kawa figürünü figüranlıktan alıp edebi ve sanatsal bir eserde baş karakter yapan ilk kişi Şêrko Bêkes olmuştur. Ne dediğimin daha iyi anlaşılabilmesi için Demirci Kawa'nın figüranlığına kısaca değineyim: Demirci Kawa, Firdevsi'nin Şahnamesi'nde Cemşîd'in soyundan gelen şahın, yani Ferîdûn'un, yeniden şah olması için yalnızca bir araç olmuştur. Ulusal temelli Kürt hareketlerinin Newroz anlatılarında Demirci Kawa'ya başat rol verilmesi yeni yeni görülen bir durumdur. Onu kurucu mit içerisindeki kurucu bir figür olarak değerlendirirler.(5) Yehya Omerî'nin dediği gibi, Kawa'nın eylem ve söylemleri bir demircinin değil, ulusal bir önderin eylem ve söylemleridir.(6) Omerî, aynı yazısında Kawa'nın Ejdehaq'a (Dehaq veya Zehaq) karşı galibiyetinden sonra kullandığı ifadelerden alıntılarla Şêrko Bêkes'in Demirci Kawa'ya nasıl bir rol biçtiğini aktarır:
Kawa: Bugün halkın bayramı olsun. Yaşamın bayramı, ezilen Kürtlerin bayramı. Newroz ateşi, yurdun yüksek dağlarının zirvelerinde ilelebet yansın, bu ateşin alevi haykırsın ve söylesin: Ademoğullarından kızıl devrimin ilk başkaldırısını yapanlar Kürttü. (Eserin Kurmancî çevirisinin 192. sayfasından bu yazı için Türkçeye çevrilmiştir.)
Örgütün adı işe yaramadı
Şimdi de gelelim Demirci Kawa'ya ilişkin en güçlü ve etkili söyleme. 1987 veya 1988 yılıydı. Annem ve babamın işlettiği terzi dükkanında teypten bir kaset çalıyordu. 'PKK Genel Sekreteri Abdullah Öcalan’ın sesi yükseliyordu teypten. Yanlış hatırlamıyorsam Newroz ve Demirci Kawa'dan da bahsediyordu. Henüz çocuktum ama o ses hâlâ hatırımda. Demirci Kawa figürü öncesinde de çok önemli bir figürdü. PKK ve önderi Abdullah Öcalan'ın Mazlum Doğan'ı "Çağdaş Kawa" diye adlandırması sözgelimi değildi. Dehak'ı öldürerek binlerce yıllık karanlığa son veren Kawa ile üç kibrit çöpüyle gerçekleştirdiği eylemle hem zindan karanlığını yok eden hem de Kürdistan'ın üzerine çöken sessizlik perdesini kaldıran Çağdaş Kawa birbirini tamamlıyor, birbirini yaşamsallaştırıyordu.
O tarihlerden sonra Newroz, hem militanların eylemleri hem de o militanlar ve Newroz günlerini odağına alan söylemler aracılığıyla anlamlandırılıyordu. Her ne kadar Kuzey Kürdistan'da Kawa adını kullanan ulusal örgütler bulunsa da, esasında Kürtler için kurucu bir ulusal mit oluşturmak amacı taşıyan ilk söylemler ancak PKK'yle ortaya çıkabildi. PKK'den önce toplumsal imge ve sembol yaratımını ciddi ve kayda değer biçimde önüne koyan hiçbir Kürt hareketi olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. 2000'li yıllara kadar da bu durum değişmedi. 2000'li yıllarda, özellikle de 2005 yılından sonra, Güney Kürdistan'daki siyasi güçler de durumun ciddiyetini kavrayıp Kürdistan Bayrak Günü, Kürdi Kıyafetler Günü gibi günler ilan ederek ulusal sembol yaratımına başladılar.(7)
Dünü, bugünü ve yarını buluşturan bir söylem
Kürdistan Özgürlük Hareketi'nin söyleminde bir kanaldan Newroz ve Demirci Kawa'nın rolü kurucu mit olarak yeniden anlamlandırılıp güçlendirilirken diğer kanaldan da bu söylem ve mitin, hareketin mevcut mücadelesiyle ilişkisi kuruluyordu. Yani hareketin söylemindeki bu iki kanal hem birbiriyle paralel hem de iç içe bir akış halindeydi. Geçmiş yeniden anlamlandırılıyor daha doğrusu ona anlam yükleniyor, geçmişin tekerrürü yüklenen rollerde yeniden biçimlendiriliyor, gelecek için de halk arasında söylemsel bir miras inşa ediliyordu: Dehak'a karşı Kawa kazanacak, yani Kürdistan özgürlük devrimi işgalci devletlere karşı galebe çalacak. Bu analoji yalnızca dün ve bugün arasında değil, bugün ile yarın arasında da kuruluyordu.
Bana göre kurucu söylemlere yalnızca Benedict Anderson'un (8) 'tahayyül edilen toplumlar' penceresinden bakmak eksik kalacaktır. Onun 'tahayyül edilen" dediği şeyin bireyin algı dünyasının bütünü için geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Esas mesele, toplulukların veya belli bir topluluğun inşası ve sürdürülebilirliği için anlam ve değer üretimidir. Dar bir bağlamdan sosyolojideki 'discours analysis’ten (söylem analizi)' de söz etmiyorum. Mesele insan idrakının temelidir, ki bu temel insanın şeyleri ancak anlamlılıkla değerlendirip sınıflandırabileceği üzerinedir. Anlam olmadan şeyleri görmek ve sınıflandırmak nasıl mümkün olabilir? Anlamlandırma olmadan kendini bir yerde görmek, konumlandırmak da mümkün değildir. Kürt topluluğunun bugün sürdürdüğü mücadele bir yandan Kürtlerin kendilerine dair farkındalık geliştirebilmesi hususunda başat anlama dönüşürken diğer yandan da dünü, bugünü, yarını birbirine bağlıyor. Böylece yeniden anlamlandırılan söylemler topluluk için yeni anlamlar da üretmeye başlıyor.
Bu bağlamda görülüyor ki PKK Newroz ve Newro'za ilişkin efsaneleri sürekli aktif ve diri tutuyor. Nihayetinde de Newroz'un bir mit ya da modern bir efsane olarak yeniden tasarlanmasının yolunu açtı.(9) Öyle ki Mazlum Doğan, Çağdaş Kawa olarak adlandırıldı. Newroz'un Kuzey Kurdistan'daki politik karakteri bize Newroz'un tamamıyla yeniden tasarlandığını; bu yapılırken de Newroz'un başat anlamının direnişle ilişkilendirildiğini gösteriyor. Bu yüzden de Newroz, Kuzey Kürdistan'da direniş bayramıdır. Bu yönüyle Kürtler arasında yaygın olan Newroz efsanesi varyantıyla da uyumludur. Bu konu ve Newroz'un politik talepler için topluluğu harekete geçiren yönü üzerine geçmişte "Doğrusu ortak bir kimlik yaratma misyonunun ötesinde, bir direniş efsanesine dönüşmesi Newroz'u anlamlı kılıyor: Newroz eskiden geçmişe dair bir çağrışım yaparken, gelinen aşamada ise bugüne ve hatta yarına dair bir ifadeye dönüşmüş durumda" yazmıştım. (bkz. dipnot 6)
Okumuşların derdi başkaydı
Okumuşların girişimleri ise başka bir amaç barındırıyordu. Dertleri başkaydı. Firdevsi, Kawa'yı yalnızca bir figürana dönüştürmüyordu. Newroz mitini de Kürtler için olumsuz bir bakış açısıyla kurucu mite dönüştürüyordu. Şehirden kopuk, yersiz yurtsuz, medeniyetsiz, hatta dili bile olmayan gençleri Kürtlüğün başlangıcına yerleştiriyordu. Bununla beraber, böylesi karşıt argümanlar geliştirmek elbette Firdevsi'nin Şahname'sini bilmeyenler için değildi. Bu argümanlar hem Kürtlere karşıt ve rakip kesimler için hem de Kürt cenahından okumuşlar için yazılıyordu. Bunun bir örneği H. Mem'in 2009 yılında İstanbul Kürt Enstitüsü Yayınları'ndan Kürtçe ve Türkçe çıkan "Xanî û Newroz" kitabıdır. H. Mem, bu kitapta Ehmedê Xanî ve Newroz'dan önce odağına Firdevsi'yi alıp bu bin yıllık metin üzerine güçlü bir tartışma yürütüyor. Öncesinde de Newroz üzerine oldukça yazı ve makale vardı, ancak onlar halk arasında daha çok tiyatro veya siyasi makaleler olarak yaygındı. Newrozu 'Amed Newrozu'na, yani içinde Kürdi bir irade barındıran, hak ve özgürlüklerin yanında siyasi statü talep eden bir Newroza dönüştürememişlerdi. 'Amed Newroz'u dediğimiz bu Newroz, kitlesel bir irade beyanıdır ve kuşkusuz bu beyanın arkasında Kürdistan Özgürlük hareketinin kesintisiz söylemlerle yarattığı sürekli seferberlik hali bulunuyor.
Sonuç niyetine
Sözlü sanatlarda genel bir kaide vardır; hiçbir performans ilkinin tıpatıp aynısı olarak tekrarlanamaz. Mutlaka değişen bir şey vardır. Yani tekrarlamak dediğimiz şey esasında bir yeniden yorumlamadır ve mutlaka kimi yönleriyle kendinden önceki ve sonraki performanslardan farklıdır. Kurucu mitleri de birer performans gibi görüp onların her defasında yeniden üretildiğini ve bugün dile getirilenlerin dün ve yarınkilerden farklı olduğunu söyleyebiliriz.
Bu anlamda Kürdistan Özgürlük Hareketi, yeniden yorumladığı Newroz efsanesini diğer Newroz efsanelerine karşı alternatif bir efsane olarak örüp yeniden yaratarak toplumsal bir seferberliğe olanak tanıyan kurucu bir mite dönüştürdü. Hatta bu kurucu miti bugünle bağlayayarak -örneğin Mazlum Doğan'ı Çağdaş Kawa olarak adlandırması- onun direnişe dair anlamına yeni karşılaşma ve ilişkilerle sürekli olarak güncelledi. Zekiye Alkan'ın 1990 yılında Amed surlarında gerçekleştirdiği eylem de buna tekabül eder. Abdullah Öcalan, eylem üzerine şunları söyledi: "Yükselen özgürlük ateşiyle Newroz’da bedenini ateşe veren Zekiye Alkan’ın eylemi de özgürlüğün kolay olmadığının sembolüdür”.(10) Newroz mitinin böyle bir yaklaşımla yeniden üretilmesi, Newroza politik bir anlam yüklemekle beraber Newroz'un tamamen direnişle ilişkili olarak yeniden tasarlanabilmesini de sağladı. Newroz özellikle Kuzey Kurdistan'da, kısmen de Rojava'da artık sıradan bir bayram ya da sadece Kürtlerin bayramı değil, tamamen bir direniş bayramıdır. Newroz'un direnişle ilişkili anlamı, kurucu mitin de en belirgin karakterine dönüşmüştür. Newroz'a ilişkin mitlerin aktifleştirilmesi ve özellikle PKK'nin bu anlamdaki söylemleri Newroz'a dair yepyeni bir söylemin yaratılmasını sağladı. Bu söylem de politik talepler için seferberlik söylemidir. Kürdistan Özgürlük Hareketi, Newroz efsanesinden yola çıkarak bir direniş söylemi, egemenlere karşı ezilenlerin zaferini salık veren bir söylem yaratabildi. O artık yalnızca geçmişe dönük bir ifade değil, bugün ve yarına dönük de bir ifadedir. Hatta zalimlere karşı zafer gününün ifadesidir. Bu çerçevede, Kürdistan Özgürlük Hareketi Newroz efsanesini başarılı bir şekilde güncelleyerek yeniden tasarladı.
*Kürtçeden çeviren: Miheme Porgebol
Dipnotlar
(1) Bkz. Behrooz Chaman Ara, The Kurdish Sahname And Its Literary And Religious Implications, Georg-August-Universität Göttingen, doktora tezi, 2014
(2) Bkz. Luqman Guldivê, Kürt Ulus İnşasında Newroz, Yeni Özgür Politika, 21 Mart 2020.
(3) Ehmedê Xanî, Mem û Zîn (Wergara Soranî û têbînî: Hejar). Paris Kürt Enstitüsü Yayınları, Parîs, 1989.
(4) Şêrko Bêkes, Kawayê Hesinkar (Wergêr: Memê Mala Hine). Weşanên Dara, İstanbul, 2018.
(5) Bkz. Luqman Guldivê, Kawa û Newroz, Yeni Özgür Politika, 21 Mart 2020
(6) Yehya Omerî, Li Ser Kawayê Hesinkar, PolitikART 260, 6 Nisan 2019.
(7) Hewlêr Parlamentosu 2011 yılında 17 Aralık tarihini Kürdistan Bayrak Günü olarak kabul etti. Parlamento, 2013 yılında da 10 Mart tarihini Kürdi Kıyafetler Günü olarak kararlaştırdı.
(8) Benedict Anderson, Imagined Comunities: Reflections on the Origin and Spread of Nationalism, Verso Books, Londra ve New York, 1983.
(9) Bkz.Dr. Cengiz Güneş ile yapılan söyleşi, Yeni Özgür Politika (PolitikAzad), 19 Mart 2015.
(10) Bkz. https://www.medyahaber.info/zekiye-alkan-newroz/







