OPCW’nin patronu üye devletler
Dünya Haberleri —

KURD - AKAD
- Türk devletinin kimyasal saldırılarına ilişkin rapor hazırlayan IPPNW’den Jan Van Aken, “OPCW’nin patronu üye devletlerdir. Aydınlatma istiyorsak bu devletleri ikna etmeliyiz. Örneğin; Irak bunu OPCW’den isteyebilir ya da Almanya OPCW’den inceleme için heyet talep edebilir” dedi.
BEDRAN DOĞAN / FRANKFURT
Kürt Akademisyen Birliği (KURD-AKAD) ve Civaka Azad Diş İlişkiler Ofisi tarafından düzenlenen online panele Türk devletinin kimyasal silah saldırılarına ilişkin Güney Kürdistan’a giderek rapor hazırlayan Nükleer Savaşın önlenmesi için Uluslararası Hekimler Örgütü’nden (IPPNW) Dr. Josef Beppe Savary ve Biyolog Dr. Jan van Aken’ın yanı sıra Dr. Dersim Dağdeviren konuşmacı olarak katıldı.
IPPNW İsviçre Eşbaşkanı Savary, KDP’nin engellemesine rağmen Güney Kürdistan’da incelemelerde bulunduklarını, özellile klor gazı kullanıldığına ilişkin ciddi şüphe ve belirtilerin olduğunu belirtti. Kimyasala maruz kalan gerillaların görüntülerinin de bu şüpheyi güçlendirdiğini kaydetti.
IPPNW Almanya’nın Bilimsel Danışma Kurulu üyesi Dr. Jan Van Aken ise yaklaşık 1,5 yıldır Türk devletinin kimyasal kullandığına dair açıklamaların gündemde olduğunu hatırlattı. “Bölgeden, olay yerinden numune alma girişimimiz engellendi. Ancak orada edindiğimiz bilgiler, görüntüler, fotoğrafla, kimyasal silah kullanma yasağının ihlal edildiğine dair çok açık ipuçları veriyor” diyen Van Aken, “Acilen uluslararası ve bağımsız bir komisyon inceleme yapmalı” diye ekledi.
Açıkça tepki göstermeli
Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın PKK’ye karşı göz yaşartıcı gaz kullanıldığı yönündeki itirafına da dikkat çeken Van Aken “Bakanın Türkiye parlamentosunda söyledikleri açık şekilde uluslararası hukuğun ihlalidir. Aslında Kimyasal Silah Sözleşmesi’ne imza atan tüm ülkelerin bu konuda Türkiye’nin üzerine gitmeleri ve acilen buna son vermesini istemeleri gerekiyor. Tahminen bu talep perde arkasında yapılıyor fakat kamuoyu karşısında bugüne kadar hiçbir ülke henüz bunu talep etmedi” diye konuştu.
Şüphelerin üzerine gidilmeli
Türk askerlerinin operasyon bölgesinde arkalarında bıraktıkları hidroklorik asit gibi klor gazının üretileceği bileşenler, gaz maskesi filtresi vb. malzemelere dikkat çeken Van Aken “Bunlar kimyasal kullanıldığına dair delil değil ancak çok açık şüphedir” ifadelerini kullandı.
Mağaralara, tünellere giremeyen Türk devletinin içeriye gönderdiği zehirli gazlarla gerillaların zehirlendiğini belirten Van Aken, “Oluşan dumandan çıkan zehir, Karbonmonoksit öldürücüdür. Oksijeni yok ediyor. Yani kişi oksijen alamayarak boğuluyor” diye ekledi.
Van Aken, askerlerin mağara ve tünellerin girişlerine -kimyasal gazı üflemek için- hortumlar yerleştirdiğinin videolarının da olduğunu hatırlatan Van Aken, “Saddam’dan, Halepçe’den bildiğimiz klasik kimyasal silah, içlerinde gazların bulunduğu roketler ya da bombalar göremiyoruz” diyerek, Türk devletin doğaçlama, elde olan malzemelerle kimyasal oluşturduğu yönünde şüphelerinin olduğunu söyledi.
Ülkeler OPCW’ye başvursun
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün (OPCW) acilen bir heyet göndermesi gerektiğini yineleyen Van Aken, “OPCW üye devletlerin kararlarına göre hareket eden bir kuruluş. Patronları bu devletlerdir. Aydınlatma istiyorsak bu üye devletlerin üzerine gitmemiz gerekiyor. Bu üye devletleri bu inceleme için ikna etmemiz gerekiyor” diyerek ekledi:
- Örneğin Irak devleti bunu OPCWden isteyebilir.
- Belki Almanya gibi OPCWye üye olan bir devlet bunu OPCW’den talep edebilir. Bu durumda OPCW inceleme için olay yerine heyet gönderecektir.
- Yapmamız gereken üye devletlerine ve onların elçiliklerine, konsolosluklarına gitmek ve bunun aydınlatılmasını talep etmektir.
- Bunu ancak siyasi aktörler ile –yerelden federal alana kadar- çözebilir ve bir inceleme heyetinin gönderilmesini sağlayabiliriz.
Genetik süreklilik taşıyor
KURD-AKAD Başkanı Dr. Dersim Dağdeviren ise kimyasal kullanılan Halepçe, Zilan vb. katliamlarını hatırlatarak, Salih Muslim’in 2015-2018 yılları arasında Serêkaniyê’de fosfor gazı kullanıldığı dair ipuçları olduğu açıklamalarını da anımsattı. Kimyasal silahların insan bedeninde ağır hasarlara yol açtığını ve genetik bir süreklilik taşıdığının altını çizen Dağdeviren, “Saldırlar sonrası yılar da geçse yıllar sonra dünyaya gelen bebeklerde gazların bedensel ve zihinsel özürlülük sonuçlarını veren etkileri görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 1,5 yıl önce açıkladığı raporda Halepçe’de meydana gelen zehirli gaz saldırısı sonucu, aylar-yıllar sonra 44 insanın öldüğünü ve 61 bin insanın bedensel veya zihinsel özürlü kaldığını açıkladı” bilgisini paylaştı.







