- Rêber Apo’ya "Sen dünya için bir umutsun" başlıklı mektup yazan İrlandalı filozof John Patrick Holloway, “Seni özgür görmek, sesini duymak istiyoruz. Özgürlük için söylediğin şarkının bütün dünyada yankılanmasını istiyoruz” dedi.
İrlandalı filozof John Patrick Holloway, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a hitaben yazdığı "Sen dünya için bir umutsun" başlıklı mektubunu İmralı Heyeti'ne iletti. Mektubunda Öcalan'a "Kitaplarını okuduk; şimdi yüzünü görmek, sesini duymak istiyoruz" diye seslenen Holloway, “Seninki bir umut şarkısı; bu karanlığı giderek artan dünyada bizim çaresizce ihtiyaç duyduğumuz umut” dedi.
Holloway’ın yazdığı mektubu şöyle:
"Sevgili Abdullah Öcalan,
Şimdi şarkını yüksek sesle ve berrak bir biçimde söyle. Uzun yıllardır güzel şarkılar söylüyorsun, ama bu, kafese kapatılmış bir kuşun şarkısıydı. Artık kafesinden çıkıp ağaçların tepelerinden, çatıların üzerinden, bütün dünyayı dolduracak bir şarkı söylemelisin. Kitaplarını okuduk; şimdi yüzünü görmek, sesini duymak istiyoruz.
Seninki bir umut şarkısı; bu karanlığı giderek artan dünyada bizim çaresizce ihtiyaç duyduğumuz umut. Kürt halkı için umut ama bundan çok daha fazlası. Devletlere bölünmenin anlamsız ve barbarca biçimiyle trajik bir şekilde parçalanmış Ortadoğu için umut; oysa yaşamın ortaklaşa akmasına izin verilse, pek çok şey çözülebilir. Dünya için de umut; kadınların köleliğinin geçmişin acı bir hatırası olarak kalacağı, bitkilerin, hayvanların ve diğer yaşam biçimlerinin saygıyla ele alınacağı başka yaşam biçimlerinin önünü açan bir umut.
Umut, reddediş şarkısıdır
Umut şarkısı aynı zamanda bir reddediş şarkısıdır. Anlamı şudur; 'Hayır, kabul etmeyeceğiz.' Egemenlerin vahşetini, savaşın anlamsız gaddarlığını, paranın yıkıcı saltanatını, cinsiyetçiliğin ve ırkçılığın şiddetini kabul etmeyeceğiz. Hayır, yeter; artık daha fazlasını kabul etmeyeceğiz.
Umut şarkısı dünyanın acısını söyler. Hapsedilmenin acısını, işkencenin, ayrımcılığın, aşağılanmanın ve sömürünün acısını. Yaratabileceğimiz onca şeyin engellenmesinin, hayal kırıklığının acısını; hayatın nasıl olması gerektiğine hep birlikte, ortaklaşa karar verdiğimiz zenginlik içindeki bir dünyaya ulaşamamanın acısını.
Seni özgür görmek, sesini duymak istiyoruz
Söylediğin şarkının gücü, kafesinin parmaklıklarını eğip büküyor. Biz, seni hayranlıkla izleyenler, seni özgür görmek, sesini duymak istiyoruz. Özgürlük için söylediğin şarkının bütün dünyada yankılanmasını istiyoruz. Elbette bir dengbêj şarkısı bu; umudu, reddedişi, acıyı ve komünal yaşamı bir araya getiren bir şarkı. Derin bir hayranlıkla, yakında özgür olmanı umuyorum."
John Patrick Holloway kimdir?
John Patrick Holloway, 26 Temmuz 1947’de İrlanda’da doğdu. Hukukçu, siyaset bilimci, sosyolog ve Marksist düşünürdür. 1968’de Cambridge Üniversitesi’nden mezun olan Holloway, Avrupa bütünleşmesi üzerine College of Europe’da eğitim gördü ve 1975’te Edinburgh Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında doktorasını tamamladı. Akademik kariyerine Edinburgh Üniversitesi’nde başlayan Holloway, burada yaklaşık yirmi beş yıl ders verdi ve devlet, sermaye, sınıf mücadelesi ve Marksist teori üzerine çalışmalar yürüttü. Daha sonra akademik yaşamının önemli bölümünü Meksika’da sürdüren Holloway, çeşitli üniversitelerde araştırma ve öğretim faaliyetlerinde bulundu; 1993’ten itibaren Benemérita Universidad Autónoma de Puebla’da görev yaptı. Meksika’daki çalışmaları sırasında toplumsal hareketler, özerklik ve kapitalizme karşı mücadele üzerine yoğunlaştı.
Holloway, özellikle Zapatista hareketinden etkilenerek geliştirdiği eleştirel düşüncesiyle uluslararası ölçekte tanındı. 2002’de yayımlanan "İktidar Olmadan Dünyayı Değiştirmek" adlı kitabında, toplumsal dönüşümün devlet iktidarını ele geçirmekten ziyade insanların gündelik yaşamda tahakküme karşı geliştirdikleri özerk ve kolektif pratiklerle mümkün olabileceğini savundu.
“Açık Marksizm” olarak anılan yaklaşımın önemli temsilcilerinden biri olan Holloway; kapitalizm, devlet, emek, iktidar ve özgürleşme üzerine çalışmalarıyla çağdaş radikal düşüncede etkili oldu. "Kapitalizmde Çatlaklar Yaratmak" gibi eserlerinde de insanların mevcut toplumsal ilişkilerin içinde yeni yaşam biçimleri yaratabileceği fikrini geliştirdi. DUBLİN