Rapor, 'Kürt' dememeyi başarıyor

Meclis Komisyonu
- Komisyon'un taslak raporunda 'Kürt' sözcüğü sadece 3. bölümde, 'Türk-Kürt kardeşliği' şeklindeki ifadeler içinde yer alıyor. ‘Kürt meselesi/sorunu' hiç geçmiyor ama 'terör', 'terörist', 'terör örgütü' kullanımında sınır tanımıyor.
- Dinlenen 178 kişiye rağmen raporda Kürt sorunu konusunda devletin de 'minik' bile olsa bir eksiğinin, yanlışının, kusurunun olduğuna dair herhangi bir öz eleştiri yer almıyor. Önerilerin tamamı ise şart, mekanizma ve 'kırmızı çizgiler'le sarılıyor.
DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, rapor konusunda Komisyon'a uyarılarda bulunarak, Kürt meselesinin 'terör' parantezine sıkıştırılmamasını istedi. Bakırhan, "Tarihi işler yeni bir siyasi dille yapılır. Eski dille yeni Türkiye raporu çıkarılamaz. Eski zihniyetle demokratik Türkiye'yi inşa edecek bir rapor oluşturulamaz" dedi.
Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ortak raporuna son şeklinin verilmesi için bugün tekrar toplanılıyor. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş önceki gün hem rapor yazım ekibiyle hem de Komisyon'da temsil edilen ancak grubu bulunmayan partilerin temsilcileriyle ayrı ayrı bir araya geldi. Bu görüşmelerden sonra, daha önce kamuoyuna yansıyan taslak rapor üzerinde değişiklikler yapıldı. Taslak raporda, Kurtulmuş’un takdim yazısı olacak. Taslak rapor, "Komisyon Çalışmaları, Komisyonun Temel Hedefleri, Türk-Kürt Kardeşliğinin Tarihi Kökleri ve Kardeşlik Hukuku, Komisyonda Dinlenen Kişilerin Mutabakat Alanları, PKK’nın Kendisini Feshetmesi ve Silah Bırakması, Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri ve Demokratikleşme İle İlgili Öneriler ve Sonuç ve Değerlendirme" bölümlerinden oluşuyor.
'Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri' başlığı altında, uzlaşmaya varılan öneriler şöyle sıralandı: "Süreçte en kritik eşik PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir. Tespit ve teyit sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması yalnızca silahlı örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanı ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda oluşan yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin hayat geçirilmesi için bir başlangıç noktasını teşkil edecektir.
Tespit ve teyit mekanizmasının devletin ilgili kurumları arasındaki eşgüdümle objektif, ölçülebilir, şeffaf ve denetlenebilir ölçütlere göre işlemesi gerekir. Örgütün tüm unsurlarıyla feshi ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır."
Müstakil ve geçici yasa
Taslak raporda, "Toplumsal Bütünleşmesi Güçlendirecek Yasal Düzenlemeler" başlığı altında örgütün silah bırakması, örgüt üyelerinin durumu, toplumsal bütünleşme, izleme/raporlama mekanizmasına dair yapılacaklar sıralandı. Ayrıca süreçte görev alanlara dair yasal güvence sağlanması önerisi yer aldı. Şöyle denildi: "Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi temin etmek üzere silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir.
Hukuki ve siyasi zemin
Kanun, silahlı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır. Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasındaki hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun, aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı bir şekilde toplumla bütünleşmesini hedeflemelidir. Kanun, kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli, kapsamın yorum yoluyla genişletmeye müsait olmayacak şekilde net ve anlaşılır olmalıdır."
Taslak raporda, “Örgüt Mensuplarının Durumu” başlığı altında da "Yukarıda belirtilen müstakil ve geçici kanun ile birlikte ayrıca ceza ve infaz hukukunda yer alan hükümlerden istifade edilerek hazırlanacak bir düzenleme ile bahse konu kişiler hakkında tasarrufta bulunulabilecek ve ilgili kişiler hakkında mutlaka adli bir işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Yasal düzenlemeler toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır" denildi.
İzleme ve raporlama mekanizması
Taslak raporda, “Kanunla örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanmasını temin edecek yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulması gerekmektedir. Bu mekanizmanın tespit ve teyidi çerçevesinde uygulamaların etkinliği ve hedefe ulaşma düzeyi denetlenmiş olacaktır. Böylece sürecin sağlıklı bir şekilde yürüyüp yürümediği gözlemlenecek ve gerekli tedbirler zaman kaybetmeksizin alınabilecektir. Bu çerçevede kamuoyunun her aşamada bilgilendirilmesi de sağlanmış olacaktır. Kanunla Yürütmeye verilecek çerçevesi belirlenmiş yetki kapsamında kamu kurum ve kuruluşları arasında eşgüdüm sağlanması ve bu sürecin etkin bir şekilde yürütülmesi temin edilmelidir” ifadesine yer verildi.
Demokratikleşme adımları
Taslağın 7. bölümünde demokratikleşme önerilerine yer veriliyor. Bunlar arasında; yargının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyması tavsiyesi, infaz eşitliğine dair öneriler, düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşleri önündeki engellerin kaldırılması ve şiddet içermeyen eylemlerin “terör” tanımı içinde yer almaması gibi öneriler yer alıyor.
Doğuştan gelen haklar için
Önerilerde ana dili ve eşit yurttaşlıktan özel olarak bahsedilmiyor, ancak “Doğuştan gelen haklar” denilerek mevzuattaki engellemelere dair iyileştirici düzenleme yapılması öneriliyor.
Taslakta Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) tamamen kaldırılması değil, kanunda belirleyici tanım üzerinden düzenleme yapılması öneriliyor.
Seçim Kanunu ile Siyasi Partiler Kanunu’na dair ise “Ortak mutabakatla değişiklik önerisi getirilmesi” öneriliyor.
Kayyumlarla ilgili engelleyici bir hüküm olmamakla birlikte görevden alınma durumunda yeni belediye başkanı seçiminin belediye meclisi iradesine bırakılması öneriliyor.
Ortak rapor taslağında ayrıca “Sonuç ve değerlendirme” başlığını taşıyan iki sayfalık bir final kısmı bulunuyor.
Yerel yönetimlerin yetkileri
Taslakta, yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin, demokratik katılımın artırılması ve hizmetlerin vatandaşlara daha etkin biçimde sunulması açısından önemli olduğunu değerlendirildi. Bu çerçevede, yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluklarının, üniter devlet yapısı ve hukuk devleti ilkeleriyle uyumlu şekilde ele alınması gerektiği vurgulandı. Yerel yönetimlere ilişkin düzenlemelerin, hem yerel demokrasiyi güçlendirecek hem de kamu hizmetlerinin etkinliğini artıracak bir denge içinde yapılmasının önemine işaret edildi.
'Kürt sorunu' yok
Taslağın ilk 5 bölümünde “Kürt” ifadesi yalnızca 3. bölümde, “kardeşlik” vurgusu içinde sınırlı biçimde geçerken, raporun tümünde “Kürt meselesi” ifadesine yer verilmemesi dikkat çekiyor. Öte yandan “terör”, “terörist”, “terör örgütü”, “Terörsüz Türkiye”, “terörün bitirilmesi”, “terörün zararları” ve “terörün tahribatı” gibi ifadelere sıklıkla yer veriliyor. Taslakta Kürt meselesinin kök nedenlerine dair doğrudan bir tespit veya analiz bulunmuyor; geçmiş politikalara ilişkin tek cümlelik dahi olsa öz eleştirel bir değerlendirme yer almıyor.
Hak ve özgürlüklerin genişletilmesi
İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü, örgütlenme ve toplantı-gösteri yürüyüşü hakkı gibi temel hakların kullanımının önündeki engellerin kaldırılmasının önemine vurgu yapılan taslakta, şu öneriler de sıralandı:
* Özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuat gözden geçirilmelidir.
* Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun hak ve özgürlükleri genişletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir.
* Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, etkinliği artırılacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.
* Şiddet içermeyen hiçbir fiil terör suçu olarak nitelendirilmemeli ve ifade özgürlüğü kapsamında olması gereken eylemler terör suçu sayılmamalıdır. Bu bağlamda, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve ilgili mevzuatın kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir.
* Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken, hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak korunduğunu gözetmek ve temin etmek maksadıyla; basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir.
* Haberleşme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları, suç oluşturmaz. Bu hükme bağlı olarak uygulamada basın özgürlüğünü sınırlayıcı sonuçlar doğuran yasalar hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde yeniden ele alınmalıdır.
* Şeffaflık, demokratik katılım, parti içi demokrasi, çoğulculuk ve temsilde adalet ilkeleri doğrultusunda; Anayasa’nın 79’uncu maddesi çerçevesinde genel yargısal süreçler ile seçim yargısının belirlilik ve kanunilik ilkelerine uygun şekilde düzenlenmesi amacıyla yeni bir Siyasi Partiler Kanunu ile yeni seçim kanunlarının hazırlanması önerilmektedir.
* Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarından olan siyasi partilerin kurumsal kimliklerinin korunması esas alınarak uygulamalar gözden geçirilmelidir.
* Siyasi Etik Kanunu'nun hazırlanması önerilmektedir.
DEM Parti'ye göre bitmedi
DEM Parti Komisyon üyeleri ise önceki akşam yaptıkları açıklamada, söz konusu taslak sürecinin henüz tamamlanmadığını belirterek, rapor üzerinde ihtilaflı başlıkların bulunduğunu ve çalışmaların sürdüğünü söyledi. ANKARA
* * *
Bakırhan rapor için uyardı
DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, Komisyon'u rapor konusunda uyararak, "Kürt meselesini terör parantezine almamalıdır. Kürt meselesi bir terör meselesi değil, demokrasi ve özgürlükler meselesidir" dedi.
DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, partisinin dünkü Grup Toplantısı ardından rapor taslağında yer alan ve kamuoyuna yansıyan kimi bilgilere ilişkin bir soruya, "Şimdi rapor büyük uğraşlar ve çalışmalar sonucunda belli bir aşamaya geldi. Biz de henüz kurullarımızla birlikte tartışıyoruz. Ortaklaştığımız çok önemli başlıklar da var. Üzerinde henüz tartıştığımız ve netleşmeye çalıştığımız kimi başlıklar da var. Raporun son hali ortaya çıktıktan sonra bu konudaki düşüncelerimizi belirteceğiz. Ortaklaştığımız, eleştirdiğimiz, önerilerimizin hala olduğu ve görüşmeler devam ettiği çin şimdiden toptancı bir şey demek çok erken" yanıtını verdi.
Sürecin gereklerine odaklansın
Eşbaşkan Bakırhan, Grup Toplantısı'ndaki konuşmasında ise Komisyon'un somut bir yol haritası ve belirgin bir siyasi takvimi olan raporunu hazırlayıp artık Meclis'e sunması gerektiğini kaydetti. "Rapor yeni tariflerle uğraşmamalı. Sürecin gereklerine odaklanmalıdır" diyen Bakırhan, uyarılarını şöyle sürdürdü: "Rapor; tarihsel korkulara, tabulara sıkıştırılmamalı, yeni bir perspektif içermelidir. Tarihi işler yeni bir siyasi dille yapılır. Eski dille yeni Türkiye raporu çıkarılamaz. Eski zihniyetle demokratik Türkiye'yi inşa edecek bir rapor oluşturulamaz."
Gül uzatarak söyletemezsiniz
Bakırhan, "Çok açık söyleyelim" diyerek, şöyle devam etti: "40 yıldır bize vura vura söyletemediklerini, bugün bize gül uzatarak asla söyletemezler. Bu rapor, Kürt meselesini terör parantezine almamalıdır. Kürt meselesi bir terör meselesi değil, demokrasi ve özgürlükler meselesidir. Bir güvenlik meselesi değildir. Meclis raporu ve buna dayalı olası düzenlemeler meseleyi asimilasyon mantığıyla ele alır ve terör parantezine sıkıştırırsa demokratik çözüm yara alır. Sürecin istikameti Komisyon raporu ve çerçeve yasa temelinde kalıcı veya geçici çözüm yaklaşımlarıyla belirlenecektir. Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz. Bu sebeple Komisyon'un raporu yenilikçi, ezberlerden uzak, şu ana kadar oluşan algılardan uzak olmalı. Demokratik ve kapsayıcı olmalıdır ki yeni bir yaşamın kapıları aralansın."










