34 yıl önce gözaltına alınan Mehmet Ertak’ın oğlu Servet Ertak, 'Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın kurulmasıyla ilgili konuştu:
- Benim babam devletin resmi polisleri tarafından gözaltına alındı ve bir daha geri gelmedi, babam öldürüldü. 6 yaşında bir çocuktum, annem okuma yazma bilmiyordu, ailem paramparça oldu. Tahir Elçi, akıbetinin peşinden giderken katledildi.
- Üzerinden 33 yıl geçmiş, bilgi ve belgeleri nereden bulacağım? Kemikler bile erimiş bitmiş belki, asit kuyularından bahsediyoruz. 17 bin faili meçhul, 17 bin ailedir. Birçok insan halen sevdiklerinin akıbetini sormaktan korkuyor.
- Kurulacak komisyon insanlara o güven duygusunu en azından güvenlik boyutuyla vermeli. Babamın bir daha geri gelmeyeceğinin farkındayım ama hak mücadelesini vermemiz gerekiyor. Bizlerin acıları bireysel değil.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, Bakanlık bünyesinde “Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı”nın kurulduğunu duyurulmasından sonra gözler devlet ve kontralar tarafından 1990’lı yıllarda gözaltında katledilen ve kaybettirilen faili meçhul cinayetlere çevrildi. Yakınları katledilip kaybettirilen aileler, kurulan başkanlığın sadece adli faili meçhul cinayetleri değil, tüm faili meçhul cinayetlerinin akıbetini araştırılmasını talep ediyor.
1990’lı yıllarda gözaltında katledilen ve bir daha haber alınamayan yurttaşlardan biri de Mehmet Ertak. Ertak, 1992'de Şirnex'te gözaltına alındı ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Babası kaybettirildiğinde 6 yaşında olan Servet Ertak, MA'dan Lütfü Pala'ya konuştu. 1992'deki Newroz’dan sonra yaşanan olaylarda halk üzerinde ciddi anlamda baskılar geliştiğini, ailesinin de nasibini aldığını belirten Ertak, "Babam o dönemlerde maden ocaklarında çalışan bir işçiydi. 18 Ağustos 1992'de Şirnex yakılıp yıkıldı. O zamanlar halk Şirnex’i boşaltmak zorunda kaldı ve benim ailem de göç etti. Üç gün Şirnex'e giriş-çıkışlar tamamen yasaklandı. Babam üç günden sonra akrabaları ile beraber bir sivil araca binerek ailesinden haber almak için geldi. Şirnex girişinde bulunan kontrol noktasında resmi kıyafetli polisler tarafından durduruldular ve kimlik kontrolü yapıldı. ‘Mehmet Ertak kimdir?’ dedikten sonra babamı indirdiler ve geri kalanlar yoluna devam etti. Daha sonra resmi polis tutanağı ortaya çıktı, babam o zaman gözaltına alındı ve biz aile olarak bir daha kendisinden haber alamadık” dedi.
Devlet suçüstü yakalanmıştı
Dedesi İsmail Ertak'ın, babasının akıbetinin peşine düştüğünü, devletin hemen hemen tüm kurumlarına giderek başvuruda bulunduğunu hatırlatan Ertak, şöyle devam etti: "Bunu yaparken birçok baskıya ve şiddete maruz kaldı. O dönemin hak savunucularından rahmetli Tahir Elçi, dedem ile görüştü ve babamın dosyasıyla ilgilenmeye başladı. Cumartesi Anneleri’nin eylemine katıldığımda CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’nin faali meçhul cinayetleri açısından Mehmet Ertak dosyasının çok önemli bir dosya olduğunu söyledi. Devletin suçüstü yakalandığı bir dosyaydı.
Tahir Elçi, bilgi ve belgeleri toplarken gözaltına alınabileceği ihtimaline karşı babamla ilgili belgeleri, resmi polis tutanağını alıp demir kapının mazgalının altına saklamış. Daha sonra AİHM’de kurulan davada bu belge ortaya çıkarıldı. Tabii daha sonra bazı JİTEM elemanlarının da belirttiği gibi babam, o dönemin emniyet müdürü ve istihbarat şube müdürünün emriyle gözaltına alındı ve gözaltında öldürüldü. Hatta babam gözaltına alındığında o dönemin tanıkları da vardı. Sezgin Tanrıkulu’nun söylediğine göre o döneme ait resmi tutanak da var.”
Bir kemik bulunsa bile
Adalet Bakanı'nın yaptığı son açıklamaların kendilerine umut verdiğini ifade eden Ertak, “Bizler bir kemiğin bile bulunmasına sevinecek bir ruh hali içerisindeyiz. 17 bin faili meçhul cinayet gerçekliğini biliyoruz. Newala Qesaba’dan, asit kuyularından bahsediyoruz. Ciddi anlamda geçmiş ile yüzleşilecekse aileler, en azından güven içerisinde kayıplarını aramalı. Birçok insan halen sevdiklerinin akıbetini sormaktan korkuyor. Kurulacak bir komisyon insanlara o güven duygusunu en azından güvenlik boyutuyla vermeli. 17 bin faili meçhul, 17 bin aile demektir. Babamın bir daha geri gelmeyeceğinin farkındayım ama hak mücadelesini vermemiz gerekiyor. Bizlerin acıları bireysel değil, bizlerin acıları toplumsal hafızanın bir gerçekliğidir” şeklinde konuştu.
Barıştan söz edilecekse
Kürt sorunun çözümüne yönelik çok önemli konulardan birinin de geçmişle yüzleşme olduğunun altını çizen Ertak, şunları dile getirdi: "Ben 6 yaşında bir çocuk olarak, annem okuma yazma bilmeyerek, ailem paramparça olmuş bir şekilde belge ve bilgileri nereden bulacağım? Bir belgenin olduğunu milletvekili söylüyor. Öldürülen bir avukatın bürosundan çıktığı söyleniyor. Babamın akıbetinin peşinden giderken Tahir Elçi katledildi. Üzerinden 33 yıl geçmiş, bilgi ve belgeleri nereden bulacağım? Kemikler bile erimiş bitmiş belki, asit kuyularından bahsediyoruz. Bu konuyu çözmemiz gerekiyor. Barıştan söz edilecekse önce kayıpların akıbeti açıklanmalı. Devlet kendi geçmişi ile yüzleştiğinde güçsüz duruma düşmeyecek, aksine daha da güçlenecek. Benim babam devletin resmi polisleri tarafından gözaltına alındı ve bir daha geri gelmedi. Benim babam öldürüldü.” ŞIRNEX