Savunma gücümüz örgütlülüğümüz

Kadın Haberleri —

21 Ocak 2021 Perşembe - 17:00

  • Tecrit, savaş ve yoksulluğun iktidarı her gün biraz daha çıkmaza sürüklediğini kaydeden HDP’li Ayşe Acar Başaran “Özsavunma haktır, meşrudur. En önemli savunma gücümüzden biri örgütlülüğümüzdür. Geleceğimizi inşa etmek için bir arada olmaktan başka şansımız yok” dedi. 

ANKARA

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, HDP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısıyla kadın gündemini değerlendirdi. 
2020 yılının saldırı ve siyasi soykırım operasyonlarıyla geçtiğini belirten Başaran, “2021 yılı, başlangıcından itibaren bir taraftan bu saldırıların devam edeceği ama bir taraftan da mücadelenin yükseleceği, bu faşist tekçi sisteme karşı kazanımların büyütüleceği bir yıl olacak” dedi.
 
Tecrit yolu yol değil

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride karşı cezaevlerinde başlatılan açlık grevi eylemine işaret eden Başaran, tecridin ülkenin en esaslı gündemlerinden biri olduğunu söyledi.
İktidarın en temel sorunları yok yayarak siyaset üretmeye devam ettiğini dile getiren Başaran, “Tecrit, Sayın Öcalan şahsında İmralı’dan başlayarak ülkenin tümünde bir yönetim biçimi haline geldi. Bugün tecridin yarattığı sonuçları halk ama öncelikli olarak kadınlar çok yakın ve sıcak bir biçimde hissediyor, yaşıyor. Tecrit, bu ülkede savaşın, yoksulluğun, Türkiye’nin uluslararası alanda kendisini izole etmesinin, Kürt sorununu yok saymanın ismi haline geldi. İktidar ısrarla bu hakikati görmeden ülkeyi yönetmeye çalışıyor. Bu ülkede adalet reformundan söz edilirken devletin, AKP-MHP ittifakının kendisi insanlık suçunu işlemeye devam ediyor. Ama biz bu yolun yol olmadığını, tecridin iktidarı da her gün biraz daha çıkmaza sürüklediğini bir kez daha ifade ediyoruz” diye belirtti. 

Tutsakların talebi talebimizdir

AKP’yi bu işkence yönetimine son vermeye çağıran Başaran, “Politik tutsakların talepleri HDP’nin talebidir, Kürt halkının talebidir. Ama sadece Kürt halkının ve HDP’nin problemi olmamalıdır. Yansıması nasıl bütün ülkeye oluyorsa, bütün ülke buna karşı ses yükseltmeli, tüm demokratik kamuoyu tecridin kaldırılması için üzerine düşen görevleri yerine getirmelidir. Geç olmadan bu konuda bütün Türkiye kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

Erkeklik bakanı

Başaran, artan kadın katliamlarına ilişkin ise İçişleri Bakanı’nın bir erkeklik bakanı olarak her gün istatistikleri çarpıtarak, katliamları meşrulaştırarak çözüm bulmaya çalıştığını ve bütün mekanizmaların erkekliği savunma mekanizmaları haline geldiğini söyledi. Kadınların özsavunmalarını gerçekleştirdiklerinde ise cezaevine konulduklarına işaret eden Başaran, son günlerde saatlerce bir erkeğin işkencesine uğrayan Melek İpek örneğini vererek şunları söyledi: Melek, özsavunmasını gerçekleştirdiği için, kendisini ve çocuklarını koruduğu için şu anda cezaevinde. Devletin yapması gerekeni yapmadığı için cezaevinde. Eğer gerçekten kadınlar bu ülkede korunabilse belki kendileri kendilerini korumak zorunda kalmayacak. Biz buradan bir kez daha sesleniyoruz; özsavunma haktır, meşrudur. TCK’da bile meşru savunma diye bir madde vardır. Bunu yok sayarak kadınların kendilerini korumak için tutuklanmasını kabul etmiyoruz. Ve en önemli savunma gücümüzden örgütlülük olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.”

Kadın mücadelesi yargılanıyor

Türkiye’deki yargının suçu değil, kadın mücadelesini yargıladığını DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’e verilen 23 yıl hapis cezası üzerinden değerlendiren Başaran, hakkında açıklanan gerekçeli karardan bir pasaj okudu. Başaran, daha önce de iddianamelerde 8 Mart’ın suç kabul edildiğini, TJA’lı kadınların ‘kadına yönelik şiddet politiktir’ söyleminin yargılama konusu yapıldığını, Gülistan Doku’nun nerede olduğunun sorulmasının yargılama konusu yapıldığını, Kars Belediye Eşbaşkanı Şevin Alaca ile ilgili de iddianamenin tümünün eşbaşkanlık üzerine kurgulandığını gördüklerini hatırlattı ve “Ne eş aşkanlık sistemi ne bu erkek egemen sisteme ve ideolojiye karşı mücadele suç kabul edilemez” diye ekledi. 

Geleceği beraber inşa edelim

Başaran, konuşmasının sonunda ise, her gün kadınları hedef gösteren ve tehdit eden iktidarın en büyük nefret söylemi gerçekleştirdiğini belirterek, Evlilik Kursları adı altında makbul kadın olmayı öğreten iktidara karşı eşbaşkanlık çizgisini, kadın özgürlüğünü savunmaktan vazgeçmeyeceklerini kaydetti.

Geçtiğimiz haftalarda HDP Kadın Meclisi’nin seri toplantılar düzenlediğini hatırlatan Başaran, önümüzdeki günlerde daha geniş bir planlamayla alanlarda kadın özgürlük mücadelesini yükseltmeye devam edeceklerini aktardı ve kadınlara şu çağrıyı yaptı: “Bu mücadele hepimizin. Kazanımlar, bütün kadınların kazanımları. Türkiye’deki feminist kadınların, sosyalist kadınların, Kürt kadın hareketinin kazanımlarımızı korumak, geleceğimiz inşa etmek için bir arada olmaktan başka şansımız yok. Bu savaş ve erkeklik siyasetine karşı kadın özgürlükçü, ekolojik bir yaşamı hep beraber inşa edebiliriz.” 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.