Serhildan tutsaklarına kefalet kıskacı

Kadın Haberleri —

İran idam protesto/ foto:AFP

İran idam protesto/ foto:AFP

  • İran ve Rojhilat serhildanlarında tutuklanan kadınlar, Karçak Cezaevi'nde ağır şartlar altında tutuluyor. Ailelere dayatılan milyarlarca tümen kefalet, geçici tahliyeyi neredeyse imkânsız hale getiriyor.

Karçak Cezaevi, Tahran'da tutuklanan kadın protestocular için bir kez daha başlıca gözaltı merkezlerinden biri haline geldi.

Devlet kontrolündeki Şark gazetesinin 29 Ocak'ta yayınladığı bir rapora göre, Tahran'da Ocak 2026 serhildanları sırasında tutuklanan kadın protestocular Karçak Hapishanesi'nde ağır koşullar altında tutulurken, erkekler ise korkunç koşulları ve mahkumların hayatını tehdit eden şiddet olaylarıyla bilinen Büyük Tahran Cezaevi'nde (Fashfuyeh ) hapsediliyor. Tutukluların serbest bırakılması karşılığında ailelere milyarlarca tümen kefalet dayatılıyor.

Geçici tahliyeler imkansız

Sharq gazetesine göre, son serhildanlar sırasında gözaltına alınan protestocuların sayısı hakkında resmi bir rakam yok. Karçak Cezaevi, protestolar sırasında tutuklanan kadınlar için bir kez daha başlıca gözaltı merkezlerinden biri haline geldi.

Uzun süredir insanlık dışı koşulları nedeniyle eleştirilen cezaevi, genel mahkum nüfusunun yanı sıra Tahran'daki son gösterilerde gözaltına alınan onlarca kadını da barındırıyor. Bu tutukluların çoğunun karantina koğuşunda tutulduğu bildiriliyor.

Krizi daha da kötüleştiren şey, bir yandan bir aylık, hatta birçok durumda daha uzun süreli tutukluluk kararlarının verilmesi, diğer yandan ise milyarlarca tümenlik kefalet miktarlarının dayatılması oldu. Bu durum, birçok tutuklu ve aileleri için geçici tahliyeyi fiilen imkansız hale getirdi.

Pakdasht, Qoheh, Mamazan, Hasanabad, Varamin, Baharestan, Eslamshahr ve Robat Karim'den kadınlar şu anda günlerini ve gecelerini Qarchak Cezaevi'nin karantina koğuşunda geçiriyor.

‘Kızımı kurtarmak için 12 gün harcadım’

Bir anne, Pakdasht, Tahran ve Karçak arasında gidip gelerek geçirdiği günleri NCRI Women’a anlattı. Eşi yıllar önce vefat etmiş ve şimdi ailesini geçindirme ve üç kızının geleceğini güvence altına alma yükünün tamamını omuzlarında taşıyor. Ailenin geçimini sağlayan en büyük kızı ise 12 gün önce tutuklandı. Anne yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor: “Bize kefalet gerektiğini söylediklerinde, kendi evimizi rehin verebileceğimizi düşündük. Ama evimiz birkaç milyar tümen değerinde değildi ve tapusu bile bedava değildi. Evimiz ipotekli. Kardeşim devreye girdi ve kendi evinin tapusunu rehin verdi.”

Ayrıca birçok tutuklunun bu seçeneğe bile sahip olmadığını ekliyor. Anne, “Kızım bana bazı kadınlar için kefalet miktarının sekiz milyar tümen olarak belirlendiğini söyledi. Birçok ailenin bunu karşılayacak hiçbir imkanı yok” dedi.

Kızının geçici olarak serbest bırakılmasından dolayı rahatladığını ama yaklaşan davanın onu rahatsı ettiğini ifade eden Anne, “Mahkeme duruşmasına kadar serbest olduğunu söyledil. Ceza verip onu tekrar hapse göndereceklerinden çok korkuyorum. O, hayatımızın direği. Gençliğini parmaklıklar ardında geçirmeyi hak etmiyor” diye konuştu.

Sadece sesini yükseltti

19 yaşındaki bir tutuklunun kız kardeşi, kız kardeşinin geleceğinin neden askıya aldınğını soruyor.

Güvenlikten dolayı ismini açıklamayan genç bir kadın, Şahr-i Rey'den 19 yaşındaki kız kardeşinin tutuklanması hakkında konuştu. Ailenin açıklamasına göre, genç kız sadece İran'ın ekonomik koşullarını protesto ettiği için gözaltına alındı. Kadın, “Kardeşim hiçbir yanlış yapmadı. Kimseye zarar vermedi. Sadece sesini yükseltti” dedi ve ekledi: “Genç, hayalleri ve planları var ama önünde bir gelecek göremiyor. Bu tür bir protesto bunca hapis cezasını hak ediyor mu? Basit bir taahhütle onu serbest bırakabilirlerdi. Neden bu kadar uzun süre hapiste kalmak zorunda?”

Tutukluya da aileye de baskı

İran ve Rojhilat’ta internet kesintileri nedeniyle aileler üzerindeki baskı daha da arttı. Son 20 gününü evi, Karçak Hapishanesi, savcılık ve Devrim Mahkemesi arasında mekik dokuyarak geçiren bir baba, ailelerin yaşadığı yorgunluğu şu sözlerle anlattı: “Tutuklandığın andan itibaren hem tutukluya hem de ailesine iki taraftan da baskı geliyor. Şehrin kilometrelerce dışında, internet veya navigasyon uygulamalarının olmadığı hapishaneyi bulmak bile başlı başına bir işkence. Bir gün hesapladık ki, Tahran'dan ülkenin kuzeyine kadar olan mesafeye eşdeğer bir yol yürümüştük.”

Ona göre, internet kesintileri ve navigasyon araçlarının devre dışı bırakılması bu baskıyı daha da artırdı. 

Tahran’da mahsur kaldılar

Tutuklananların önemli bir kısmı, eğitim görmek için başka şehirlerden Tahran'a gelen üniversite öğrencileri. Aileleri de davalarını takip etmek için başkente gitmek zorunda kaldı. Bazıları akrabalarının yanında geçici barınak bulurken, diğerleri evsiz ve şaşkın bir halde, günlerini savcılık ve mahkeme binalarının önünde geçiriyor. Bu durum, aileler üzerinde ciddi ek ekonomik ve psikolojik baskı oluşturdu. HABER MERKEZİ

 

* * *

‘Rojhilat karşısındaki sessizliğinizi bozun’

Rojhilat Kadın Derneği, İran ve Rojhilat’da yaşananların insanlık suçu olduğunu ve bunlara karşı gerçek bir uluslararası yanıt verilmesi gerektiğini bildirdi.

İran ve Rojhilat’da yaşananların insanlık suçu olduğunu ve bunlara karşı gerçek bir uluslararası yanıt verilmesi gerektiğinin altı çizilen açıklamada, “Bu nedenle uluslararası örgütleri, insan hakları örgütlerini, demokratik kurumları ve yetkilileri sessizliği bozmaya, İslam Cumhuriyeti'nin suçlarını insanlığa karşı suç olarak tanımaya ve cinayet, işkence ve baskıdan sorumlu olanları uluslararası adalete teslim etmeye çağırıyoruz” denildi.

Rojava kazanımları tehdit altında

Rojava’nın toplumsal savunma ve örgütlenmede temel güç haline geldiği ifade edilen açıklama şöyle devam etti: “Rojava’daki mücadeleyle kadın özgürlüğünün yeni bir toplumsal sistemin temeli olabileceğini gösterdiler. Ancak Rojava deneyimi ve kazanımları sürekli olarak siyasi, askeri ve uluslararası tehditlerle karşı karşıya kalmaktadır. Askeri saldırılar, jeopolitik değişiklik girişimleri, uluslararası yetkililerin desteğinin olmaması ve tereddüt etmeleri ile Demokratik Özerk Yönetim deneyimini yok etme girişimleri bölgedeki kadınların yaşamlarını, güvenliklerini ve kazanımlarını tehlikeye atmıştır.”

Kadınlar taleplerinden vazgeçmeyecek

Uluslararası toplumun sessizliğinin işlenen suçların devam etmesine doğrudan izin verdiğine dikkat çekilerek, “Bu nedenle yalnızca söz düzeyinde değil, eylem, hesap verebilirlik ve cezalandırma düzeyinde de açık, güçlü ve etkili bir yanıt verilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Özgürlük ve adalet mücadelesi durmamalıdır. Kadınlar özgür, eşit ve insancıl bir yaşam taleplerinden asla vazgeçmeyeceklerdir. Kadınların İran’daki, Kürdistan’daki, Rojava’daki veya başka bir yerdeki mücadelelerinin zulümden uzak bir yaşam, insanlık onuru ve kadınların mağdur olmadığı bir gelecek için verilen bir mücadele olduğunu vurguluyoruz” denildi. 

 

* * *

Yelda Abbasi serbest bırakıldı

Almanya’da yaşayan Şirvanlı Kürt sanatçı Yelda Abbasi, ailesini ziyaret etmek için gittiği İran’da gözaltına alınmasının ardından serbest bırakıldı.

Hengaw İnsan Hakları Örgütü’nün paylaştığı bilgilere göre Abbasi, 23 Ocak 2026 Cuma günü Noel tatili kapsamında eşi ve bir buçuk yaşındaki çocuğuyla birlikte bulunduğu Meşhed’deki aile evinde İran rejim güçleri tarafından gözaltına alındı.

Gözaltının hemen ardından Vakilabad Cezaevi’ne sevk edilen sanatçı hakkında, daha önce “Jin Jiyan Azadî” protestoları dönemindeki sanatsal ve sivil faaliyetleri gerekçe gösterilerek gıyabında verilen bir yıllık hapis cezasının infazına başlandığı bildirildi.

Ailesi ve yakın çevresi, Yelda Abbasi’nin bu yargılamadan haberdar edilmediğini, savunma hakkı tanınmadan mahkûm edildiğini ve hukuki temsil hakkından mahrum bırakıldığını ifade etti. İnsan hakları örgütleri ise gözaltı ve tutuklamayı, İran’da özellikle Kürt sanatçılara ve “Jin Jiyan Azadî” ile ilişkili kültürel üretimlere yönelik baskıların bir devamı olarak değerlendirdi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.