Sığınaklar rant alanı olmadığı için açmıyorlar
Kadın Haberleri —

.
- ‘Sığınak istiyoruz’ kampanyasıyla kamu kurumlarına sorumluluklarını hatırlatacaklarını belirten İzmir Kadın Dayanışma Derneği’nden Zeynep Tuna, “Sadece sayısal bir artış değil, nitelikli sığınaklar olmasını hedefliyoruz” dedi.
HABER MERKEZİ
Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezi Kurultayı Bileşenleri, şiddette maruz kalan kadın ve çocukların korunması, sığınma evlerinin sayısının artırılması ve güçlendirilmesi için 6 Mayıs’ta “Sığınak istiyoruz” kampanyası başlattı. Kampanya, Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı’nın gerçekleştirileceği Kasım ayına kadar devam edecek. 6 aylık süreç içerisinde her ay kadınların taleplerini içeren eylemler gerçekleştirilecek.
148 sığınmaevi var
Türkiye’de sığınmaevi sayısı yok denecek kadar az. Belediyeler Kanunu’nda Büyükşehir Belediyeleri ile nüfusu 100 binin üzerindeki kentlerde, kadınlar ve çocuklar için konuk evi açma zorunluluğu olmasına rağmen Türkiye’de sadece toplam 3 bin 576 kişi kapasiteli 148 sığınma evi var. Bu evlere ihtiyaç duyan ve sığınan kadınlar, 3 ay ve 6 ay gibi sürelerde kalırken, 12 yaşından büyük erkek çocukları evlere alınmıyor. Yine Avrupa Konseyi’nin standartlarına göre, sığınakların her 10 bin kişi için kalacak bir yer olması ve her 50 bin kadın için bir dayanışma merkezi açılması gerekiyor.
Kurultay’ın talepleri
Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezi Kurultayı Bileşenleri, kampanya kapsamında taleplerini şöyle sıralıyor: Sığınakların sayısı ve kapasitesi artırılmalı, belediyeler sorumluluklarını yerine getirmeli, sığınakları açmalıdır. Açılan ve açılacak sığınaklarda ve da(ya)nışma merkezlerinde feminist yöntemler uygulanmalıdır. İstanbul Sözleşmesi’nin sığınaklar ve dayanışma merkezlerine dair getirdiği standartlardan vazgeçmiyoruz.”
Kampanyanın içeriği, sığınakların durumu ve ihtiyaçlarına ilişkin Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan İzmir Kadın Dayanışma Derneği üyesi Zeynep Tuna, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinin ardından kampanyanın önem kazandığını vurguladı.
Nitelikli sığınaklar
Pandemiyle birlikte kadınların yoksullaştığını ve evlere kapanmanın kadına yönelik şiddette de artışa neden olduğunu dile getiren Tuna, özellikle pandemide kadınların şiddet yanı sıra sosyal yardım talebinin de arttığını vurguladı.
‘Sığınak istiyoruz’ talebinin sadece sayısal olarak sığınakları arttırmak olmadığını, aynı zamanda nitelik olarak güçlendirilmesine yönelik de olduğunu belirtti.
Şiddet ortamına geri dön deniliyor
Var olan sığınaklara 12 yaşından büyük erkek çocukların alınmadığını aktaran Tuna, “18 yaşında herkesin çocuk olduğu yasalarımızda mevcut iken, 12 yaşındaki erkek çocuk sığınağa neden alınmıyor? Çocukların anneleriyle birlikte alınabileceği sığınaklar olmalı. Bu, şuna benziyor: Kadın boşanacak, babaevine dönecek. Annesi ve babası ‘çocukları bırakırsan, gel’ diyor. Devlet de ‘12 yaşından büyük erkek çocuğun varsa ya oğlunu bırakırsın ya da gelemezsin’ diyor. Anne babanın söylediğini devlet de söylüyor. Çocuk alınmadığı için kadın yeniden şiddet ortamına geri gönderiliyor. Bir kadını çocuğundan, çocuğu anneden ayırmak da başka bir şiddet türüdür. Sığınakları farklı tasarlarsan 12 yaşındaki oğlan çocuğunu da alırsın. Bu da sığınakların kapasitesi, içeriği ve anlayışla iç içe bir durum. Zihniyet neyse işlere yansıyan o oluyor” diye konuştu.
Kayyumlara gidilmeyecek
Tuna, 25 Kasım’a kadar devam edecek kampanya hakkında şu bilgileri paylaştı: “Her ay kampanya ile ilgili söyleyeceğimiz sözü oluşturacağız. Sosyal medyada her ay odak notlarını duyuracağız. Pandemiden kaynaklı alanlara çıkmak pek mümkün görünmüyor, bu yüzden ağırlıklı olarak sosyal medya mecralarında çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Hem bakanlığa hem de belediyelerden sığınaklara ilişkin bilgi edinme başvuruları yapacağız. 100 binin altında 3 kent var. Bir de kayyum atanan 9 belediyeye bilgi edinme için başvurulmayacak. 69 belediye başkanlığı ve 81 ŞÖNİM’e bilgi edinme başvuruları yapacağız. ‘Sığınak var mı, kaç tane, kadın danışma merkezleri var mı?’ gibi sorular yönelteceğiz.”
Sorumluluklar hatırlatılacak
Kampanyayla kamu kurumlarına sorumluluklarını hatırlattıklarını dile getiren Tuna, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yasalarda sığınak açılması var. Ancak bu memlekette yasayı hiç kimse takmıyor. İstanbul Sözleşmesi de tam da bu nedenden dolayı gitti. Sığınaklar bir rant alanı değil. Bir belediye onu görünür hale getiremez, açılışını davullu zurnalı yapamaz. Seçim propagandası ya da görsellik olarak sunamadığı için tercih etmiyor. Bütçe kadınlar lehine harcanmaya geldiğinde para yok deniliyor.”














