- DEM Parti Hukuk Komisyonu Eşsözcüsü Öztürk Türkdoğan, "Statü tanınacak. Gerekli kurumlar varsa kurulacak, gerekli koordinasyonlar varsa oluşturulacak. Çalışmalar bu şekilde sürdürülecek" dedi.
MA'dan Diren Yurtsever'in sorularını yanıtlayan DEM Parti Hukuk Komisyonu Eşsözcüsü Öztürk Türkdoğan, Rêber Apo'nun bu süreci başlatan ana muhatap ve baş aktör, yani bir tarafın doğrudan doğruya birinci dereceden hem sorumlu lideri hem de temsilcisi olduğunu söyledi. Diyalogdan müzakereye geçtiğiniz zaman tarafların müzakereleri mümkün olduğu kadar özgür ortamlarda yapması gerektiğini kaydeden Türkdoğan, bu bakımdan Rêber Apo'nun statüsünun önemini vuguladı. Özgür çalışır koşullara kavuşmasıyla ilgili bazı somut önermeleri hazırlayıp İmralı heyeti vasıtasıyla muhataplarına ulaştırdıklarını belirten Türkdoğan, şu anda bunu yapacak yasal imkanların mevcudiyetine işaret etti. Dolayısıyla bu konuda hem 6551 sayılı Kanun'un halen yürürlükte hem de çeşitli kanunlarla özellikle Cumhurbaşkanı'na tanınan yetkiler olduğunu hatırlatan Türkdoğan, "Sayın Öcalan'la ilgili hukuksal olarak da Türkiye'nin hem AİHM’in 2014’teki kararı hem de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin kararları var. Yani her türlü hukuksal dayanak var. Bir de 2014'te çıkan 6551 sayalı ‘Çözüm süreci kanunu’ var. Bütün bunları yan yana koyduğumuzda, Sayın Öcalan özgür çalışma koşullarına kavuşturulabilir" dedi.
Bahçeli'nin önerisine mesafe
Bahçeli’nin “koordinatörlük” önerisine ise mesafeli duruyor. Türkdoğan, şöyle gerekçelendirdi: "Sayın Öcalan, baş aktördür. Müzakere anlamında, çatışma çözüm süreci anlamında ve sosyolojik gerçeklik anlamında. Şimdi böyle olunca Sayın Öcalan'ın kendisi koordinatör olamaz. Kurulacaksa bir koordinatörlük hem devlet ve siyasi iktidarla hem de siyasal partiler ve toplum ile Sayın Öcalan arasındaki ilişkiyi ve görüşmeleri sağlayabilir veya çok farklı görevler üstlenebilir. Sayın Öcalan burada ana muhataptır. Dolayısıyla onun statüsünü; müzakereyi yapmaya uygun, özgür çalışır koşulları sağlayacak şekilde belirlenmesi gerekiyor. Yani koordinatör, taraflar dışında olmalı."
Mutlaka adım atılmalı
Böyle tarihsel önemde bir konuda statüsünün tanınmasının zorunlu olduğunu belirten Türkdoğan, sadece fiili durum ve siyasi güvencenin yetmediğini kaydetti. Türkdoğan, şunları dile getirdi: "Hukuki güvenceye bağladığınız anda süreç, otomatikman ilerler. Sayın Öcalan, Kürt'ün hukuk dışılığına son verilmesi gerektiğini söylüyor. Hukuk içinde olmak, tanınmak istiyoruz. Hiçbirimiz bu saatten sonra bu süreçten geri dönemeyiz. Türkiye'nin mutlaka ve mutlaka artık bu konuda adım atması, bu çatışma çözüm sürecini başarıya kavuşturması gerekiyor. Ondan sonra gerçekten sahici demokratikleşme adımlarıyla süreci ilerletmesi gerekir. Statü tanınacak. Gerekli kurumlar varsa kurulacak, gerekli koordinasyonlar varsa oluşturulacak. Çalışmalar bu şekilde sürdürülecek.
Anayasal düzeyde çözüm
Bahçeli’nin ‘yol haritası'nda’ bir çatışma çözümünün nasıl ilerleyeceğinin aşamalarına dair bir kurgu var. Biz de parti olarak sunduğumuz önermelerde; önce demokratik entegrasyon aşamasının gerçekleşmesi, sonra özgürlük yasalarının çıkarılmasını belirttik. En nihayetinde Kürt sorunu bir anayasal sorundur. Anayasal düzeyde çözülmeli. Sonrası da siyasi mücadeledir. Bu açıdan Bahçeli’nin bir perspektife sahip olması önemli. Farklılıklarımız var, bunu kabul etmek gerekir. Statüyü o farklı, biz farklı tarif ediyoruz. Bu konuda bir çözüm bulabiliriz diye düşünüyorum."
Statü ve barış yasası
Bayram sonrası için hazırlıkların, CHP’ye dönük mutlak butlan kararı sonrası nasıl olacağına bakacaklarını belirten Türkdoğan, "Cumhur İttifakı’na naçizane tavsiyem, hızlıca demokratikleşmeleridir" diyerek, şöyle devam etti: "Bütün öneriler tartışılabilir yeter ki bir an önce Sayın Öcalan’ın özgür çalışır koşulların sağlanmasına dayalı statü tanınsın. Bu tanımayla birlikte gerekli müzakereleri yapmak, tartışmaları yapmak, taslakları oluşturmak, bir konsensus sağlamak, onu bir an önce Meclis'ten geçirip o yasanın gerektirdiği çalışmaları hızlıca yapmak gerekir. İktidar bu konuda her türlü yetkiye sahiptir. Hatta bu yöntemlerin belirlenmesi konusunda bazı konularda o özel yasa olmasa bile, bazı yöntemlerin belirlenmesiyle ilgili adım atma yetkisine de sahiptir.
Barış yasası dediğimiz yasa da demokratik entegrasyon kuralları da belirlenebilir. Hem silah bırakma hem de entegrasyon birlikte düzenlenebilir ki büyük ihtimalle öyle olacaktır. Bu negatif barıştan pozitif barışa geçişi sağlayacak bir yasadır.
Sonra özgürlük yasaları
Daha sonra özgürlük yasaları var. Meclis Komisyonu raporunun demokrasi bölümünde belirtilen tavsiyeler kısmı büyük bir başlık. Biz parti olarak temel önceliklerimizi ifade ettik. Öncelikle Kürtçenin kullanılması, eşit yurttaşlığa giden çeşitli engellerin ortadan kaldırılması, ifade özgürlüğünün mutlaka bir şekilde sağlanması, Siyasi Partiler Kanunu'nda değişiklikler gibi birçok konu var böyle. Mesele bu süreçte AİHM ve AYM kararları doğrultusunda hapiste tutulan siyasetçilerin bırakılması çok rahatlıkla sağlanabilir. Kayyumlar yerine seçilmiş belediye eşbaşkanları görevlerine getirilebilir. Çeşitli idari tedbirlerle bu uygulamalar yerine getirilebilir."