- Kürt siyasetçi Welat Çetinkaya: “Koğuşumun kapısına ‘tehlikeli adam’ tabelası astılar, 23 saat kapım kapalıydı. Somut delil olmadan 21 ay hapis cezası verdiler. Kürtlerin en demokratik taleplerini ‘terörizm’ olarak gören bu zihniyet artık değişmeli.”
- “Hakkımda yapılan asılsız haberler nedeniyle İtalya’da da izolasyona tabi tutuldum. Alman devleti, istihbarat raporlarına dayanarak Kürtleri yargılamak yerine ekonomik ve siyasi çıkarlarını değil hukuku esas almalı.”
REWŞAN DENİZ
Kürt siyasetçi Welat Çetinkaya, Almanya’nın Kürtlere dönük kriminalizasyon politikalarının mağdurlarından. Türk basınının hedef gösterdiği Çetinkaya, Almanya’daki cezaevlerinde 21 ay kaldı. Almanya’nın çıkardığı “Avrupa Tutuklama Emri” kapsamında 26 Kasım 2024’te İtalya’nın Roma kentinde gözaltına alınan ve yaklaşık 5 ay sonra, 24 Nisan 2025’te Almanya’ya iade edilen Welat Çetinkaya, Almanya’da 129a/b maddesi kapsamında 21 ay hapis cezasına çarptırıldı. Stammheim ve ardından Rottenburg am Neckar cezaevlerinde kalan Çetinkaya, 10 Ağustos’ta Rottenburg am Neckar Cezaevi’nden tahliye oldu.
Aynı gün ikamet yeri olan İtalya’ya dönen Çetinkaya, Almanya’ya iade edilmeden önce özellikle “TRT Deutsch” tarafından yapılan asılsız bir haberde, 23 Ekim 2024 tarihinde Ankara’da bulunan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) merkezine iki HPG gerillasının düzenlediği eylemle ilişkilendirilmişti.
Kürt siyasetçi Welat Çetinkaya, tutuklanma sürecini, hakkında yapılan asılsız haberleri ve cezaevinde yaşadığı ağır tecrit koşullarını gazetemize anlattı.
Türkiye’de 10 yıl tutuklandı
Mardin’in Ömerli ilçesinde dünyaya gelen Welat Çetinkaya, küçük yaşlarda ailesiyle birlikte İzmir’e göç etmek zorunda kaldı. İlkokul, ortaokul ve liseyi İzmir’de okuyan Çetinkaya, Kürt Özgürlük Hareketi’yle tanışma sürecini şu şekilde anlattı: “Beni en fazla etkileyen konu, en küçük amcamın 1988 yılında iki arkadaşıyla birlikte şehit olmasıydı. Henüz 14-15 yaşlarındayken arkadaşlarımla sohbet ediyor ve ‘Biz ne yapabiliriz?’ diye tartışıyorduk. Böyle düşünürken Kürt Özgürlük Hareketi’yle ilişkilerimiz gelişti ve böylece çok alt düzeyde de olsa siyasi ilişkilerimiz başladı. Birkaç kere gözaltına alınıp tutuklandım. 1991’de ise bir diğer amcamın kontrgerilla tarafından 17 kurşunla katledilmesi beni mücadeleye daha fazla yakınlaştırdı. 1993 yılının Haziran ayında Kürdistan’da yaşanan kirli savaşa dikkat çekmek için organize ettiğimiz kitlesel bir yürüyüşün sonunda yapılan bir operasyonla yakalandım. İzmir DGM’de yargılandım ve 12 yıl hapse mahkûm edildim. 2004 başlarında Aydın Cezaevi’nden tahliye oldum. Çıktığım gün zorla Denizli’ye askere götürüldüm. Askerlik yapmanın onursuzluk olduğunu düşünerek aynı gece oradan kaçtım. Bu şekilde ilk günden infazım yakılmış oldu. Daha sonrasında bana yeni davalar açılınca ve baskılar artınca Avrupa’ya çıktım.”
Haberi MİT servis etti
TRT Almancanın (TRT Deutsch) başını çektiği Türkiye’deki bazı medya kuruluşları, Çetinkaya’nın tutuklanmasını Ekim 2024’teki TUSAŞ eylemiyle ilişkilendirdi. Bu haberi bizzat okumadığını fakat duyduğunu dile getiren Çetinkaya, İtalya’da gözaltına alınması ve hakkında yapılan asılsız haberlere dair şunları söyledi: “İtalya’da tutuklanmadan önce Brüksel Havaalanı’nda da gözaltına alındım ve orada kısa bir tutukluluğun ardından elektronik kelepçe ile ev hapsine tabi tutuldum. Üç buçuk ay süren mahkemenin ardından Almanya’nın hakkımda açmış olduğu davanın elle tutulur bir yanının olmadığına hükmedilerek serbest bırakıldım. Yaklaşık bir buçuk yıl sonra bu kez İtalya polisi tarafından gözaltına alındım ve cezaevine konuldum. İlk birkaç gün herhangi bir olağanüstü durum yoktu. Daha sonrasında hakkımda çıkan bazı haberler neticesinde izolasyona tabi tutuldum. Haberleri bizzat görmedim ama duydum. Kim veya kimler tarafından bu haberlerin yoğun bir şekilde yayıldığı konusunda herhangi bir bilgim yok. Devletin istihbarat birimlerinin bu haberi medyaya bu şekilde yaydığı kanaatindeyim. Fakat ne İtalya ne de Almanya mahkemelerinde bu konuyla ilgili herhangi bir şey gündeme gelmedi.”
Çıkarlar nedeniyle 21 ay ceza verildi
Çetinkaya, Almanya’daki davada maruz kaldığı suçlamalara ilişkin, “Almanya’da açılan dava iki ana konu üzerinde şekillenmişti. İlki, bir yürüyüş sonrasında iki MHP’li gencin standımızın önüne gelerek elleriyle kurt işareti yapmasının ardından çıkan bir arbededen kaynaklıydı. Yaklaşık 5-6 duruşma bununla geçti ve sonunda konuyla alakamın olmadığı anlaşıldı. Bundan beraat ettim. Diğer konu ise PKK adına Stuttgart’ta sorumluluk yaptığım, para topladığım, Newroz tertip ettiğim, yürüyüş ve toplantılar yaptığıma dair ithamlardı. Ellerinde somut bir delil olmamasına rağmen yine de var olan ekonomik ve politik çıkarlar nedeniyle 21 ay ceza verildi” dedi.
Koğuş kapısında 'tehlikeli adam' tabelası
Almanya’daki cezaevlerinde ağır bir izolasyon altında tutulduğunu belirten Çetinkaya, şunları ekledi: “Davanın ilk konusu olan kavga meselesi ve çıkan haberleri bir arada değerlendirdiğimizde cezaevindeki izolasyon daha da sertleşti. Cezaevinde kaldığım koğuşun kapısında ‘tehlikeli adam’ tabelası asılıydı. Kapı, sürekli 2-3 gardiyan tarafından açılıp kapatılıyordu. Avukat dışında kimseyle telefonla görüşemiyordum. Diğer mahkûmların yanına gidemiyordum. Kitap, gazete, mektup gibi var olan haklarım zaten verilmiyordu. Tüm bunları mahkemede de söyledim.”
Zihniyetlerini değiştirmeleri gerekiyor
Alman devletinin Türk devleti ile ekonomik ve siyasi ilişkileri sonucunda, diğer Kürt siyasetçi ve aktivistler gibi kendisinin de tutuklanıp cezalandırıldığına dikkat çeken Welat Çetinkaya, şöyle devam etti: “Benden önceki birçok Kürt siyasetçi gibi en ağır koşullarda tutuklu kaldım. Yasal olan derneklere gidenleri de yargılıyorlar. Baskılarını her yönüyle artırıyorlar, hatta Türkiye’ye göndermekle tehdit ediyorlar. Kürtlerin en demokratik hak taleplerini ve mücadelesini çok sıkı denetime almaya çalışıyorlar. Yapılan en ufak bir çalışmayı dahi ‘terörizm’ çerçevesine sıkıştırıp yargılıyorlar. Bizleri 129a/b gibi güya hukuk maddelerine sıkıştırmaya çalışıyorlar ancak Kürtlerin özgürlük ve demokrasi mücadelesi bu maddelerin çok ötesinde bir yerdedir. Hukukla da izah edilemez. Bu anlamda başta Almanya olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinin bunu görmesi, bakış açılarını ve zihniyetlerini değiştirmesi gerekiyor. İstihbarat raporlarına dayanarak sonuç alınamayacağını bilmeleri gerekiyor.”
Yeni Özgür Politika sınırlı veriliyordu
PKK’nin fesih kararını cezaevindeyken duyduğunu fakat sağlıklı ve sürekli haber alamadığı için sürece detaylarıyla hakim olmadığını belirten Çetinkaya, “23 saat kapım kapalıydı. En ağır izolasyon uygulanıyordu. Yeni Özgür Politika gazetesine abone olmama rağmen bir gün veriliyor, 15 gün verilmiyordu. En son kaldığım Rottenburg am Neckar Cezaevi’nde çıktığım gün elime kocaman bir paket tutturdular ki ağzına kadar günlük gazetelerle doluydu. Alman devleti süreçten haberdardı ancak onlar için var olan ekonomik ve politik ilişkiler daha ağır basıyordu. Kriminal daire sorumluları mahkemeye gelip ‘Henüz somut bir şey yok, defalarca görüşme olmuştur ve bozulmuştur, bu süreç de bozulabilir’ gibi yüzeysel değerlendirmeler yapıyordu” ifadelerini kullandı.
'İdeolojik saiklerle hareket ediyor'!
1 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan Çetinkaya’nın cezasının ertelenmesi talebi, “ideolojik saiklerle hareket ettiği” gerekçesiyle reddedildi. Kararı ve mahkemenin bu gerekçesini Çetinkaya şu şekilde değerlendirdi: “Kendimi Kürt bir siyasetçi olarak tanımladım. Benim gibi orada kalan iki Kürt siyasetçi daha vardı. Prosedürleri uygulayıp bizleri bir araya getirmeleri gerektiğini söyledim ve ısrarcı oldum. Herhalde bu yüzden ‘ideolojik saiklerle hareket ediyor’ dediler. Zaten mahkeme bittiğinde beni hükümlülerin olduğu Rottenburg am Neckar Cezaevi’ne götürdüler. Çıktığım ilk gün İtalya’ya döndüm. Burada henüz olumsuz bir şeye maruz kalmadım.”
Avrupa politikalarını gözden geçirmeli
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle birlikte Avrupa devletlerinin Kürt politikasını gözden geçirmeleri gerektiğine dikkat çeken Çetinkaya, son olarak şunları belirtti: “Şimdiye kadar uyguladıkları baskılara son vermeliler. Kürt halkından özür dilemeleri, hatta mağduriyetleri telafi etmeleri gerekiyor. Kürtler barışçıl bir halktır. Kürtlere karşı uygulanan baskılar ve PKK yasağı ortadan kaldırılmalıdır. Almanya’dan çok ümitli değilim. Kürtler belki ileride Türk devletiyle bir barış gerçekleştirebilir ancak Alman devletinin Kürt halkına olan düşmanlığı bitmeyebilir, hatta daha da katılaşabilir. Umarım ben yanılırım.”