• Wan'daki taziyede gerilla Hüseyin Akdoğan’ın (Armanç Kerboran) şu sözü yankılandı: “Bizden başka başaran olmayacak, çünkü biz, her biri uğruna kıyametler koparılacak annelerden doğduk."

 

Wan’da şehitler için kurulan taziyede üç gün boyunca atılan sloganlar, yankılanan kilamlar ve yaşananlar, aslında gidenlere duyulan minnetti.

Wan'ın Artemêt (Edremit) ilçesinde taziyenin kurulduğu ilk günün sabahında taziye alanında şehitlerin fotoğrafları yan yana dizildi. Her fotoğrafın ayrı bir hikayesi olsa da ortak amaçları özgürlüktü. Yarım kalan hayallerini aileleri, akrabaları ve taziyelerini sahiplenen yüz binler devraldı. Her bir fotoğrafın başında olan annelerin yüreklerindeki acı yüzlerine, gözlerine yansısa da dik ve asi duruşlarından ödün vermemeleri dikkat çekti. MA'dan Zeynep Durgut, üç gün boyunca taziye yerindeydi ve izlenimlerini şöyle yazdı:

Taziye alanı hazırlandıktan sonra herkes gelecek anneleri, aileleri kaygıyla bekliyordu. Herkesin gözü kapıdaydı. İlk gelecek ailenin kim olacağı merakla bekleniyordu. Salonda ilk olarak Azimşêr Aslan’ın (Şervan Feraşîn) annesi belirdi. DEM Parti Wan Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit’e tutunarak yürüyen anne, oğlunun fotoğrafının bırakıldığı masaya doğru ilerledi. Attığı her adım; gitmek istemeyen, görmek istemeyen, gördüğüne inanmak istemeyen ağır adımlardı. Sanki fotoğrafın bulunduğu yere vardığında, içinde hâlâ taşıdığı “oğlum yaşıyor” umudu sönecekti. Belki de o umudun yokluğunu gözleriyle görmek istemediği için adımlarını ağır ağır atıyordu. 

Dimdik ve eli yüreğinde şehitlere selam durdu 

Ardından salonda beyaz tülbentli anneler belirdi. İçlerinde bir anne, elli yüreğinde, fotoğrafların arkasındaki sandalyelerin boş oluşuna aldırmadan, fotoğrafların önünde tek tek durdu. Her birine bakarken elini kalbine götürdü. Minnettarlığını bakışlarıyla ve elleriyle gösteriyor, onları selamlıyordu. Bu anne, minnettarlığı ve baş eğmezliğiyle onları tek tek ve dimdik selamladı.

Acı ve gurur vardı

Saatler ilerledikçe taziyenin kurulduğu alana gelişler arttı, fotoğraftaki gençleri tanıyan-tanımayan yüzlerce kişi akın ediyordu. Siyahlara bürünmüş, kınalı ellerini yüreklerinde taşıyan bütün annelerin yüzünde hüzün, acı ve gurur vardı. Masaya dizilen fotoğrafların önünde, birbirlerini hiç tanımayan anneler, babalar, kardeşler ve ablalar bir araya geldi. Sanki yıllardır birbirlerini tanıyormuş gibi aynı acının etrafında buluştular ve büyük bir aile oldular. Yüreklerinde taşıdıkları duygu ortaktı. 

Alana zılgıtlarla ilerleyen annelerin, boyunlarında sarı, kırmızı, yeşil renkler; ellerinde çocuklarına ait hatıralar vardı. Bir anda slogan ve zılgıtlar yükseldi. Duygunun baş eğmediği fakat acının kendisini bütün ağırlığıyla hissettirdiği bu sırada gerilla Hüseyin Akdoğan’ın (Armanç Kerboran) şu sözü yankılandı: “Bizden başka başaran olmayacak çünkü biz, her biri uğruna kıyametler koparılacak annelerden doğduk." 

İki kardeş yan yana

Bir saat içinde bütün aileler yerini alırken, binlerce kişi alana akın akın geliyordu. Birlikte katılım yapan iki kız kardeş Suzan Turgut (Savuşka Brûsk) ve Gülistan Turgut’un (Xwînda Hezil) anneleri, taziyenin kurulduğu alana ağıtlarla giriş yaptı. Kınalı elleriyle alana giren anne, yan yana fotoğrafları bırakılan iki kızının fotoğraflarını havaya kaldırarak zılgıt çekti. Herkesi etrafında toplayan anne, “şehîd namirin” sloganıyla sarıldı çocuklarının fotoğraflarına. 

Her fotoğrafa binler

Hiç yalnız bırakılmayan bir başka anne ise Zeri Kıyak’tı. Şehadeti açıklanan Vahap Kıyak’ın (Aras Çatak) annesi. Dik duruşuyla ve bir an olsun yanından ayrılmayan, omuzlarında taşıdığı beyaz tülbentleriyle dikkat çeken annelerin duruşuyla ayakta duruyordu. Anneyi hiç yalnız bırakmayan Medine Kıyak ve Vasfiye Kiye, başlarındaki beyaz tülbent, boyunlarındaki kesk, sor ve zerle Zeri anne ile dayanışarak onu ayakta tutuyordu. Her bir fotoğrafı binlerce kişi sahipleniyordu. 

Akdoğan ailesinden 10 kişi

Taziyenin 2. gününde ise şehadetleri yeni açıklanan Halime Akdoğan (Gülnaz Argeş) ve Ferhat Akdoğan’ın (Roni Serhat) fotoğrafları da masada yerini aldı. Akdoğan ailesinin acısı ise daha büyüktü. Aynı aileden 8 kişi PKK’ye katılmış ve şehit düşmüştü. Halime ve Ferhat Akdoğan ile birlikte ailedeki şehit sayısı 10 oldu. 2012’de aynı aileden katılım yapan Nezmi Akdoğan (Rustem Tolhildan), 2016’da şehit düştü. Hozan Akdoğan, Ali Akdoğan, Semire Akdoğan, Eyüp Akdoğan, Amine Akdoğan, Murat Akdoğan, Ramazan Akdoğan, Rojbin Akdoğan ve Derya Akdoğan da farklı tarihlerde şehadete ulaşan aile üyeleriydi.

Daha güçlü ve dirayetli

Aileler, taziyenin 2. gününde daha dik, daha güçlü ve daha dirayetliydi. Şehitlerin dev posterleri alana asıldı, yaşam mücadeleleri ekrana yansıtıldı. Tam bu esnada “şehîd namirin” sloganı alanda tek bir ağızdan yankılandı. Beyaz tülbentli aileler zafer işaretleri ve karanfil, zılgıtlarla alana giriş yaptı. O esnada alanda, farklı tarihlerde şehit düşen Vedat Öklü (Tolhildan Zîwek) ve Dilan Öklü’nün (Arîn Tolhildan) annesi Saadet Öklü’nün “Em ji bîr nakin wan şehîdan” klamı alanda duygusal anlar yaşattı. 

Annelerin ardından bu sefer de gençler, Rêber Apo'nun dev posteri ve şehit fotoğraflarının olduğu pankartla alana doğru yürüyüşe geçti. Gençlerin attığı sloganlara çocuklarının fotoğraflarının başında duran anneler de eşlik etti.

Dengbêjler de taziye alanında yerini aldı. Siyahlara bürünmüş Dengbêj Meryem, çocuklarını yitiren ailelerin yanına giderek, ağıt yaktı. 

84 yaşındaki Makbule Ana

Taziyede yer alanlar arasında dikkat çeken bir diğer isim ise daha önce cezaevine konulan ve kamuoyunda tanınan Makbule Özer’di. Bastonuyla taziye alanına gelen 84 yaşındaki Makbule Ana, şehit oğlu Mehmet Özer’in (Çiya Dicle) fotoğrafının bırakıldığı masada yerini alarak taziyeleri kabul etti.

Her fotoğrafın hikayesi

Taziyenin kurulduğu alanda masaya bırakılan her fotoğrafın ayrı bir hikâyesi vardı. Bunlardan biri de 90’lı yıllarda PKK saflarına katılan Aras Orhan Kaya’nın hikâyesiydi. Kaya, 1995'te Garê alanında çıkan bir çatışmada şehit düştü. Kaya’nın yolundan giden yeğeni Rezan Kaya (Kendal Devrim), 2015'te katılıp 2018'de şehit düştü. Amca-yeğenin fotoğrafı, yılların ve kayıpların arasından geçip aynı masada yan yana durdu. 

Sinevizyon gösterimini, yüzlerce kişi dakikalarca pür dikkat izledi. Gösterim sırasında anneler ayağa kalkarak dakikalarca alkışlar eşliğinde “şehîd namirin” sloganı attı. 

Onlara minnettarlardı

Fotoğrafların her biri ayrı bir hayatın, ayrı bir ailenin, ayrı bir acının hikâyesiydi fakat o masanın etrafında yalnızca fotoğraflar değil; annelerin gözyaşları, babaların sessizliği, kardeşlerin bakışları, zılgıtların yankısı, ağıtların sesi ve yıllardır taşınan hatıralar buluşuyordu. Tüm acılarını yüreklerine gömen ailelerin dik duruşu taziyeye katılanlara da güç veriyordu. Üç gün boyunca alanda atılan sloganlar, yankılanan kilamlar ve yaşananlar aslında gidenlere duyulan minnetti… WAN