- Tozkoparan Mahallesi'ne yıkım ekipleriyle giren polis, evlerinin yıkımına direnen mahalleliyi gözaltına aldı.
İstanbul'un Güngören ilçesine bağlı Tozkoparan Mahallesi’nde 'kentsel dönüşüm' projesi tepkilere rağmen hukuksuzca sürüyor. Polisin yıkım için geleceği haberini alan mahalleli, gece saatlerinden itibaren nöbet tutmaya başladı. Mahalleli, soğuk havaya rağmen evlerini savunmak için sokakta nöbet tuttu. Sabaha karşı saat 04.00 sıralarında mahalleye çok sayıda çevik kuvvet polisi geldi. Mahalleli, polis zoruyla mahallenin etrafına örülen polis barikatlarının dışına çıkarıldı.
Apartmanda bekleyen mahallelinin, apartman kapılarını kırarak evlerine girildi ve vatandaşları zorla tahliye edildi. Evlerinden çıkmak istemeyenler ise darbedilerek gözaltına alındı. Evlerinden zorla çıkartılan mahalleliler, "Dünyanın neresinde böyle bir kentsel dönüşüm görülmüş?" diyerek tepki gösterdi.
Mahalleye sabahın erken saatlerinde PÖH elemanları da getirildi. Tozkoparanlılar, bu duruma ayrıca tepki gösterdi.
Güngören Belediye Başkan Yardımcısı, mahalle halkının polis tarafından zorla dışarı çıkarılmasından sonra mahalleye girdi.
Tozkoparan Mahallesi’nde haberi takibinde olan gazeteci Meral Danyıldız, çekim yaptığı bir evin polisler tarafından yıkıma gelinmesini görüntüledikten sonra gözaltına alındı. Üstü aranan Danyıldız, "talimat geldi bırakıyoruz" denilerek serbest bırakıldı.
Yıkım gerginliği ve polis ablukası nedeniyle pek çok çocuk ailelerini bırakıp okula gitmek istemedi. Giriş ve çıkışların kapatıldığı mahalleye polis barikatı kuruldu.
Evrensel'in yıkıma karşı nöbet esnasında ve polis sonrasında görüştüğü mahalleliler “kentsel dönüşüm” adı altında maruz bırakıldıkları zulmü anlattı. İstanbul’da kiraların 7, 8 bin liraya ulaştığını söyleyen mahallelilerden bir kadın “İnsanların çocukları okula başladı, önümüz kış. Bu insanları zorla, tehditle, dayatmayla sokağa atan insanlara Allah vicdan versin diyorum” diye konuştu. Kira yardımının 1950 lira olduğunu söyleyen mahalleli, “1950 lira kiraya İstanbul'da kümes bile yok. Bu insanlar nereye gidecekler, ne yapacaklar, acaba bunun hesabını gördüler mi?” sözleri ile yaşananlara tepki gösterdi. Kentsel dönüşüme kesinlikle karşı olmadıklarını ve bunu hep dile getirdiklerini belirten mahalleli kadın, şöyle devam etti: “Biz rantsal dönüşüme karşıyız. Her zaman söylediğimiz gibi bu insanları etap etap yaptıkları yerlere yerleştirilmeliler. Ama bu insanlar burada bu kadar mağduriyet yaşıyor. Bakın gece saat şu anda 2 buçuk civarı ve biz yine bir şafak operasyonuyla karşı karşıyayız. Bizler kat mülkiyetli evlerimizde oturuyoruz. Bizler işgalci değiliz ama bir sabah bizlere gelen mesajla tapularımızın hazineye aktarıldığını öğreniyoruz.”
Mahallelilerden Ahmet Uzun, yıkımlara “deprem riski var” denilerek başlandığını, ancak gerçeğin böyle olmadığını, kentsel dönüşüm diye tarif edilen şeyin “yukarıdan baskıyla” yapıldığını belirtti. Daha önce depreme dayanıksız diye yıkım kararı alınan binaların Emlak Konut tarafından yapılan ve oldukça sağlam binalar olduğunu anımsatan Uzun, binaların iki günde zor yıkıldığını anlattı. Mahallenin Güngören’de deprem riski açısından 11 mahalle arasında 9’uncu sırada olduğunu ifade eden Uzun, “Güçlendirmeyle çözülebilecek şeydi ama asıl amaçları başka” diye özetledi.
Yüzde 68 engelli Bünyamin Demir adlı yurttaş, yaşatılanlara şu sözlerle tepki gösterdi: “Adalet mi bu ya? Tapu tahsis belgesi olanları bile kabul etmiyorlar. Vatandaşı böyle sokağa döktüler. Yüzde 68 engelim var, benim evim yıkıldığı zaman nereye gideceğim? Polisler bir de diyorlar ki ‘halkın yanındayız’ nerede halkın yanında, ya eziyet ve zulüm başka şey değil! Vatandaşlara zulüm ediyorlar, yazık günah ya bu kadar insan sokağa döküyorlar, Allahlarından bulsunlar, gün yüzü görmesinler!” İSTANBUL