
Diyarbakır Barosu, İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi, Katılımcı Avukatlar Grubu, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, Türk Tabipler Birliği, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, İstanbul Tabip Odası, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği ve 78'liler Girişimi'nin de aralarında bulunduğu Diyarbakır Cezaevi Gerçekleri Araştırma ve Adalet Komisyonu, Türkiye'nin insan hakları ihlallerinin en yoğun olarak hissedildiği 1980 ile 1984 yılları arasında Diyarbakır 5 no'lu Askeri Cezaevi'nde yaşanan hukuk dışı uygulamaları, gündeme taşıdıkları toplantılar dizisinin Diyarbakır ve Ankara'dan sonra üçüncüsünü İstanbul'da gerçekleştirdi.
İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin Dolapdere Yerleşkesi'nde "Türkiye, Diyarbakır cezaevi gerçeği ile yüzleşiyor" başlıklı sempozyuma, Barış Meclisi sözcüsü Hakan Tahmaz, Rakel Dink, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Ali Çerkezoğlu, İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Taner Gören, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, Yazar-siyasetçi Tarık Ziya Ekinci, İHD Genel Başkanı Av. Öztürk Türkdoğan, Halkların Demokratik Kongresi Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Prof. Nihal Saban, Y.Doç. Dr. Musrat Paker, Dr. Mustafa Sütlaş, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Yard. Doç. Dr. Nazan Üstündağ, 78'liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Av. Fikret İlkiz, Doç. Dr. Ozan Erözden, 78'liler Girişimi üyesi Nimet Tanrıkulu, Berrak Karahoda, Celal Başlangıç, Esen Aslandoğan, Av.Mebuse Tekay, Yıldırım Türker'in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.
Sempozyumun açılış konuşmasını Yazar Vedat Türkali yaptı.
Kemalizmin solculuğu asimile ettiğini ama Kürtleri asimile edemediğini belirten Türkali, Kürt mücadelesini sahiplenme gerekçelerini özetledi.
'Halk hareketini bastıramazsınız'
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in Türkiye'ye gelişini hatırlatan Türkali, "PKK'ye karşı tedbir alacaklarmış... Ne yazar... Bir çare bulamazlar. Halklara dayanan hareketleri bastıramazsınız. Bu savaşı hep beraber yürüterek kurtulacağız. Dünyayı ya kurtaracağız, ya da yok olacağız" diye konuştu. Türkali, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) için ise "BDP'nin yürüttüğü mücadeleye soldaki partiler destek veriyor. Çok mutluyum. Kürt hareketi yol gösteriyor" dedi.
Beterini onlar yapacak
"Bakın ben itiraf edeyim. Ben terörist bir adam değilim" diyen Türkali, Diyarbakır Cezaevi'nde işkencelerin mimarı olan Esat Oktay'ın öldürülmesini hatırlatarak, "Dağdakiler terörist değil. Öcalan da terörist değil. Adını bile hatırlamak istemediğim adam, binbaşıdan da üç kurşunla vuruldu ben onu yazarken mutluluk duyuyorum. Çünkü hak ettiği belaya kavuştu. Bu sadece askeri mesele değil bugün sivil bir asker oluşuyor ama en beteri onlar yapacak. Bugün dünya sistemi bir yıkım arifesinde bu yıkımı geciktirmek için her türlü pisliği yapıyorlar. ABD'nin yardımcısı geldi PKK'ye karşı ne yapalım diye. Çare bulamayacaklar çünkü halklara dayanan hareketleri yer yer bastırabilirler ama dünya çapında öyle kıvranıyorlar ki. İnsanlık mutlaka kurtulacak" diye konuştu.
'Haddini bil İçişleri bakanı?'
Türkali, "Bunun kavgasını yürütüyoruz. Dağda vuruşan çocuklarımız, bu salonda toplanan emekçiler ve işçiler, bir anlamda hem kendi ülkelerini hem de dünyayı kurtarmanın bilincindeler. Ben 75 yıldır bunun bilincinde olmaya çalışan bir adamım. Büşra ve Ragıp için İçişleri Bakanı diyor ki 'Komünistler' Ben ona derim ki haddini bil. Bu faşizan bir tavırdır ve faşizm insanlık suçu olarak tasdik edilmiştir" dedi.
BDP'nin yürüttüğü mücadeleye soldaki 7-8 partinin destek verdiğini kaydeden Türkali, "Bugün çok mutluyum yani bu ne demektir? Kürt hareketi Türk soluna yol gösteriyor; Kemalizm'in yaptığı asimilasyonu yüzlerine vuruyor" diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Üstündağ: Devlet bütünsel bir canavar
Türkali'nin açılış konuşmasının ardından "Genel bulgular: Ruhsal fiziksel etkiler, saptamalar" başlığında panel yapıldı. Bu oturumun moderatörlüğünü İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Taner Gören yaparken, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Dr. Murat Paker ve Doktor Mustafa Sütlaş konuşmacı olarak katıldı.
Sempozyumu bir sonraki oturumu ise, "Sosyolojik süreç/Cezaevi ve Komisyonun Tarihi/Saptamalar" başlığı altında yapıldı. Bu oturumda İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan moderatör olarak yer alırken, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Nazan Üstündağ ve 78'liler Birliği sözcüsü Celalettin Can konuşmacı olarak katıldı.
Prof. Üstündağ, Diyarbakır Cezaevi'ne toplumsal açıdan bakıldığında iki farklı boyutun ortaya çıktığını ifade ederek bu boyutlardan birinin cezaevinin 12 Eylül rejimi içinde aldığı yer ve ikinci boyutun cezaevinin Kürtler ve Türkiye devleti arasındaki ilişki olarak açıkladı. Üstündağ, cezaevinde devletin bütünsel bir canavara dönüştüğüne dikkat çekerek, "Devlet hem bedenlere kendini işliyor öte yandan düşünce olarak devletin milletle ilgili olarak bütün sembolleri kanlılaşıyor. Herhangi bir yerde rastladığınız bayrak aynı bayrak olamayacak çünkü o bayrağa kan sıçramış. Devletle ilgili tüm semboller işkence yapmak için kullanılıyor. Burada 5 bin kişiden söz ediyorsak on binlerce kişiden söz ediyoruz. Çünkü aile hayatının tamamına hitap ediyor" diye konuştu. Kürtleri yeniden Türk olarak doğurmak gibi bir hedef içinde olunduğunu ifade eden Üstündağ, "Tüm yaşantıya müdahale ederek bunu yapmak istiyor. Devlet Kürtleri tek tek yok etmeye çalışarak yeniden Türk olarak doğurmak istiyor ama doğuramıyor. Yerine başka bir şey doğuyor" dedi. Savcıların, doktorların birçok kez sahte raporlar düzenlenmesine neden olarak işkencelere ortak olduklarını ifade eden Üstündağ, bu meslek gruplarının bu hak ihlallerinde iş birliği yapmış olduklarını söyledi. "Bizim konuştuğumuz Kürtler doktorlara ya da hemşirelere değil en çok mahkemelere kızdıklarını söylediler" diyen Üstündağ, örgütün ideolojik olmanın ötesinde bir algı yarattığını ve güvenlik ve eğitimi sağladığını söyledi.
Sempozyum panel ve söyleşilerle sürdü.
İSTANBUL