- Hiçbir Müslüman, kendi nesebini inkar edemez ve din adına asimile edilemez! Müslüman Kürtler, imanlarını kurtarmak istiyorsa asimilasyona karşı ciddi bir mücadele vermelidir.
HAFIZ AHMET TURHALLI
Kadim ve köklü bir millet, 100 yıldır dilini, kültürünü ve tarihini yaşatmak için bir varlık savaşı veriyor. Kürtler, sadece biyolojik olarak değil, tarihsel, kültürel ve dilsel olarak da katliam ve soykırımlara karşı kendini savunmaya ve varlığını korumaya çalışıyor. Kürt milleti, yok olmamak için başkaldırının en uç noktası olan silahlı kıyama kalkmak zorunda bırakıldı.
Türklük, Araplık ve Farslık, haklı ve meşru olan bu başkaldırıları bastırmak için İslam ve din ajitasyonu ile milletimize fermanlar uyguladı ve uygulamaya devam ediyor. İnsanlık tarihinde oluşan değerler bazında, dinen, hukuken, ahlaken ve insani olarak haklılığı tartışılamaz olması gereken kutsal varlık mücadelemiz, yasa dışı, din dışı ve insanlık dışı olarak dünya muktedirlerinin çıkarlarına kurban ediliyor. Milletimizin tarihten silinmesi için bütün yollar ve araçlar kullanılıyor. İnsanlığın gözleri önünde tarihi, kültürü ve dili ile insanlığa ışık olmuş bir millet yok edilmeye çalışılıyor. Bir milleti asimilasyona tabi tutmak ise on binlerce yıllık insanlık mirasını yok etmekle eş değerdedir.
Bu anlamıyla asimilasyon uygulayanlar ve buna yardımcı olanlar, insanlık tarihine ve insani değerlere düşmanlık yapıyorlar. İnsanlığın tarihine ve değerlerine düşmanlık yapanlardan, dinleri İslam'dır diye değerleri korumayı beklemenin de akılla izahı mümkün değildir. Asimilasyonu politika ve strateji olarak uygulayan zorbaların, köklerinden koparmaya çalıştıkları milleti, kendi dinlerine, dillerine, kültürlerine ve tarihlerine karşıt hale getirdikleri biliniyor. Bizi kendi tahakkümleri altında bulunduran bu üç egemen ulusun, bize din, bilim ve kültür olarak öğrettikleri, ne doğru dine ve mezhebe ne de ilmi veri ve hakikate dayanıyor. İslam'ı, bilimi ve eğitimi, bizleri kendi köklerimizden uzaklaştırmak ve asimile edebilmek için kullanıyorlar. Kutsal topraklarımızda İslam adına mantar gibi türetilen yapıların tek amacı, milletimizi asimile etmektir.
Bu üç egemen ulusun katı şovenizmi, İslam peygamberi dönemindeki cahiliye anlayışlarını ve onların taassubunu çok geride bırakıyor. Milletimize yapılanları ve hepimizin yaşadığı psikolojiyi, Souerdel’in diyalektiği ile örneklendirmek istiyorum: Çocuk annesi tarafından kovulduğunda, azarlanıp aşağılandığında üzülür. Annesinin saldırılarından emin olmak için tekrar annesine sığınır. Bu durum, Souerdel’in diyalektiği olarak biliniyor. Üstün ırk ve üstün millet olarak ırkçılık hastalığına yakalananlar, diğer milletleri ve insanları kendi güç ve otoriteleri altına alabilmek için onları aşağılamakla işlerine başlarlar. Dinlerini, mezheplerini, dillerini, edebiyatlarını, düşüncelerini, düşünürlerini, önemli şahsiyetlerini ve geçmişlerini, özcesi onlara ait olan her kıymetli varlığı aşağılarlar. Böylelikle aşağılanan bu milletin bireyleri, süreklileşen hor görülme, itham ve suçlamalarından kurtulmak için annesine sığınan çocuk gibi, üstünlük taslayan ırkın otoritesine sığınmaya başlarlar. Bir daha suçlamalara maruz kalmamak için onu aşağılayan ırkçılara sığınır ve onlara benzemek için çabalar dururlar. Kendini ve değerlerini aşağılama durumu, onlar için yegane kurtuluş yolu olarak görülür. Böylelikle kişi ve milletlerin kendilerine olan inanç ve güvenleri ortadan kaldırılır.
İslam Peygamberi ve Kur’an asimilasyon ve aidiyet duygusuna ilişkin şunları söyler:
“O halde sen yüzünü hanif olan dine çevir. Allah, insanları hangi tabiat (doğallık) üzere yaratmışsa insanları oraya çağır. Allah’ın yaratmasında değişme yoktur. İşte doğru din budur fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” (Rum 30)
Bir milleti asimile etmek, onu başkalaştırmak; dilinden, kültüründen ve tarihinden uzaklaştırmaya çabalamak, onun Allah tarafından yaratılan tabiatını değiştirmek demektir. Allah, bizleri Kürt bir anne ve babadan dünyaya getirdi. Allah adına bizleri asimile etmeye çalışanlar, Kur’an ayetlerine göre Allah'a ve peygambere düşmanlık yapıyor. Allah’ın yasalarını kendi tahakkümleri için değiştirmeye çalışıyorlar.
Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Babasından başkasına soy iddiasına kalkışan soysuz, Allah’ın gazabına, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğrasın! Allah o kimsenin ne nafile ne de farz tövbesini ve ibadetini kabul eder.”
“Bir kimse kendi babası olmadığını bilerek, kendisini başka birine isnad ederse o kafir olur." (Müslim Hac 137, Muhari menakib)
“Bir kimse kendi babası olmadığını bilerek birinin soyundan geldiğini ileri sürerse ona cennet haramdır.” (Buhari Feraiz)
Bu kadar ayet ve hadis, asimilasyon ne kadar ağır bir günah olduğunu bizlere anlatıyor.
Türkler, Araplar ve Farslar, Kürtleri asimile etmek için İslam'ı pervasızca kullanıyorlar. Oysa İslam Peygamberi, kendi nesebinden başkasına kendilerini nisbet edenlerin, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğrayacağını; cennetin onlara haram kılındığını ve böyle yaparlarsa kafir olacaklarını buyuruyor. İslam adına bizleri asimile edenler, bizleri İslam adına Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine maruz bırakıp cennete asla girmememizi ve kafir olmamızı istiyorlar.
İlginç olan ise kendilerine Müslümanım diyen Kürtlerin, İslam inancı adı altında Arapların, Türklerin ve Farsların asimilasyonlarına dinin gereğiymiş gibi katılım göstermesidir. Hiçbir Müslüman, kendi nesebini inkar edemez ve din adına asimile edilemez! Müslüman Kürtler, imanlarını kurtarmak istiyorlarsa bu asimilasyona karşı ciddi bir mücadele vermelidir. Dinleri, dilleri, kültürleri, tarihleri ile barışmalı ve bu değerlerini yaşatmalıdırlar. İslam Peygamberi ve İslam, her milleti aziz ve şerefli kabul etmiştir. Allah’ın insana bahşettiği şerefi kabul etmeyip başkalarına benzemeye çalışanlar, bu dinden paylarını alamamıştır.