• Rojavalılar için umut,  pasif veya hayalperest değildir; aksine başarmaya aşıktır ve bu aktif eylem gerektirir. Rojava’da şimdilerde gerçekleştirilen budur.

SELİM FERAT

Rojava’da Hesekê Tugayı savaşçılarından Sîpan Hiznî’nin kaçırılarak katledilmesini, Rojava halkının protestolarını, Rojava’daki kazanımlar ile BAAS rejiminin gelenekleri arasındaki uçurumun işaretlerinden biri olarak algıladım.

Protesto eylemlerinden sonra Kobanê Cezaevi'nde çıkan yangında 10 kişinin hayatını kaybetmesi, bana 1960'ta Amûdê’de 200’ü aşkın çocuğun hayatını kaybettiği sinema yangınını çağrıştırdı.

Kobanê'de iki günlük yas ilan edildi.

"Dil olmadan yaşam olmaz“la yola çıkan Rojavalıların, Kürtçe eğitim için başlattıkları protestolar devam ediyor.

Sadece bu resim karesi, Türkiye ile Kürdistan arasında ismi konmuş, geleceği hiç de muğlak olmayan bir hesaplaşmanın, devam eden başka bir etapta yeniden başlayacağına işaret ediyor.

Kürdistanlılar açısından bu aşamada temel olan, umudu yüksekte tutmak olmalı.

"Umut İlkesi“ üzerinde durduğumuz yaşam zemini.

Erst Bloch’un zevkle okuduğum üç ciltten oluşan temel eserleri oluyor: "Umut İlkesi“.

Önsözünün ilk cümleleri:

"Biz kimiz? Nereden geliyoruz? Nereye gidiyoruz? Ne bekliyoruz? Bizi ne bekliyor?“

İki yüzyılı aşkın mücadeleler tarihiyle ilgili Kürdistanlıların sorması gereken sorular.

Unutulmaması gereken: "İnsan İlkesi Olarak Umut“tur.

Bloch’un sorduğu temel soru:

İnsanlara daha iyi bir gelecek için umut veren nedir?

Umut, sadece iyimserlik veya "her şey yolunda olacak“la ifade edilmez.

Bloch’a göre umut, insanları farklı ve daha iyi bir dünya hayal etmeye ve bunun gerçekleşmesi için çalışmaya motive eden aktif, insani bir güçtür.

İnsanlar, sadece var olanlarla yetinmez.

Rojavalılar hayallerini gerçekleştirmek için Bloch’a göre "olasılıkları tanıyarak, onları gerçeğe dönüştürmek için“ yola koyulanlardır.

Rojava’da "Mevcut durum, farklı bir gelecek için olasılıklar içerir. Umut (Rojavalılar için), bakışımızı henüz gerçekleşmemiş bu potansiyele yönlendirir.“

Bloch’a göre; Rojavalıların ütopyası, "sadece gerçekçi olmayan bir fantezi değildir.“ 

Sosyal bir değişimin olmasının temelinde, en azından 10 yıldır Rojavalıların deneyimleriyle öğrendikleri ve öğretileri var.

Rojavalılar, daha iyi bir geleceğin umudunu "sömürü, yabancılaşma ve sosyal eşitsizliğin“ olmadığı ve kendilerinin çizdiği kader deneyiminde gördü.

Bloch’un bu temel eserini özetlersek: "İnsanlar, sadece mevcut dünyada değil, her zaman olası daha iyi bir dünya ile ilişkili olarak yaşar.“

Bana göre Rojava’nın içinde bulunduğu aktüel durumu betimleyen temel cümleler bunlar.

Bloch, eserine önsözde daha da belirgin bir tonda: "Umut etmeyi öğrenmek esastır. Bunun işlevi vazgeçmek değildir; başarısızlıktan ziyade başarıya aşıktır. Korkunun üstünde yer alan umut, ne ikincisi gibi pasif ne de hiçliğe hapsolmuştur."

Rojava ile ilgili kötümserlik tablosu çizenler, hayalden imtina edenler, umudu kurnazca kötüye yorumlamakla kalmıyor, daha da ötesi; sömürgeci kavşaklarda hayal kurmayı öğrenmek isteyenlere tuzak kuruyorlar.

Rojavalılar için umut, "pasif veya hayalperest değildir“; aksine başarmaya aşıktır ve bu aktif eylem gerektirir. Rojava’da şimdilerde gerçekleştirilen budur.

Bloch’a göre; gerçek mücadeleci iyimserlik, kör iyimserlikten ayrıdır. Tarihin akışına pasif bir şekilde güvenen, ilerlemeye yönelik inançtan yoksundur.

Bloch’dan ödünç alarak Rojava’ya atfediyorum: "Ütopik düşünce, gerçekçi olmayan bir fantezi değil, dünyayı pratik olarak insanlaştırmak için gerçek potansiyelleri ve henüz var olmayanı öngören bir düşüncedir.“

Rojava’da var olmak için başlatılan protestolar, Rojava sisteminde var olan toplumsal projeleri, kazanımları kesintisiz devam ettirmek için başarıya varacaktır.

Bir Alman annenin oğluna mirası: "Sonunda her şey yoluna girecek. Eğer yoluna girmemişse hâlâ o zaman son henüz gelmemiştir.“

Sonun, sonsuza dek olduğunu varsayarak…

Bloch‘un üçüncü cildin son paragrafının sondan ikinci cümlesi Rojavalılar için mükemmel bir tarif: "Ancak tarihin kökeninde çalışan, yaratan, dönüştüren ve aşan insan vardır.“