
Sözleşmesi olan firmanın varlıklarına devlet el koyunca, Suavi'nin şarkıları da bir şekilde elinden aldı. Buna karşı dava açan Suavi, sorunun başlangıcını ve son durumunu şöyle özetliyor: "Ansızın kapanarak tüzel kişilikleri sonlanan yapımcı firmalar, kısmen devlete, kısmen üçüncü şahıslara borçlu olarak faaliyetlerini bitirmişler. Bizim bilgimiz dışında gelişen bu gerçek açığa çıktığında hukuki süreç için gerekli çalışmaları başlattık. Gelinen noktada bu trajikomik diyebileceğim süreç; geçmişte ülkede hiç örneği olmadığı içindir ki, istisna bir hukuki dava olarak da dikkat çekici. İlgili İstanbul Mahkemesi yoğun çabalarımızı takiben eserlerimin ikinci şahıslara satışını, daha önceden satın alınanlar açısından da 'çoğaltım-baskı' gibi uygulama yapamayacaklarını öngördü ve şimdilik süreci lehime durdurdu."
Suavi, ülkede daha önce bir örneği olmadığı için 'içtihat' oluşturulması maksadıyla dosyanın Yargıtay'a gönderildiğini ve şimdi Yargıtay'ın yanıtını beklediğini söylüyor ve ekliyor: "Aleyhte bir karar gelirse de AİHM çalacağım son kapı olacak."
'Sanatçılar gül ve diken arasında'
Suavi, 44. sanat yılında çıkardığı albümünün adını 'Gülle Diken Arasında' koydu. Albümün ismine yönelik ise şunları söyledi: "Ülkemizde özellikle muhalif sanatçı olmanın ne denli zor ve bedellerinin de ağır yaptırımlar olduğunun özetidir aslında. Kısaca 'gül' ile 'diken' arasında dimdik-yılmadan, yozlaşmadan-sapmadan yürüyebilmenin mesajını vermek istedim. Hem gül tadında onurlu bir tecrübe edinebilirsiniz, hem de hemen her alanda incitilir, ötekileştirilir ve kanatılırsınız. Acı, tuzak ve baskı dolu engeller dikkate alındığında namuslu bir çabaya da işaret etmek istedim, albümün adıyla."
'İlk ve tek albümüm gibi'
Sanatçı Suavi, seçme eserlerden oluşan 'Gülle Diken Arasında' albümünde yer alan şarkıların hangi kriterlere göre seçildiğini ise şu sözlerle özetliyor: "Bu albüm aynı zamanda ve iradem dışında geriye dönük 'tüm müzik hafızam' çalındığı içindir ki, ilk ve tek albümüm gibidir. Hak etmediği ve doğru olmayan bir yalnızlık içindedir bu albüm raflarda. Bu nedenle eserler, dinleyici dostlarımla ve internet ortamında bir oylama sonucunda belirlendiler. Yani sanatsever dostlar seçtiler, ben gerçekleştirdim. Her şeyi yeniden çalıp-söyleyerek."
Daha sonra 'sanat sanat için-sanat toplum için' 'ikilemi'ni de sorduk Suavi'ye. Bu 'ikilemin' arasına hiçbir zaman sıkışmadığına dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Benim tercihim ve yaslandığım felsefe çok net, ben sanatı hiç kuşkusuz toplum için yapıyorum. Bunu tartışmam bile. Bu estetik olgudan uzak kalmak, yoksunluk anlamı taşımaz. Ben sanatın estetikten kopuk olamayacağını, yani içinden estetik çıkarsa sanat eseri özelliği taşımayacağının farkındayım ve bunu savunuyorum. O nedenle estetik diye bir derdim var."
'Sanat taraftır'
Sanatı 'bir zihinsel üretim biçimi' olarak niteleyen Suavi, sanatın maddi alt yapı ile bağımlı olduğunu söylüyor ve 'yükselen ideolojinin yansıma biçimlerinden biri' şeklinde tanımlıyor.
Sanatın, toplumun yeniden örgütlendirilişi mücadelesinde yer alışını önemseyen Suavi, "İnsan evladının atasal gelişmesi ile estetik eğitiminin, yeni bir toplumsal sistemin kurulması çıkarlarıyla tutarlı hale getirilmesi sürecine katkı sunmalıdır" diyor ve bu tespitini şöyle genişletiyor: "Yani son tahlilde sanat, ideolojik mücadelenin en önemli silahlarından biridir. Ve sanat, sömürücü sınıfların çıkarlarına hizmet ederek gerici bir nitelik kazanabileceği gibi; ezilen kitlelerin çıkarlarına hizmet ederek ilerici bir nitelik de kazanabilir. Marks ve Engels’in en önemli ilkelerinden birisi 'sanatta yanlılık' ilkesidir. O nedenle sanat taraftır. Ezilenden, mazlumdan, sömürülenden yana estetik bir isyandır."
Üç albüm daha geliyor
Hukuki mücadelesinin yanı sıra 'çalınan hafızasını' yeniden kurtarmak için 2012 sonuna kadar en az üç albüm daha yapmaya kararlı olduğunu gazetemiz aracılığıyla duyuran Suavi, şu bilgileri veriyor: "Bunların yılbaşına doğru olan ilki yeni şarkılardan oluşan 'sıfır kilometre' bir albüm olacak. Bunu eski şarkılarımdan seçtiğimiz bir başka albüm takip edecek ve ardından yine 'sıfır kilometre' yeni bir albüm yapacağım. İstek üzerine bu çalışmaların arasına yalnızca yorumcu kimliğimden yola çıktığım bir 'anonim türküler' albümünü sıkıştıracağım.
Popülist kuşatma
Sanatın aynı zamanda savaş karşıtı bir rolü de üstlenmesine inanan Suavi, "Sinemayı da dahil ederek tüm sanat disiplinlerinin halka ulaşan örneklerine baktığımızda savaş karşıtı bir yeterlilikten bahsedemeyiz" diyor. Sanatın bu rolünü yeterince üstlenmesinin savaş gerçeğinde olumlu bir aşamaya yol açacağını da belirten Suavi, şöyle devam ediyor: "Ancak eksikliklerin birden fazla nedenini sıralayabiliriz. Başlangıçta yola iyi niyetle çıkan ama aslında alt yapısız olan 'sanat temsilcileri' bu uzun ve zorlu süreçte bir biçimde 'cazibelerin' tuzağına düşerek toplumsal gerçeklerden uzaklaştırılmışlardır. Bir başka dünyaya savrulmuş popülist bir kuşatmaya yenik düşmüşlerdir. Bu kuşatma da bir başka savaştır aslında ve savaşın mimarlarınca sürdürülen bir başka tezgahtır. Bu mantık ile 'para her şeyi yapar' noktasına getirilen bu bireyler, şan-şöhret vb kimi payeler ile sınıf atlatılmışlardır adeta."
'Sanatta inatçı bir eylem birliği gerek'
Oysa bu yanılgının giderek 'para için her şeyi yapan' bireyler ürettiğine değinen Suavi, 'Barış İçin Sanat Girişimi'ne de vurgu yaptığı sözlerini, şöyle tamamlıyor: "Geriye kalan onurlu-namuslu sanatın muhalif temsilcileri ise doğal olarak bu kuşatmayı kırmakta ve sansürü delmekte zaman zaman zorlanmışlar ve etkin olamamışlardır. Bu süreçte, Barış İçin Sanat Girişimi gibi önemli de olsa çoğalmalar yerine kalıcı, uzun soluklu, devamlılığı olan belki de inatçı bir eylem birliğine gereksinim vardır. Çünkü savaş sürmekte ve insani, manevi, maddi büyük tahribatlar yaratmaya devam etmektedir. Savaşı geriletmenin, barışa katkı sunabilmenin ülke özelinde ön koşulunun kararlı, sabırlı ve örgütlü olmaktan geçtiğine inanıyorum."