
Böylesi insanlık tarihinde çok az görülmüş bulunuyor. Küresel sistemin oluştuğu 20. yüzyılda benzer olayın sadece birkaç kez yaşandığını biliyoruz. Hitler faşizminin yenildiği günü insanlık böyle karşılamıştı. İspanya’da Franko faşizmine karşı direniş insanlığı böyle ayağa kaldırmıştı. Tüm ezilenleri birleştiren küresel Vietnam Günü ilan edilmişti.
Şimdi tüm antifaşist, özgürlükçü ve demokratik insanlığı Rojava Özgürlük Devrimi ve Kobanê Direnişi birleştiriyor. Küresel, bölgesel ve yerel güçlerin besleyip büyüttüğü Irak Şam İslam Devleti-IŞİD adlı faşist çetenin saldırılarına karşı Kobanê halkının YPG-YPJ öncülüğündeki kahramanca direnişi 21. yüzyılın ilk çeyreğinde insanlığın umudu oluyor.
Doğrusunu söylemek gerekirse, ellinci gününe ulaşmakta olan tarihi Kobanê Direnişi böyle anılmayı ve desteklenmeyi fazlasıyla hak ediyor. İnsanlık için özgürlük umudu haline gelmiş olan Rojava halkı ve özgürlük devrimi böyle bir itibar görmeyi çoktan hak etmiş bulunuyor. Yüzlerce kahraman evladını bu kutsal direnişte şehit vermiş olan Kürt halkı söz konusu sevgi ve desteği bileğinin hakkıyla kazanıyor.
Neolitiğin yaratıcısı olan tarihin en kadim halkı, beş bin yıllık iktidar ve devlet güçlerinin saldırılarına karşı direnerek ve yüz yıllık inkar ve imha sistemine karşı varlık ve özgürlük mücadelesi vererek 21. yüzyıl dünyasına yeniden doğuyor. Adeta mezardan dirilir gibi bir durum gerçekleşiyor. Dünya uluslar ailesine Kürt demokratik ulusu da katılıyor.
Belli ki yaşananları sözle ifade etmek çok kolay olmuyor. Sadece Kürtler değil, tüm insanlık derin bir şoktan uyanırcasına büyük bir heyecan yaşıyor. Kuşkusuz bu coşku ve heyecanı herkesten fazla Kürtler yaşıyor. Bunu Kobanê’de direnen YPG-YPJ savaşçılarının parlayan gözleri gösteriyor. Bunu IŞİD’e karşı direnişe destek vermek için Kobanê’ye giden pêşmergenin havaya kalkan parmakları gösteriyor. Bunu kadın-erkek sokaklara dökülerek Kobanê’de savaşan çocuklarını destekleyen Kürt halkının heyecanı ve öfkesi gösteriyor.
1 Kasım’ı Dünya Kürt Günü haline getiren Kobanê Direnişi daha şimdiden Kürtler için ihtiyaç duydukları en büyük zaferi yaratmayı başarmış bulunuyor. Böyle bir direnişin gücüyledir ki, Rojava’nın tüm siyasal parti ve örgütleri kendi aralarında demokratik birliği yaratma sonucuna ulaşıyor. 2013 Yılında önemli bir mesafe kat edilse de sonuca gitmeyen Kürt Ulusal Kongresi’nin toplanması için Kürt örgütleri arasındaki görüşmelerin yeniden başladığı ifade ediliyor.
Dikkat edilirse, Kürtler için çok büyük bir ihtiyaç olan ve fakat bir türlü gerçekleşemeyen Kürt demokratik birliğini Kobanê Direnişi gerçekleştiriyor. Sadece bu bile Kobanê Direnişi'nin büyüklüğünü ve tarihiliğini ifade etmek açısından yeterli oluyor. Çünkü, kendi içinde demokratik birliğini oluşturan Kürtleri hiçbir güç yenemez. Böyle bir durum da Kürt sorununun çözümünü kolaylaştırır.
Fakat "Dünya Kobanê Günü” yaratmayı başaran ve 1 Kasım’da tüm insanlığı ayağa kaldıran Kobanê Direnişi'nin Kürt halkına ve özgürlük mücadelesine kazandırdıkları bununla sınırlı da değildir. Kürt sorununun küresel bir sorun olduğu ve Birinci Dünya Savaşı ardından oluşturulduğu bilinmektedir. Bu temelde Kürtler yüz yıldır yok sayılmışlar ve yok edilmeye çalışılmışlardır. Kırk milyona yakın bir ulus yok sayılarak yüz yıldır dünyadan gizli tutulmuştur.
1 Kasım’da yaşananlar işte bu durumu altüst etmiştir. Yüz yıldır ittifak halinde sürdürülen küresel Kürdü inkar ve imha sistemi yerle bir edilmiştir. Artık dünyadaki herkes Kürt halkını ve özgürlük mücadelesini tanıyor. Dahası Kürtler, IŞİD adlı 21. yüzyıl faşizmine karşı, insanlığın koruyucusu ve kurtarıcısı olarak görülüyor ve sahipleniliyor. Dünyanın dört bir yanında insanlık, Kobanê Direnişi şahsında Kürt özgürlük mücadelesini desteklemek üzere ayağa kalkıyor.
Peki böyle bir durumda artık Kürdü inkar ve imha sistemi sürdürülebilir mi? Kürtler ve demokratik hakları yok sayılarak yüz yıllık kültürel soykırım uygulamaları devam ettirilebilir mi? "Tek millet” diyerek Kürtleri asimile etmeye çalışan siyaset uygulanabilir mi? Bunların artık yapılamayacağı, sömürgeci güçler ne kadar ısrar etseler de kültürel soykırım rejimini artık sürdüremeyecekleri açıktır. Artık inkar ve imha sistemi kırılmış, Kürtler demokratik ulus olarak yeniden doğuşu başarmıştır.
Kuşkusuz Kobanê Direnişi'nin siyasal sonuçları bunların da ötesindedir. 1 Kasım Dünya Kobanê Günü eylemleri gösterdi ki, Kobanê Direnişi etrafında IŞİD faşizmine karşı bir "Dünya Demokrasi Bloku” oluşmuş durumdadır. Çok örgütlü olmasa da fiilen böyle bir blokun oluştuğu tartışmasızdır. 1 Kasım'da dünyanın dört bir yanında gerçekleşen eylemler bunu açıkça göstermektedir.
Elbette böyle bir blokun karşıtı da vardır. Kobanê Direnişi etrafında Antifaşist Demokrasi Bloku oluştuğuna göre, bunun karşıtı olarak IŞİD etrafında da Faşist Blok oluşmuş durumdadır. Her ne kadar Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan önemsiz göstermek için adeta kendini yırtsa da Kobanê Savaşı küresel düzeyde bloklaşma yaratacak kadar güçlü bir siyasal etkiye sahiptir. Günümüz dünyasında kimin faşist, kimin demokrat olduğunu anlamak için Kobanê savaşındaki yerine bakmak yeterlidir.
Antifaşist Demokrasi Bloku içinde kimlerin yer aldığı 1 Kasım Dünya Kobanê Günü eylemlerine katılanlara bakılarak tespit edilebilir. Tabi Faşist Blok içinde kimlerin yer aldığını da Kobanê Direnişi'ni destekleme eylemlerine karşı çıkanlara bakarak tespit edebiliriz. Yani 1 Kasım günü maskeler düşmüş, herkesin gerçek yüzünün ne olduğu açığa çıkmıştır.
Peki Faşist Blok içinde kimler vardır? Bu sorunun cevabı oldukça ilginçtir. Çünkü Kobanê Direnişi'ne karşıt olanların kimlikleri ilginçtir. Kuşkusuz en başta AKP Hükümeti gelmektedir. Bunun yanında ise İran yönetimi yer almaktadır. Bunların ortasına ise Esat yönetimi oturmaktadır. Ortadoğu’da birbirleriyle savaşır görünen bu güçler, sıra Kürt karşıtlığına gelince açıkça ortak cephede yer almaktadırlar. Kürtlere dayatılan yönetimlerin ne denli şoven, faşist ve despotik oldukları açıktır.
Bunlar arasında özellikle AKP’nin ve Tayyip Erdoğan’ın yerine ve rolüne bakmak gerekir. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye sığmamış olacak ki, 31 Ekim günü gittiği Fransa’da ve Fransız Cumhurbaşkanı’nın önünde "Neden Kobanê’yi bombalıyorsunuz da PKK’yi bombalamıyorsunuz” diyerek, açıkça IŞİD’i savunmakta ve Avrupa Devletlerini Kürtlere saldırtmaya çalışmaktadır.
Bu sözler ve tutum karşısında ne denebilir ki! Tayyip Erdoğan’ın maskesinin düşmesi ve Kürt düşmanı yüzünün iyice açığa çıkması bakımından belki anlam ifade edebilir. On yıldır "Kürt sorununu çözeceğim” diyerek Kürtlerden oy almaya çalışan Tayyip Erdoğan’ın gerçekte ne denli Kürt karşıtı ve düşmanı olduğu artık net bir biçimde ortaya çıkmıştır. Gerçek buyken ve neredeyse Kobanê'de Kürtlere karşı IŞİD saldırılarını yöneten Tayyip Erdoğan’ın kendisiyken, acaba hala onun yanında kalan bir Kürt olacak mı?