Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını içine sindiremeyeceği 8 Haziran sabahı belli olmuştu. Erdoğan seçim sonuçlarının kaos yaratacağını, Türkiye’nin yeni bir seçime gebe olduğunu açıklamıştı. Nitekim seçim sonrasında AKP Genel Başkanı’na yeni hükümeti kurma görevini verdi. AKP’nin meclisteki sayısı tek başına hükümet kurmaya yetmediği için partiler arası koalisyon görüşmeleri başladı. Erdoğan Türkiye’yi yeni bir seçime götürmek için koalisyon görüşmelerine de müdahil oldu. MHP lideri herşeye “hayır” diyordu. AKP-CHP koalisyonunun kurulmasını ise Erdoğan istemiyordu. Bu nedenle 45 günlük sürenin dolması için koalisyon görüşmeleri sürece yayıldı. HDP ise meclisteki 80 üyesine rağmen TC Cumhurbaşkanı tarafından meşru görülmüyordu. Bu nedenle de Davutoğlu ilk turda HDP’ye sadece bir nezaket (!) ziyareti yaptı.

Erdoğan AKP’nin 7 Haziran seçimlerinde uğradığı oy kaybını “çözüm süreci”ne bağladı. Bu inancını 7 Haziran seçimleri yaklaşırken “Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır”, “Dolmabahçe mutakabatını tanımıyorum” biçiminde ifade etti. Sayın Öcalan’a 7 Nisan’dan itibaren uyguladığı tecrit politikası ile de, Kürt Özgürlük Hareketi’nin nasırına basmış oldu.

Taşeronunun eli ile gerçekleştirdiği Suruç Katliamı ve hemen ertesinde gerçekleştirilen Ceylanpınar olayı bugün yaşanan inkar ve imha politikasının işaret fişeği idi. Erdoğan kendi gladyosunu devreye sokmuştu. Medya Savunma Alanları’nın bombalanması için fırsat çıkmıştı. Nitekim Medya Savunma Alanları’nın yoğun bombardımanı sonrasında olaylar tırmanmaya başladı.

AKP hükümetinin Kürt sorununu demokratik ve adil bir biçimde müzakere ile çözmek istemediği işin başında belli olmuştu. Çözüm sürecini zamana yayarak AKP önündeki seçimleri kazasız, belasız atlatmak istiyordu. Kürtler TC yönetiminin merkezden Kürdistan’ı yönetmesinin adil ve demokratik yöntemlerle olamayacağını görünce, kendi kendisini yönetmeye kalkınca kıyamet koptu. OHAL’ı kaldırmakla övünen AKP iktidarı Kürdistan’da OHAL döneminden beter uygulamaları devreye soktu. Türkiye ve Kürdistan büyük bir kaosun içerisine girdi.

AKP yönetimi HDP’yi meşru olarak kabul etmiyor. MHP ise hiçbir zaman meşru olarak kabul etmedi. CHP ise her zaman olduğu gibi ikircikli tavrını sürdürüyor. Erdoğan’a ve AKP’ye muhalif olan CHP ve MHP, Güney ve Batı Kürdistan’a yapılacak askeri operasyonlar için hazırlanan tezkerede AKP ile birlikte evet oyu kullandı. Kürtlerin kendi statülerini oluşturmaları gündeme gelince üç parti birleşebiliyor. Ancak Kürt siyasal partileri Kürtlere yönelik imha operasyonlarına karşı bir araya gelemiyorlar.

Bu koşullarda Türkiye’de ve özellikle Kürdistan’da yapılacak seçimler demokratik olmayacaktır. AKP iktidarı HDP’yi devre dışı bırakmak için her türlü yöntemi deneyecektir. Beş, on köyü bir araya getirip bir merkezde oy kullandıracaktır. HDP’ye yönelen muhafazakar Kürt oylarını geri almak için iftira kampanyalarına başlayacaktır. Erdoğan konumunu unutup AKP adına meydanlara inecektir. Yenikapı’da dediği gibi “Kendinize ve milli adaylara oy verin” diyecektir. Kürtleri ve onların meşru kurumlarını kendisinden kabul etmiyor. Halkın milliyetçi ve şoven duygularını okşayacaktır. Her türlü  seçim hilesine başvuracaktır. Kürt ‘kekliklerini’ TV ekranlarına çıkartıp HDP aleyhine propaganda yaptıracaktır. Yandaş basının yanında daha önce kendisine muhalefet eden, HDP’ye birazcık insaflı davranan medyayı hizaya getirecektir. Getirdi de.

Bu zulme, baskıya, teröre karşı Kürtlerin de ülkede ve Avrupa’da bir araya gelip kenetlenmesi; Türkiyeli demokratlar, sosyalistler, inançlarla daha sıkı birliktelikler oluşturması gerekiyor. Bu konuda daha çok yazıp sohbet edeceğiz. AKP’ye yeni bir demokrasi dersi vermek için görev başına.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA: 

* 24 Eylül 1996 tarihinde güvenlik güçleri ile infaz memurlarının birlikte yaptıkları operasyonda Diyarbekir Cezaevinde bulunan 10 PKK’li tutsak kafaları parçalanarak katledildi.

* 27 Eylül 1994 tarihinde ARGK Dersim komutanlarından Celal Barak TSK ile girdiği bir çatışmada yaşamını yitirdi.

* 28 Eylül 1975 tarihinde İstanbul’da DDKD (Devrimci Demokratik Kültür Derneği) kuruldu.

* 28 Eylül 1992 tarihinde İstanbul’da MKM kuruldu. Kurucuları arasında şehit Ozan Ali Temel de vardı.