Yazı önce yazıldığı için 1 Mayıs nasıl geçti, sabah saatleri haricinde, bilinmiyordu. Fakat AKP diktatörlüğünün Taksim yasağı ve polis şiddetini seferber ettiği önceki iki 1 Mayıs’tan bu yıl da nelerin yaşanacağını bilmek zor değil. 

İşçi sınıfının ‘77 1 Mayıs’ında 42 (katledilenler 36 olarak biliniyordu, 2010’da yapılan yeni tespitle şehitlerin sayısının 42 olduğu anlaşıldı) ve sonraki şehitleriyle, en görkemli mücadelelerin verildiği yer olmasıyla, Taksim 1 Mayıs alanıdır. Bu nedenle, AKP tarafından tekrar gaspedilen Taksim alanında, diktatörlüğün polis terörü ve yasaklamasına karşı, militan mücedele kararının devam edeceği önceden belliydi.

Bu 1 Mayıs’ın diğer ayırdedici özelliği, kutlamaların daha yaygın ve toplamda daha geniş kitlenin katılacağı. Çünkü, Erdoğan ve AKP’nin yeni biçimiyle faşizmi inşa saldırganlığına karşı mücadele duyarlılığının daha arttığı şartlardayız. Seçim mücadelesinde halklarımızın demokratik seçeneği HDP etrafında oluşan cephenin büyümekte olduğu günlerdeyiz. 

Türk İş ve Hak İş, sınıf işbirlikçi ve AKP kuyrukçusu tavırlarıyla işçi sınıfının 1Mayıs mücadelesine ihanetlerini önceden belgeleyecek biçimde ilan etmişlerdi. 

Erdoğan ve AKP diktatörlüğünün faşist yasak ve terörüne karşı 1 Mayıs mücadelemizin kararlılık içinde ve kitlesel geçeceğini önceden beklediğimizi vurgulayalım. 

AKP diktatörlüğünün 1 Mayıs Taksim alanı yasağına ve polis terörüne karşı, sürecin tamamında işçi direniş ve grevlerini yaygınlaştırarak, daha geniş kitlelerin örgütlülüğüyle 1 Mayıs’larda yanıt vererek diktatörlüğün saldırısını Taksim alanında yenilgiye uğratmak boyun borcumuz ve görevimizdir. 

***

Bu 1 Mayıs’ın daha kitlesel geçecek olmasının bir nedeninin de, HDP eksenindeki demokratik cephenin seçim alanında AKP ve Erdoğan’a karşı yükselmesi olacağını vurgulamıştık. 

Demokratik özgürlükler mi, Erdoğan’ın diktatörlüğü mü? Bu iki karşıt seçenek arasındaki antagonizma HDP eksenindeki demokratik cepheye halklarımızın sempatisini, karşıdevrimin de linç saldırısı ve yalan bombardımanını yükseltiyor.

HDP büroları ve araçlarına Elazığ’dan Yalova’ya yapılan silahlı ve şiddetli saldırılar bunun kanıtı. 

HDP şahsında demokratik özgürlük cephesine fiziki saldırıları, AKP ve MHP’nin faşist çeteleri gerçekleştiriyor. Ama bu saldırıları AKP ve Erdoğan’ın siyasi polisinin örgütlediğinden şüpheniz olmasın.

Nasılki Ağrı saldırısını AKP’nin Ağrı valisi örgütleyerek, BDP ilçe başkanı ve iki gerillanın ölümüne yolaçtıysa, HDP’ye linç saldırılarını da AKP’nin polisi örgütlüyor. Valiye de, polise de emir yüksek yerden, Erdoğan’dan geliyor.

HDP ve tüm devrimci ve demokratik güçler, saldırılara karşı kendilerini koruma mücadelesi vereceklerdir. Bu en demokratik haklarıdır. Fakat, AKP aynı zamanda linç ve yasaklarla HDP demokratik cephesini faşist seçim barajı altında bırakarak Erdoğan’ın başkanlık diktatörlüğünü kuracak parlamenter kaldıracı kazanmak istiyor. Erdoğan’ın diktatörlük hevesini kursağında bırakmak en güçlü savunma ve demokratik güçlerin faşizme karşı parlak bir hücumu olacaktır.

Bu nedenle, HDP aktivistleri, gönüllüleri, demokratik Alevi hareketi aktivistleri, kadın hareketi mücadelecileri, gençlk gönüllüleri, halklarımızın demokratik güçleri, işçi mücadelecileri; sokak sokak, işyeri işyeri, okul okul, ev ev HDP etrafında seçim mücadelesini yüksek disiplinli yoğun ve sürekli çalışmayla gerçekleştirmeli, HDP’yi barajın bir hayli üstüne çıkarmayı kendi öz çalışmalarıyla gerçekleştirmelidirler. 

Halklarımıza, ezilenlere, seçim başarısı, Erdoğan’ın başkanlık diktatörlüğü hevesini yenen bir zafer armağan etmelidirler. 

HDP ve demokratik güçlerin seçim zaferi, AKP diktatörlüğünü, karşıdevrimi yenilgiye götürecek mücadeleci güçleri büyütmek demektir. AKP ve Erdoğan başkanlık diktatörlüğüyle faşizmi sertleştirmeyi hedeflediği gibi, seçim başarısızlığı sonrasında iktidarı korumak için faşist saldırılarına devam edecektir. Halklarımız sürekli faşizme müstahak değil, tersine özgürlüklere layıktır. İşçi sınıfı hareketinin toplumsal hedefleri doğrultusunda güçlüce örgtlenmesi için de özgürlüğe ihtiyacı vardır. 

7 Haziran’da HDP etrafında kazanılacak zafer bu mücadele güçlerinin büyümesine AKP faşizmine ve faşist devlet mekanizmasına karşı mücadelenin toplumsal dayanağının büyümesine yolaçacak. Devrimcilere toplumsal amaçları doğrultusunda daha kitlesellikle mücadele imkanı verecektir. 

Öyleyse, AKP ve MHP’nin yaydığı “teröristler” faşist yalanını yernilgiye uğratmak için ajit-prop seferberliğine.

Öyleyse, CHP ve bazı sosyalşovenlerin yaydığı, “HDP barajı aşarsa AKP’yle koalisyon kuracak” yalanını yereçalan seferberliğe. AKP’ye karşı uzlaşmaz mücadeleyi HDP ve müttefiki demokratik devrimci güçlerin yürüteceği gerçeğini halk arasında yaymak için ileri yürüyüşe.

Tescilli sosyalşoven TKP güçleri Kürt Özgürlük Hareketi’yle ittifakı reddetmeyi sosyalistlerin bağımsız hareketi olma yalanını yayarak etkili kılmaya çalışıyorlar. Öyleyse bu şoven yalanı çürütmek için seferberliğe. ÖDP’nin Kürtlerden ayrı durarak kitle kazanacağı sosyalşoven kararsızlığının zararını gidermek için kararlıca çalışmaya.

Yalnızca birleşik devrimci çalışma 1 Mayıs’ı da, 7 Haziran’ı da, özgürlükleri de koparıp alacaktır!


ulusoyziy@gmail.com