12 Eylül askeri darbesinin AKP Hükümeti eliyle sürdürüldüğü dün bir kez daha teyit edildi. 12 Eylül'ün 32. yıldönümünde özgür basın çalışanlarının yargılandığı İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Eylül mahkemelerini aratmadı. 36’sı tutuklu 44 gazetecinin yargılandığı özgür basın davasının 3. duruşması mahkeme heyetinin aldığı karar doğrultusunda izleyicisiz başladı. Duruşma salonuna sadece avukatlar ve basın alındı.
Tutsak gazetecilerin 12 Eylül darbesini protesto için siyahlar giyerek geldiği duruşma, tutuksuz yargılanan gazetecilerin kimlik tespitiyle başladı. Gazeteciler Kürtçe kimlik beyanında bulundu. Ardından konuşan Avukat Ercan Kanar, duruşmada dün yaşanan gerginliğe mahkemenin tahammülsüz davranışları ve bir bardak suda fırtına koparma tavırlarının neden olduğuna dikkat çekti. İlk gün mahkeme başkanının avukatların izleyicilerin arasında oturtmak istediğini hatırlatan Kanar, "Avukatlar bir savunma makamıdır. Onların yeri bellidir. Bunu hazırlamak devletin görevidir. Bu sorun büyümeden çözülebilirdi. Ancak mahkemenizin tavrı nedeniyle tartışma yaşandı” dedi. Kanar, 2. günde Avukat Baran Doğan'a söz verilmemesi yönündeki kararın gerginliğin nedeni olduğunu belirtti ve mahkemeyi sabırlı ve demokratik olmaya davet etti.

Adalet zehirlenmiştir
Yargılamalarda aleniyetin önemine işaret eden Kanar, “Yargının kendine güvenini sağlamak önemlidir, yargılama halklar adına yapılır, gizlilik adaletin kaynağının zehirlenmesidir” dedi ve mahkemenin seyircisiz devam etmesi yönündeki kararın geri alınmasını istedi. Kanar'ın ardından Av. Baran Doğan, söz verilmemesi yönündeki kararın itirazı için mahkemeye dilekçe sundu.

Tüm talepler reddedildi
Mahkeme heyeti savunma avukatlarının taleplerini değerlendirmek üzere duruşmaya ara verdi. Heyet, "anadilde savunma, tercüman, izleyicilerin duruşma salonuna alınması, iddianamenin reddedilmesi, yargılamanın durdurulması" dahil esas ve usule ilişkin bütün talepleri reddetti.

Figüranlığı kabul etmiyoruz
Savunma avukatları adına söz alan Avukat Sinan Zincir, "Bu şekilde adil yargılama olamaz. 12 Eylül'ün yıldönümünde 12 Eylül şiddeti tekrarlanıyor. Kürt dilinin inkarına, tecride karşı bugün itibariyle burada bulunmamız figüranlıktan başka bir şey değildir. Ara kararların tekrar gözden geçirilmesini, bir yargılama yapılacaksa müvekkillerin diliyle yapılmasını talep ediyoruz. 12 Eylül yargılamasını 21. yüzyılda tezahür ettirmeyin" diye konuştu.
Ardından avukatlar topluca duruşma salonunu terk etti. Tutuklu gazeteciler de ağızlarını siyah bant çekerek heyete arkasını döndü ve kararları alkışlayarak protesto etti. Arkalarını mahkeme heyetine dönen gazeteciler, alkışlı protesto gerçekleştirdi. Jandarma, gazetecilere müdahale etmeye çalışırken, kısa süreli arbede oldu.

Yine bildirdi
Mahkeme heyeti önceki gün olduğu gibi dün de avukatları ve tutuklu gazetecileri salona almadan kararını yazılı olarak avukatlara bildirdi. Kararda, "Sanıkların duruşmanın yapıldığı 3 gün boyuncaki tavır ve davranışları, duruşma salonunun yetersizliği" gerekçeleriyle duruşmanın Silivri'de görülmesine karar verildiği belirtildi. Gazetecilerin tutukluluk durumlarının değerlendirilmesi ile ilgili Cumhuriyet Savcısı'nın görüşü alındıktan sonra tutukluluk hallerinin dosya üzerinden değerlendirilmesine karar verildiği belirtildi. Ayrıca savunma avukatlarından Ümit Sisligün'ün 'KCK davası'ndan yargılandığı için duruşmalardan yasaklanması için 16. Ağır Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılmasına karar verildi. İddianamenin okunması için iki TRT spikerinin görevlendirilmesine, duruşmanın 12-16 Kasım tarihleri arasında yapılmasına karar verildi.

Mahkeme çiftliğin değil
Savunma avukatları, Adliye binası önünde basın açıklaması yaptı. Tüm avukatlar adına konuşan Ercan Kanar, "Tamamen keyfi bir yargılama ile karşı karşıyayız. Hiçbir hukuk kuralı işletilmiyor. Hiçbir mahkeme yargıcın çiftliği değildir" dedi. "Yargıç, sanıklara, avukatlara kızarak, küserek yargılama yapmaktan vazgeçemez" diyen Kanar, "Mahkeme, müvekkillerimiz hakkında tahliye taleplerimizi görmezden gelerek, tutukluluk halini dosya üzerinden değerlendirme kararı almıştır. Bu fiili siyasi rehine durumun sürdürülmesi anlamına gelmektedir" diye konuştu. Kanar, Avukat Ümit Sisligün'ün başka bir davada yargılandığı gerekçesiyle dosyadan el çektirilmesi kararını, avukatlara yönelik yeni bir saldırı olarak değerlendirdi. Kanar, Mahkeme Başkanı Ali Alçık'ın bütün yasa, anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı davrandığını belirterek, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na (HSYK) bir hafta içinde şikayette bulunacaklarını söyledi, "Bu tür yargıçların görevden alınması gerekir" dedi.

Savunmaya darbe
Avukat Fırat Epözdemir, Mahkeme Başkanı Alçık'ın daha önce aldığı 5 günlük duruşma kararına uymadığına dikkat çekerek, "Reddi hakim talebini gündeme getirip getirmemeyi kendi aramızda tartışacağız" dedi. 12 Eylül askeri darbesinin yıldönümü olduğunu hatırlatan Epözdemir, "12 Eylül hala devam ediyor. Mahkeme heyeti, bu kararlarıyla bunu göstermiştir" dedi. Gazetecilerin davasının 10-14 Eylül tarihleri arasında görülmesi bekleniyordu.

'Kürsüdeki Erdoğan'dı'
Avukat Eren Keskin ise, "Bugün sanki o kürsüde oturan Tayyip Erdoğan'dı" diyerek, mahkeme başkanının Türk Başbakan Recep T. Erdoğan'ın çözümsüzlük politikalarını devam ettirdiğini belirtti.
12 Eylül'ün yıldönümü olduğunu hatırlatan Milletvekili Hasip Kaplan ise, "15. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Eylül'ü aratıyor" dedi. Siyasallaşmış bir yargının söz konusu olduğunu ifade eden Kaplan, “Bugün mahkeme, milletvekillerine işlerini yaptırmadı. Biz bunu Meclis’e taşıyacağız. Türkiye’de adil bir yargılama yok. Bu kararlar, iktidar eliyle Kürt basınının susturulmasına yönelik alınan kararlardır. Gazetecileri susturan yargı vandalizmdir” diye konuştu.
Milletvekili Sebahat Tuncel de yaptığı kısa konuşmada, “12 Eylül darbesi siyasaldı, o zaman kurulan mahkemeler bunun gereğini yapıyordu. Bugün 2012’de 12 Eylül’ün güncelleşmiş halini yaşıyoruz. Bu sadece bir basın davası olmaktan çıkmıştır” dedi.

DİHA/İSTANBUL