İlk Kurşundan Toplumsal Devrime - 1

Kürt halkı, 15 Ağustos Atılımı’nın 28. yıldönümüne gerillanın güçlü ve gündemi sarsan eylemleri ve Rojava devrimiyle giriyor. Devrim coşkusunu yaşayan halk, dağda ve şehirde inkarcı zihniyete karşı mücedeleye devam ediyor; “Öcalan”a Özgürlük, Kürdistan’a Siyasi Statü” hedefiyle 2012 yılı 15 Ağustos’unu karşılayarak, Kürt Özgürlük Baharı’nı sağlıyor. Kürt halkı Güneybatı Kürdistan’da demokratik devrimini kalıcılaştırarak özerk sistemini kuruyor. 15 Ağustos atılımının gerçekleştiği Şemdinli’de ise; haftalardır denetim gerillanın elinde. Türk ordusu karadan Şemdinli’ye giremiyor. Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ın her yerine yayılan gerilla eylemsellikleri 4. Stratejik dönemin uyarı niteliğindeki başlangıç adımları olarak değerlendiriliyor.
Halk Savunma Merkezi (HSM) Başkanı ve KCK Yürütme Konseyi üyesi Duran Kalkan; “15 Ağustos ulusal diriliş bayramıdır, bu direniş temelinde ulusal bilinci, ulusal kültürü, ulusal birliği ve örgütlülüğü yarattı. Demokratik ulus olma gerçeğini ortaya çıkarttı” dedi. Kalkan, tarihi 15 Ağustos Atılımı’nın 28 yılda yarattığı toplumsal değişim ve dönüşümü değerlendirdi.

Özgür birey ve toplumu yarattı

15 Ağustos Atılımı’nın 28. yıldönümü vesilesiyle Türkiye, Ortadoğu ve Kürt toplumunda yaşanan köklü toplumsal, siyasal ve kültürel değişimleri değerlendiren KCK Yürütme Konseyi üyesi ve HSM Başkanı Duran Kalkan şöyle konuştu:
“15 Ağustos 1984 bir Kürt miladı olarak tarihe geçti. PKK ile başlayan tarihsel dönemeç, 15 Ağustos direniş atılımıyla ete kemiğe büründü. 27 Kasım 1978’de PKK’nin kuruluşundan 15 Ağustos 1984 atılımına kadar geçen süreçte şekillenen ulusal diriliş bir öncülük olarak gerçekleşti ve baş aşağı giden Kürt toplumunu bu durumdan çıkartarak yeniden var olma ve özgür yaşama doğrultusunda diriltti. Bu anlamda tarihsel dönemeçte bir milat olma durumundan söz edilebilir. Çağdaş Kürt, modern Kürt, iradeli Kürt, bilinçli ve örgütlü Kürdü yarattı. Bütün bunlar 15 Ağustos 1984 atılımı temelindeki ulusal direniş mücadelesi olarak ortaya çıktı. Bu bakımdan da bugün Kürdistan adına yaşayan canlı, diri, yeni, özgürlükçü olan ne varsa hepsinin 15 Ağustos atılımının ürünü olarak ortaya çıktığını ifade etmek kesinlikle hatalı değil, doğrudur.
15 Ağustos’tan önce inkar ve imha sistemi temelinde geliştirilen soykırım sürecini durduran, ona karşı özgürce var olma, yaşama bilincini, iradesini ve direncini ortaya çıkaran, böyle bir birey ve toplum yaşamını geliştiren, kuşkusuz 15 Ağustos tarihi atılımı oldu. Bu anlamda 15 Ağustos atılımı bütün gelişmelerin temelidir. Gerçekten de Kürtlerin ulusal diriliş bayramıdır. Özgür ve demokratik temelde ulusal dirilişi yaşama, demokratik ulus olarak bilinçte var olma yaşandı. Bu bakımdan da Kürt toplumunun günümüzde yaşadığı bütün değerleri, bu büyük atılım ile gelişen bir mücadele olarak görmek gerekiyor. Her türlü bilinç ve örgütlülük, birlik, irade, bu büyük atılım temelinde gerçekleşmiştir. Bunun yaratıcısı Önder APO ve Eruh’un büyük komutanı AGİT yoldaştır; bugün binleri, on binleri bulan kahraman şehitler ordumuzdur; özgürlük için her türlü fedakarlığı ve cefakarlığı gösteren, kahramanca direnen halk ve gerilla gerçekliğimizdir.
Her günü büyük bir emek ve çabayla ilmik ilmik örülen 28 yıllık onurlu bir tarihsel süreç yaşanmıştır. Bu dönemi Kürt tarihinin kahramanlık dönemi, ulusal başkaldırı, ayağa kalkış ve şeref kazanma süreci olarak tanımlamak, değerlendirmek yerindedir. Her şeyden önce Kürt insanının, Kürt bireyinin 15 Ağustos atılımı temelinde yaşadığı değişim-dönüşümü kazanımlarını görmek lazım.

Ulusal Diriliş Bayramı 15 Ağustos
15 Ağustos irade ve bilinç kazanmış, kimlik kazanmış, özgür yaşam tutkusuna sahip, ortak yaşamı oluşturan, sözü açık, duruşu net, bilinci, iradesi güçlü, onurlu, şerefli, başı dik, yaşam sevinciyle dolu bir Kürt insanını yaratmıştır. Ulusal devrimin bireysel düzeydeki kazanımları bu temeldedir. 15 Ağustos Ulusal diriliş bayramıdır. Ulusal bilinci, ulusal kültürü, ulusal birliği ve örgütlülüğü yaratmıştır. Bir demokratik ulus olma gerçeğini ortaya çıkartmıştır. Demokratik toplum ulusunu şekillendirdi. Ulusal kültürü, demokratik değerlerle direniş temelinde yaratıp geliştirdi. Yeni bir kültürel değerler sistemi olarak, 15 Ağustos tarihi atılımı temelinde sanatı, edebiyatı yarattı. Birey ve toplum için yaşam ölçülerini ortaya çıkardı. Red-kabul ölçülerini geliştirdi. Yeni bir ahlaki değer toplamını yarattı. Demokratik ve ulusal boyutlar çerçevesinde demokratik toplumu, yaşam gerçekliğiyle yoğurarak ortaya çıkardı. Bunlar siyasal, askeri kültürel kazanımlardır. Hepsinin kurucu gücü olarak 15 Ağustos eylemi, siyasi, askeri ve kültürel olarak her türlü örgütlülüğü, siyasal bilinci, güvenliği ve özgürlük bilincini bu temelde yaratmıştır.”

Parçadan bütüne yayıldı

PKK bir şehitler partisidir. Halka hizmet partisi olarak var olmuştur. PKK ve onun ordusu olan ARGK, ulusal düzeyde halkın savunma gücü olarak gerillayı ortaya çıkartmıştır. Gerilla Kürdistan’da kahramanca direnerek, demokratik değerleri koruyan, özgür yaşamın güvencesi ve teminatıdır. Kürtler bu bakımdan yeni bir sistem yarattılar, yeni bir toplumu ortaya çıkardılar. Kürdün duygulanması, sevilir hale gelmesi, birbirlerini sevip sayması, birleşerek ortak iş yapması, kendisine saygı-sevgi, Kürdistan’ın her türlü gericiliğinin geliştirildiği bir alan olmaktan çıkartılması, özgür ve demokratik hale getirilmesi gibi her türlü kazanım, 15 Ağustos diriliş atılımı sayesinde gerçekleşmiştir.”
“Kuzey Kürdistan’da başlayıp gelişen bu süreç, bütün Kürdistan’ı etkisi altına almıştır. Yurt dışındaki Kürtlerin hepsini ideolojik, kültürel, ulusal, siyasi, toplumsal gelişme içine çekmiştir. Bir parçayla sınırlı kalan bir durum değildir bu. Kürdistan birliğini, Kürt toplumsal birliğini yaratmayı bilmiştir. Bütün Kürtlerdeki yeni toplumsal gelişme, modern Kürtlük, ulusal birlik, demokratik duruş, 15 Ağustos atılımı temelinde gelişti ve gelişmektedir.
Bugün eğer Güneybatı Kürdistan’da örgütler bir olabiliyorlarsa, kendi iradeleriyle yaşamaya çalışıyorlarsa, bütün bunlar 15 Ağustos atılımının sayesinde olmuştur. Yine Doğu Kürdistan’da her türlü baskı ve zulüm karşısında ulusal demokratik değerleri ile ulusal demokratik örgütlülüğü geliştirme çabaları sürüyorsa, bütün bunlar 15 Ağustos dirilişinin büyük kazanımlarıdır. Bütün parçaları etkileyen, birleştiren, ortak demokratik ulus bilinci, örgütlülüğü, birliği yaratan, temelde 15 Ağustos atılımıdır. Gerilla Kürdistan’ın dört parçasında Kürt halkının diriliş kuvveti, güvenlik kuvveti, halk savunma gücü haline gelmiştir. Güney’de, Doğu’da, Batı’da; bütün parçalardaki Kürt halkının temel savunma ve güvenlik güvencesidir. İşte 15 Ağustosun kahramanca mücadelesi temelinde, demokratik ulus gerçekliği, parçalanmış olmasına rağmen, her parçasında yaratmayı bilmiştir. Ortak bir demokratik ulus bilinci, yaşamı, güvenliği 15 Ağustos atılımı üzerinden şekillenmiştir. Kürdistan’daki bu gelişmelerin tabi ki, Ortadoğu toplumlarında köklü, değiştirici, dönüştürücü etkisi olmuştur.”

Bu atılım olmasaydı yok oluş olurdu

“15 Ağustos atılımı, 12 Eylül askeri rejimini paramparça ederek, bilinçte ve pratikte Kürdistan’ı aydınlatıp yeniden var etti. Bu direnişler olmasaydı, soykırım rejimi tam zafer kazanırdı. Büyük zindan direnişi olmasaydı ne olabilirdi? 12 Eylül faşizmi ideolojik zafer kazanırdı. Var olma, özgür olma, özgür yaşama bilincinin, iradesinin başarısızlığa uğraması ve ezilmesi anlamına gelirdi. 12 Eylül askeri faşist rejiminin zafer kazanması Kürdün özgürce var olma iradesini, bilincini felç ederdi, yenilgiye uğratırdı. Parti yenilirdi, PKK yok olurdu, Önderlik gerçeği yok edilirdi. Zindanda ideolojik zafer kazanan PKK, siyasi ve askeri mücadele yürütme hakkını, iradesini elde etti. Bu gerçeklik iyi anlaşılmalı. Bu bakımdan sözde bazı liderciklerin, partilerin, “PKK’nin direnişi bizi geriletti” demeleri bir sahtekarlıktır, gerçeklikle hiçbir alakaları yok, yalancılığın ta kendisidir.”

Sahtekar ve oyalayıcı siyaset çözümü erteledi

“1 Haziran 2004’teki gerilla hamlemiz yalancı, sahtekar ve oyalayıcı AKP’ye karşı bir tutum olarak gelişti. Ancak 1 Haziran 2004’ten sonraki sürecin bir stratejik atılım düzeyinde yürütülmesinde de ciddi zayıflıklar yaşandı. Bilindiği gibi AKP, hep yalan, dolan ve süreci uzatma ve İmralı’yı çürütme politikasını derinleştirme, içten tasfiyecilikle bölüp parçalama çabasıyla bizi tasfiye etmeye çalıştı. Hareketimiz tasfiyeci etkilemelerin yönlendirmesinden dolayı böyle bir direniş sürecine giremedi. Hareketimiz o dönemde zor ve kritik bir süreçten geçiyordu. Bu kritik süreci aşma, tasfiyeciliği tasfiye etme, gelişmeleri yeniden yönlendirme ve dış müdahaleyi boşa çıkartacak bir özgürlük iradesini geliştirmek için 1 Haziran 2004 hamlesi gerçekleşti. Hem bu tarzda başlayış, hem daha sonraki süreçteki AKP’nin yaklaşımları hamlenin bir taktik hamle mi olacağı, yoksa stratejik bir hamleye mi dönüşeceği konusunda hep bir muğlaklık yarattı.
Yeni bir stratejik hamle olmak yerine 3. Stratejik dönemin, yani demokratik siyasi mücadele stratejisi, taktiği olma özelliğini taşıdı. Hemen hemen herkesin nabzına göre şerbet vererek bu temelde etkilenmeye ve yönlendirmeye çalıştı. O nedenle AKP gerçeğinin anlaşılıp çözümlenmesinde bir zorluk yaşandı. AKP, siyasal bir çözüm olacakmış gibi bir beklenti yarattı. Bunlar da 1 Haziran 2004’ün yeni bir stratejik direniş hamlesi olma koşullarını ortadan kaldırdı. Bu çerçevede de geçen süreç 15 Ağustos tarihi atılımı gibi yeni bir stratejik direnme süreci olamadı. 1 Haziran 2004’ten 1 Haziran 2010’a kadar geçen altı yıllık süre içerisinde yürüttüğümüz mücadele ile AKP gerçeğini netçe açığa çıkardık. Ve bu süreç boyutlanarak devam etmektedir.”

4. Dönem direniş çizgisine girilmiştir

“15 Ağustos stratejik hamlesi gibi yeni bir stratejik direniş süreci içine girmiş bulunuyoruz. AKP saldırılarını bu direniş temelinde iki yıldır daha fazla kırıyoruz. Gerçekten de 1 Haziran 2004’ten 1 Haziran 2010’a kadar geçen süreç, AKP’nin çeşitli oyunları, politikaları temelinde bizi aldatarak imha ve tasfiye etme saldırılarına karşı bunları bozma amaçlı bir direniş süreci oldu. 1 Haziran 2010’dan itibaren bu direniş sürecinin stratejik boyut kazanmasıyla sadece AKP oyunlarını bozmakla kalmıyoruz, AKP’yi yenilgiye uğratacak bir mücadele süreci içine girmiş bulunuyoruz. Dikkat edilirse son dönemde bu gelişmeler çerçevesinde AKP ciddi bir biçimde zorlanıyor. Sadece maskesi düşmüyor, gücü kırılıyor, etkisi azalıyor. Artık AKP iktidarı ciddi bir biçimde sarsılır, yalpalar, yenilgi sürecini yaşar hale gelmiştir. Direniş mücadelesinin stratejik boyuta ulaşmasıyla birlikte mücadelenin AKP üzerindeki etkileri de bu oluyor.
Dolayısıyla Kürt sorununun siyasi çözümünün gerçekleşmemesinden kesinlikle PKK ve Kürt halkı sorumlu değildir. Eğer demokratik siyasi çözüm gerçekleşmemişse bunun tek sorumlusu TC devleti ve AKP Hükümeti’dir. Bütün demokratik çevreler, liberaller, özgürlükçüler, devrimciler bu gerçeği böyle görmeli, doğru anlamalıdır. Geçen son iki yılda birçok çevre bu konuda yalpalama yaşadı. Şimdi AKP gerçeği daha çok açığa çıkmıştır, herkes bu gerçeği görsün. Bu bakımdan da bizim hiçbir eksiğimiz yoktur. İmralı’dan Oslo’ya kadar birçok görüşmeler oldu. Demokratik siyasi çözümün gerçekleşmesi için inançla, istekle çalıştık. Fakat AKP’den bu tutarlılığı, gücü ve cesareti göremedik; güven vermedi, cesur değildi. Sadece içeride oy kazanmak ve iktidarını güçlendirmek için her şeyi kullanıyor. Kürt sorununa da böyle yaklaşıyor. Kürt halkı üzerinde soykırım uygulanıyor, dolayısıyla Kürt halkının direnişi, bir varlık-yokluk direnişidir.”

Güneybatı ve Kuzey Kürdistan devrim yaşıyor

“Büyük 15 Ağustos atılımının 28.yıldönümünü yaşadığımız bu günlerde Kürdistan’ın Kuzey ve Batı parçalarında büyük, tarihi gelişmeler gerçekleşiyor. Öncelikle Batı Kürdistan devrimini selamlıyorum. Batı Kürdistan halkının gösterdiği cesaret ve fedakarlık nedeniyle kutluyorum. Batı Kürdistan gençlerine, kadınlarına, emekçilerine, geliştirdikleri tarihi özgürlük hamlesinde üstün başarılar diliyorum. Onlar Arap milliyetçiliğinin kolunu kırarak Rojava’da devrim yaptılar. Arap milliyetçiliğinin bir kolu kırılarak Kürdistan’ın en küçük parçası dünyanın en özgür alanı olma durumunu yaşıyor. Bunun sevinci ve gururu içerisindeyiz. Yine aynı biçimde Şemdinli’den başlamak üzere Dersim’e kadar uzanan hatta, büyük bir direniş gerçekleştiren Kuzey Kürdistan halkını, gerillasını selamlıyor, kutluyorum. 15 Ağustos ruhunun atılım diyarında 28. Yıldönümünde daha görkemli, daha canlı olması, daha büyük direniş ve mücadeleye sahne olması bize mutluluk veriyor, kıvanç veriyor. Buda tarihe Şemdinli Kuşatması-Devrimi olarak geçecek. Bu gelişmelerin tümünü Kuzey ve Güneybatı devrimi olarak değerlendirmek doğrudur.
28 yıllık mücadeleyle mevcut parçalanmışlığın, inkar ve imha rejiminin etkisini önemli ölçüde kırdık, maskesini düşürdük, yüzünü açığa çıkardık.Nasıl bir insanlık suçu olduğunu özgürlükçü demokratik tüm insanlığa gösterdik. Bu açıdan 28 yılda önemli gelişmeler sağladık. Güneybatı’da bu etkiler daha çok kırıldı ve halk özgürlüğünü yaşıyor.”

‘Askere ve okula gitmeyin direnişe geçin’

AKP’nin bütün umudu, Suriye’de savaş olacak, ABD Suriye’ye askeri müdahalede bulunacak ve dolayısıyla ABD ile PKK’yi savaşır hale getirmek olduğunu söyleyen KCK Yürütme Konseyi Üyesi Kalkan devamında şunları söyledi: “Kürt halkını, Kürt Özgürlük Hareketi’ni ABD’nin teknik gücünün, asker gücünün önüne sürerek ezdirtecek. Şimdi AKP’nin bütün çabası bunun içindir. Bu kadar Türkiye’nin imkanlarını pazarlayıp dış güçleri birleştirerek üzerimize geldi. Şimdi de tüm gücüyle Türkiye’nin imkanlarını ABD’ye satıyor, pazarlıyor, ABD’nin tüm gücünü hareketimiz üzerine, Kürt halkı üzerine sürmek istiyor. Böylece uluslararası sistemin askeri gücüyle Kürt gerillasını, Kürt Özgürlük Hareketi’ni ezdirtmeyi hedefliyor. Bu bakımdan durum ciddidir. Soykırım tehlikesi varlığını ciddi bir biçimde sürdürüyor. Bu anlamda tehdit sadece Batı Kürdistan’daki halkımıza dönük değildir. Savaş tehdidi, tehlikesi bütün Kürdistan’a dönüktür. Dolayısıyla tam bir çatışma ortamı var. Aktif bir mücadele süreci var. Bu bakımdan herkes duyarlı olmalı.
Kürt gençliği dört parçada, yurtdışında, metropollerde, nerede olurlarsa olsunlar büyük bir savaşın olacağı, soykırımın yaşanabileceği tehlikesini görerek şimdiden dikkatli, duyarlı ve hazırlıklı olmalılar. Kürt gençliği; kızı, erkeği, bu gerçeği görerek gerilla saflarına katılmalı. Öyle pasif kalmak, geride kalmak, yurtsever ve demokrat genç insana yakışmaz. Hele hele bir de düşman safında olmak, Türk ordusunda askere gitmek, devlete memurluk yapmak Kürtlüğe yakışmaz. Gençliğin dinamizmiyle, ruhuyla kesinlikle bağdaşmaz. Kürt gençleri, çocukları asimilasyon kurumlarında, Türk okullarında okuyarak kendini geliştireceği, kurtaracağı hayalinden kendisini kurtarmalı. Hangi araçla mücadele edecekse o araçla donatmalı ve sonuç almalıdır.”

Devrimci Halk Savaşı halkın savaşıdır
“Öz savunmayı örgütlemek gerekiyor. Gerillayı büyütmek de temel görevdir. Ancak hem ovada hem şehirde gerillacılığı geliştirmeli, hem de gerillanın temel dayanağı olan milis düzenini geliştirmeliyiz. Bunu askeri boyutta yaptığımız kadar sivil boyutta da yapmalıyız. Sivil savunma da önemli bir güç. Gençliğin önemli bir kesimi sivil savunma kapsamında kendisini örgütleyebilir. Gün direnme günü. Gün, varlık ve özgürlük mücadelesine büyük bir cesaret ve fedakarlıkla katılma günüdür. Bunu en başta da gençlik yapmalı, kadınlar yapmalı, bütün halk yapmalıdır.
Devrimci halk savaşı halkın savaşıdır. Sadece gerillanın değil, sadece gençlerin ve kadınların değil, her yaştan, her cinsten, her kesimden insanın her düzeyde içinde yer alıp direnişi geliştireceği bir mücadele biçimidir. Bu direnişi kesinlikle geliştirmeliyiz. Bilinçli olan, gönüllü olan, cesur ve fedakar olanlar hiç beklemeden koşmalılar. Şemdinli’den Dersim’e, Amanos’a kadar olan sahalar ortada. Büyük bir devrim yaşanıyor. Dikkat edilirse özgürlük devrimini zafere götürmenin imkan ve fırsatları her zamankinden fazla. Bir yandan bu imkan ve fırsatları kullanma temelinde Kürdistan tarihinin en büyük tarihsel devrimini yaşıyor. Büyük özgürlük devrimi, Kuzey’de ve Batı’da tarihi süreçten geçiliyor, tarihi hamleler içinde, tarihi adımlar yaşanıyor. Ben Kürt gençliğini bu çerçevede daha bilinçli ve cesur davranmaya, dolayısıyla gerilla ve serhıldana daha çok sahip çıkarak tüm gücüyle Özgürlük Mücadelesinde yer almaya çağırıyorum.”

29. yıla Demokratik Özerklik’le gireceğiz

“Biz büyük 15 Ağustos Atılımının 28. Yılının zafer yılı olacağını ifade etmiştik. 28. Yıldönümü bu büyük zaferin coşkusu ve sevinciyle geçiyor. Başta Rojava olmak üzere Kürdistan’ın dört parçasındaki Kürt halkı, gençleri ve kadınları Rojava devriminin coşkusunu ve heyecanını yaşıyor. Onu anlamaya, sahiplenmeye ve bu temelde daha büyük görev ve sorumluluklar üstlenmeye koşuyor. Tarihinin en büyük coşkusu, heyecanı, bilinç ve örgütlenmesini yaşıyor. Bundan daha büyük bir gelişme olamaz. Biz 29. büyük atılım yılına bu temelde giriyoruz. Kuzey’de devrimci halk savaşını büyük bir hamle halinde geliştirdik. Güneybatı’da ise özgürlük devriminin yüzde ellisi başarılmış olarak giriyoruz. Büyük 15 Ağustos atılımının 29.yılına giriş bu temelde yaşanıyor.
Bugün Şemdinli’den Cizre’ye, Serhat’tan Dersim’e kadar gerillanın ve halkın birlik halinde yürüttüğü savaşın bu temelde geliştiği ve bunu başaracak güçte olduğu nettir. Türk ordusu tarihinin en büyük bozgunlarından birini yaşar durumda. AKP Hükümeti bütün siyasetiyle iflas etmiş. Dolayısıyla 29. 15 Ağustos atılım yılının Kuzey’de ve Batı’da büyük bir devrim yılı, özgürlük mücadelesinde zafer yılı olacağı tartışmasızdır.”
“29. zafer yılında Kuzey’de ve Batı’da devrimi zafere taşımak, Demokratik Özerklik çözümünü devrimci direniş temelinde, halkın gücü ve öz savunmasıyla adım adım gerçekleştirmek, bu temelde Önder Apo’ya özgürlük ve Kürdistan’a statü hedefini gerçekleştirmek temel hedeftir. 29. 15 Ağustos yılı Önder Apo’nun özgürlük yılı, Kürdistan’ın statü kazandığı yıl olacaktır.  Koşullar her zamankinden uygundur, hazırlıklarımız her zamankinden güçlüdür. Direnmekte kararlıyız. Zafer kazanacağımıza dair inancımız her zamankinden büyüktür. 15 Ağustos atılımının 28. Yıldönümünün bu temel üzerinden tüm halkımıza kutlu olmasını diliyoruz.”
YARIN:
* Koma Jinên Bilind (KJB) Koordinasyonu Üyesi Ronahi Serhat ve Yekineyên Jinên Azad (YJA-Star) Ana Karargah komutanı Delal Amed’in değerlendirmeleri...


 DEVRİM AMED/SİPAN CUDİ