• Göç politikaları üzerine çalışma yürüten 17 kurum ve dernek yayımladıkları ortak açıklamayla toplumdaki gerilimi kontrol edilemez noktaya doğru götüren nefret söylemleri ve ayrımcı dilin sonlandırılması çağrısı yaptı. 

Ortak açıklamada "Altındağ'da Emirhan Yalçın'ın hayatını kaybetmesinin ardından hızlıca örgütlenen grupların ilçede Suriyelilerin evlerine ve iş yerlerine saldırması, etkili ama sorumsuz kişiler tarafından kışkırtılan mülteci karşıtlığının önlenemez boyutlara ulaşabileceğini gösterdi. Bu linç ve saldırı olayları pandemi sürecinin getirdiği zorluklar, güvenlik endişeleri, ekonomik krizin neden olduğu belirsizlikler ve uzun bir süredir devam eden siyasal ve sosyal gerilimler bahane edilerek göçmenlere yönelik nefret suçlarının, dışlayıcı ifadelerin ve uygulamaların varabileceği noktayı bizlere göstermesi bakımından da ibret olmalıdır. Farklı vesilelerle ve defalarca tekrar edildiği üzere göç günümüz dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır.

Göç her zaman bir sorun olarak deneyimlenmek zorunda değildir. Göçle birlikte ortaya çıkan ve yeni ve çeşitli durumların toplumların değişimine ve gelişimine olanak sağlaması da mümkündür. Bunu belirleyen ise göç alan ülkelerin politikaları ve göç yönetimleridir" denildi.

Nefret söylemleri sonlandırılmalı

"Türkiye'ye sığınmak zorunda kalan ve gündelik yaşamlarında sömürüyü ve şiddeti en ağır şekilde yaşayan göçmen ve mültecilerin ötekileştirilmesi ve bir günah keçisi olarak hedef alınması kabul edilemez. Kalıcı ve sürdürülebilir bir entegrasyon ve göç politikasının eksikliğine ilişkin eleştirilerin, tüm bu süreçlerde mağdur olan göçmenlere ve mültecilere yöneltilmesi, durumu daha da derinleştirmekten öteye geçmeyecektir" değerlendirmelerine yer verilen açıklamada, toplumdaki gerilimi kontrol edilemez noktaya doğru götüren nefret söylemleri ve ayrımcı dilin acilen sonlandırılması ve Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin göç ve iltica konusundaki sorumluluklarını yerine getirmesi istendi.  İSTANBUL