18 Mart’da İstanbul ve Amed Newroz ateşini yakacak ve bu ateş 127 merkezde yalnız Türkiye’nin değil, bütün Ortadoğu’nun geleceğini aydınlatacak…
127 merkez ne demektir?
127 merkez demek, „KCK şehir yapılanması” martavalı adı altında BDP’ye karşı yürütülen kitlesel tutuklamaların iflası demektir.
BDP ve DTK bu yıl Newroz’u 127 merkezde kutlama kararı vererek, „Kürtleri sokağa çıkamaz hale getirdik” palavrasını çöpe atmıştır.
Görülmüştür ki, „örgüt halkı sokağa çıkarmıyor”, „halk sokakta her gün, her saat, her dakiki ve her saniye örgüt yaratıyor.” Küçücük çocuklar ellerinde „taşlarla” o sokaklarda büyüyor, gelişiyor, serpiliyor, güçleniyor, akıllanıyor, bilinçleniyor ve 127 merkezde „görev başı” yapıyor. AKP onları 127 merkezde topluyor, zindanlara tıkıyor, daha onlar orada „yaşlanamadan”, yerlerini 127 merkezde yenileri alıyor.
Bu „örgütlenme sosyolojisinin” sırrı ne?
Sır Kürt özgür kadın hareketinde yatıyor. Özgür kadın hareketi demek, kadının evden çıkması, sokağı ve alanı zaptetmesi demek. Kadın sokağa çıkınca „çocuk” da sokakta büyümekte. Ve „çocuk” babaların „cin fikirlerini”, „oportünizmlerini” tevarüs edemeden, annelerin „düz fikirlerini” ve „ahlaki ilkeliliğini” benimsemekte. Kız ve oğlan çocuklar sokakta „eşitlenmekte”, „cinsiyetçi egemenlik hiyerarşisi” çökmekte, „korkak erkekler toplumu”nun yerini, korkuyu yenen „cinsiyet özgürlükçü yeni toplumun” ilk nüveleri almakta. Kadın ve çocuğun sokağa çıkması, sokakta gelişmesi aydınlanması, „erkek devletin” imamesini şaşırtmakta, Başbakan’a „kadın da olsa, çocuk da olsa…” laflarını ettirmekte, „korku” silahının namlusundan fırlatılan „tehditler” etkisini yitirmekte ve sonuçta bütün bu otuz yıllık süreç „erkeğin” „erkek devletten” duyduğu korkuyu berhava etmekte.
İşte böylece 127 merkezde Kürt insanı AKP hükümetinin kitlesel tutuklamalarına ve kanlı saldırılarına meydan okuyacak gücü kendinde bulmakta…
Bugün ayın 12’si. İstanbul ve Amed’de Newroz ateşinin yakılmasına 6 gün kaldı. Daha şimdiden yürekler Newroz coşkusuyla çarpıyor. Otuz yıldır nice acılar çeken bir halk, acılarını bağrına bastırıp, kırmızı, yeşil, sarı „bahar renkleriyle”, zılgıtlarla, neşeyle alanlara koşmaya hazırlanıyor. Evlerde eşarplar, şallar, tülbentler dikiliyor, pankartlar hazırlanıyor, posterler, Kürt halkının değerlerini simgeleyen resimler çiziliyor… Kürt haneleri birer Newroz Hazırlık Komitesi’nin merkezine dönmüş. Bebeler bile Kürtçe marşları neredeyse söylemek üzere…Nineler, dedeler şimdiden halaya durmuş…
Büyük bir barış gücü her evde örgütleniyor. Bundan büyük bir „umut” olabilir mi? Bir an bu halkın Newroz „neşesinin”, „sevincinin”, „coşkusunun” yerini intikam, şiddet, intihar ve ölüm duygularının aldığını düşünün. Bir an bu halkın „barışa ve çözüme” olan umudunu yitirdiğini düşünün. Neler olacağını o zaman daha iyi anlayabilirsiniz.
Bunları düşündükten sonra, „Kürt halkının Newroz sevincine” siz de katılın. Bu sevinç hepimiz için en büyük nimettir. Geleceğe umutla, inançla bakmamız için en büyük imkandır.
Bakın etrafınıza… İstanbul’un „Türk semtlerine”, İzmir’in, Ankara’nın, Marmara’nın, Ege’nin, Karadeniz ve Akdeniz’in „Türk yerleşim merkezlerine”…Bakın!.. Size ait olan, sizin sözünüzün geçtiği, borunuzun öttüğü kendi 127 merkezinize bakın! Bakın şu 127 „Nevruz” sakilliğine…Umuttan, barıştan, çözümden eser var mı?
Koyu ve karanlık bir sessizliktir gördüğünüz. Endişeler, korkular, „Başbakan’dan sonra” hesapları… „Suriye’yi işgal” hezeyanları. „Daha çok tutuklama”, „daha çok imha” sloganları. Barıştan, çözümden, güvenli bir gelecek için umuttan eser yok.
Kendi insanlarınıza zarar veriyorsunuz. Kürdün umudunu, geleceğe olan inancını sarsamadınız, ama kendi toplumunuzu zehirliyorsunuz.
Siz Kürt gençlerinin bedenlerini, kendi toplumunuzun ise ruhunu öldürüyorsunuz. Ölü bedenler topraktan yeniden kardelenler, dağ çiçekleri, yanık meşe gövdelerinden uç veren fışkınlar olarak boy veriyor… Ölü ruhlar ise ebedi bir azap içinde kıvranıyor.
Arınmak için siz de 18 Mart günü Newroz’un temiz bahar rüzgarlarına evlerinizi açın, çürümüş ruhların kokusundan arının! Odalarınız Newroz koksun, barış koksun, kardeşlik koksun…Kürt insanının bahar sevincine ortak olun.
127 merkezde Newroz ateşleri yanacak. Bu „ateş” kış boyunca buz kesmiş toprağı ve kış boyunca kana bulanmış toplumu yeniden canlandırabilir de, bütün barış umutlarını tutuşturabilir de…
Herkes hükümete seslenmeli: Newroz’a savaş açmayın! Son kalan umutları yıkmayın. Newroz ateşini „yangın” sanıp, o ateşe benzinle gitmeyin. Newroz ateşini yakacaklar diye insanları tutuklamayın. Bırakın onlar barışçı Newroz ateşini yaksınlar. Tüm Türkiye’nin yanmaması için Newroz ateşleri 127 merkezde yanmalı. O ateş ülkeyi yakmaz, aydınlatır, görmeyen gözlere hepimiz için ortak ve güzel gelecek günleri gösterir.
Kürdün kurtuluşu, hepimizin kurtuluşudur. Türklerin, Farsların, Arapların, tüm bölge halklarının kurtuluşudur.
Hep birlikte bu şarkıyı söyleyelim: An Azadî, an Azadî!..
„Ya kurtuluş, ya ölüm” denmediğini hala anlamadınız mı?.. Anlayın „yeter artık!”
18 Mart: An Azadî An Azadî