DENİZ NAZLIM/MA/ANKARA
Kürt kamuoyu ve demokratik kesimlerin Türkiye'ye gelme çağrısı yaptığı CPT, 1999’dan bu yana 7 kez İmralı Cezaevi'ni ziyaret etti. Nisan 2016'daki İmralı ziyaretinin raporunu açıklamayan ve çağrılara karşı sessizliğini koruyan CPT'nin, daha önceki tavsiyelerine de Türkiye hükümeti riayet etmedi.
Kürt kamuoyu, Avrupa İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi'ne (CPT) İmralı'yı ziyaret etme çağrısı yaparken, CPT sessizliğini koruyor.
CPT, İmralı Cezaevi'ni en son 3 kişilik bir heyetle 28-29 Nisan 2016’da ziyaret etti. CPT, 29 Ağustos-6 Eylül 2016 ve 10-24 Mayıs 2017 tarihlerinde Türkiye'ye yaptığı ziyaretlerde, İmralı Adası'na gitmedi. Öcalan'ın durumunu sadece hükümet yetkililerine sormakla yetindi.
15 Temmuz’daki devlet içi çatışmanın ardından Öcalan’ın avukatları, CPT’ye 19 Temmuz ve 26 Temmuz 2016’da ayrı ayrı yapılan başvurularla acil olarak İmralı Cezaevi’nin ziyaret edilmesini istemişti. CPT, 1999’dan bu yana Türkiye'ye yaptığı 20 ziyaretin 7'sinde; 1999, 2001, 2003, 2007, 2010, 2013, 2016 yıllarında İmralı Cezaevi'ni ziyaret etti.
Birinci ziyaret: Önlemler kısıtlayıcı
CPT, Öcalan'ın Türkiye'ye getirildiği yıl yaptığı ilk ziyaretin ardından yayınladığı raporda İmralı'daki tecrit koşullarına aile ve avukat görüşlerinin engellenmesine dikkat çekti. CPT, şu ifadelere yer verdi: "İçinde bulunulan koşulların Öcalan'ı potansiyel olarak negatif yönde etkilediğini… başvurunun yakınları ile geciktirilmeksizin görüşmesine izin verilmesi gerekmektedir. Bu arada CPT'nin takipçisi olacağı en önemli nokta da Öcalan'ın gerekli olan sayıda ve zamanda avukatları ile görüştürülmesidir. Türk yetkililerinin aldıkları yüksek güvenlikli önlemlerinin tutukluyu oldukça fazla kısıtladığını ve etkilediğini gördük. Zihinsel olarak da, tutukluyu etkileyen koşulların iyileştirilmesi gerekir. Öcalan'ın daha rahat hareket etmesi için yapılacak değişiklikler bizce güvenliğe zarar vermeyecektir."
İkinci ziyaret: İki tecrit birleşmiş
CPT ikinci ziyaretini yaptığı incelemenin ardından hazırladığı raporda, AİHM'in Öcalan davasında verdiği kararına da konu oldu. AİHM, CPT raporlarını dikkate alarak, "...aynı zamanda tam bir duyusal tecridin sosyal tecritle birleştiğinde kişiliği yıkacağına ve bunu güvenlik ya da başka herhangi bir gerekçenin haklı gösteremeyeceğini, insanlık dışı muamelenin bir biçimi olduğuna" işaret edip Tür hükümetine CPT'nin tavsiyelerini dikkate alması çağrısında bulundu.
Üçüncü ziyaret: Görüşme yapılsın
Öcalan'ın avukatları ve ailesiyle haftada iki kez yaptığı görüşmeler üç ayda bir yapılır olduğu ve "koster bozuk", "hava muhalefeti" gerekçe gösterilerek görüşmelerin engellendiği bir ortamda, CPT üçüncü ziyaretini 16-17 Şubat 2003’te gerçekleştirdi. Böyle bir ortamda yapılan görüşmenin ardından rapor yayınlayan CPT, Öcalan'a uygulanan izolasyonun son bulmasını istedi, bu durumun kabul edilemeyeceğine yer verilen raporda, "Hava muhalefeti" bahanesi için de, "Hafta içerisinde başka bir gün avukatları ile görüştürülsün" ifadesine yer verdi.
Dördüncü ziyaret: Tedavisi yapılmalı
Mart 2007'de Öcalan'ın avukatları, saç telleri üzerinden yaptıkları inceleme sonucunda müvekkillerinin zehirlendiği açıklamaları üzerine gözler İmralı'ya ve Öcalan'ın sağlık durumundaki gidişata çevrildi. Öcalan, avukatlarına zehirlenme riskine karşı CPT de dahil gerekli kurumlara başvuru yapmalarını istedi. CPT'nin, Öcalan ile yaptığı dördüncü ziyaret böylesi risklerin olduğu dönemde 19-22 Mayıs 2007’de gerçekleşti.
CPT'nin ziyaret sonrası açıkladığı raporda, ağır metallerle zehirlenmesi yönündeki bulgulara yer vermedi. Raporda, özetle şunlar kaydedildi: "Öcalan'ın derhal kulak burun boğaz muayenesi yapılmalı. Göğüs röntgeni çekilmeli. Psikolojik kontrolleri gerçekleştirilmeli. Günlük muayeneler daha az sıklıkla, aynı doktor tarafından gerçekleştirilmeli. Öcalan'ın gün içinde hücresi ve yan oda arasında dolaşmasına izin verilmeli. Fiziksel aktivite gerçekleştirebileceği bir alan açılmalı. Odasına televizyon alabilmeli. Ayda bir kez ailesiyle masa etrafında görüşebilmeli; İmralı Adası’na ulaşımın zorluğundan kaynaklanan kaçırılan ziyaretlerin yenilenebilmesi için imkan tanınmalı. Ailesiyle telefonda görüşmesine –dinleme ve gerektiğinde son verme kısıtıyla- izin verilmeli."
CPT, Öcalan'ın cezaevindeki maddi koşullarının CPT'nin 4 yıl önceki ziyaret zamanı ile karşılaştırıldığında, hiçbir şekilde değişmediğini vurguladı.
Beşinci ziyaret: Sağlık hükümleri
CPT, bir sonraki İmralı ziyaretini ise 3 yıl sonra 26-27 Ocak 2010’da gerçekleştirdi. Öcalan, CPT'nin 2007’deki ziyaretinin ardından geçen sürede İmralı'da inşa edilen yeni bir cezaevinde tutulmaya başlandı ve yanına 5 siyasi mahkum gönderildi.
CPT'nin ziyaretin ardından açıkladığı raporunda, Öcalan'ın "Koşullarım daha da kötüye gitti. Buraya gelip kendi yarattıkları eserlerini görmeliler. Bizi kandıramazlar, kandırmaya çalışmasınlar. Buraya 17 Kasım'da getirildim. Bu bir darbedir" açıklamalarında bulunduğu, küçüklüğünden ve havalandırmasından şikayet ettiği yeni cezaevi için gün ışığının iyileştirilmesi ve gerekli adımların atılması tavsiyeleri yer aldı.
Raporda, "Abdullah Öcalan'ın sağlık durumuyla ilgili CPT, sağlık bakım hükmüyle ilgili tekrar tekrar yaptığı çeşitli spesifik tavsiyelerin uygulanmamış olmasıyla ilgili kaygılanmaktadır. … ziyaretçi doktorların birbiriyle iletişim halinde olmaması bilhassa endişe verici ve bir şekilde tıbbi konsültasyon koordinasyonu bulunmamaktadır. Genellikle doktorlar ziyaretin ardından bir rapor yazıyor ve bu da daha sonra cezaevi yöneticisine yönlendiriyor. Bu durum ayrıca tıbbi mahremiyeti ihlal etmektedir… CPT, İmralı cezaevindeki sağlık hükümlerinin yeniden değerlendirilmesini önermektedir. Sadece tıbbi görevlilerin erişimine izin verilecek şekilde her mahpus için ayrı ayrı kapsayıcı tıbbi dosyanın hazırlanması için hızlı adımlar atılmalıdır" denildi.
O dönem rapor, medya tarafından "İmralı'da tecrit yok" diye servis edilerek manipüle edilmiş; ancak Öcalan'ın avukatları, İmralı Cezaevi standartlarının Türkiye'deki diğer F tipi cezaevlerinin standartlarıyla aynı olmadığını ve hükümetin rapor doğrultusunda adım atması gerektiğini açıklamıştı.
Altıncı ziyaret: Avukatlar gitmeli
CPT, İmralı'ya altıncı ziyaretini "çözüm süreci"nin başladığı yıllarda, 17 Ocak 2013’te gerçekleştirdi. Ziyarete ilişkin CPT, 13 Mart 2014 tarihli raporunda, "Abdullah Öcalan'ın 27 Temmuz 2011'den bu yana avukatlarından ziyaret alamaması ciddi bir endişe kaynağıdır" dedi ve Öcalan'a verilen disiplin cezalarının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Avukat engeline dair CPT raporunun devamında, "Bu husus CPT ve Türk yetkililer arasında Şubat ve Haziran 2012 tarihlerindeki yüksek düzeyli toplantıların konusuydu… Adalet Bakanı ile gerçekleştirilen toplantıda bakanın, avukata erişimin çözümü konusunda aktif olarak çalıştığını beyan ettiğini söylese de bugüne kadar bu yönlü bir gelişme olmamıştır. CPT, Sözleşmenin 3. maddesi ve 10. madde 2. paragrafına atıfta bulunarak Türk yetkilileri -daha fazla herhangi bir gecikme olmadan- İmralı Cezaevindeki mahpusların avukat ziyaretini istemeleri durumunda bu görüşmeyi gerçekleştirebilmeleri için gerekli adımları atmaya çağırmaktadır" ifadeleri yer aldı.
Yedinci ziyaret: Rapor açıklanmadı
CPT, İmralı Cezaevi'ne son ziyaretini Nisan 2016’da, Kürt sorununda savaş koşullarının tekrar başladığı ve İmralı'da ağır tecrit koşulları altında yaptı. CPT, ziyarete dair raporunu açıklamadı.
CPT, ziyaretleri ardından söz konusu ülkeyle işbirliği içinde raporlarını yayınlıyor. İmralı Cezaevi'ne yapılan son ziyaretin ardından Türkiye'nin şerh koymasıyla raporun açıklanmadığı düşünülüyor. Öte yandan CPT, ziyaretlerinin ardından yaklaşık 1-2 içinde raporlarını yayınlıyor.
CPT, 15 Temmuz darbe girişimi ardından, 29 Ağustos-6 Eylül 2016’da, Türkiye cezaevlerinde incelemelerde bulunmuş, İmralı'yı ziyaret etmemişti. Bu ziyaretlere dair raporun, Kasım 2016’da açıklaması beklenirken, Ankara'nın buna engel olduğu gündeme yansımıştı. Söz konusu raporun açıklanmayacağını Strasburg'da yıllık raporun açılışında dile getiren CPT Başkanı Mykola Gnatovskyy, "Bunun bir yolu yok. Tabii ki bulgularımız hakkında konuşmak isterdim ama tek bir söz bile söyleyemem" diye konuşmuştu.
Yargı dışı kamu orğanı: CPT
CPT, Avrupa Konseyi'nin 1989 yılında yürürlüğe giren ve Türkiye'nin de taraf olduğu "İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi" uyarınca kurulurken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS), 3'üncü maddesindeki "Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulamaz" maddesine göre görev yapıyor.
Bir soruşturma kurumu olmayan CPT, özgürlüklerinden yoksun insanlara işkence ve kötü muameleye karşı yargı dışı bir koruma mekanizması sağlıyor ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) yargı görevini tamamlayıcısı işlevi görüyor. CPT, tüm Avrupa ülkelerine periyodik ziyaretler düzenleyerek, bu ülkelerdeki cezaevi ve tutukluluk koşulları hakkında raporlar yayınlıyor.