Amed merkezli 9 kentte yapılan siyasi soykırım operasyonları sonucu gözaltına alınan 141 kişiden 25 kişi “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanırken, bir kısmı adli kontrol şartıyla 115 kişi de serbest bırakıldı. Gözaltında kalp krizi geçiren Hilmi Aydoğdu hastanede tutuluyor.
l 141 kişinin gözaltına alındığı siyasi soykırım operasyonunu yöneten TEM Şube Müdürü’nün, İçişleri Bakanlığı ile konuştuklarını belirterek, “KCK ile HDP arasında bağlantı kurularak, HDP çalışmalarını illegalize edeceğiz” dediği iddia edildi.
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla hareket geçen Türk yargısı ve polisinin yeniden başlattığı siyasi soykırım operasyonlarının Amed merkezli ayağında son üç günde 25 kişi rehin alındı. Operasyonunun İçişleri, TEM ve yargı arasındaki organizasyonunun nasıl saglandığı, gözaltındakilere de yansıdı.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 9 Ekim sabah saatlerinde gazeteci ve siyasetçilere yönelik operasyonlar kapsamında 200 civarında adrese yapılan baskın sonucunda, hakkında arama ve yakalama kararı bulunan 151 kişinden 141’i gözaltına alındı. Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alınan 23 kişi, 9 Ekim akşamı serbest bırakıldı. 11 Ekim’de ise adliye sevk edilen 25 kişiden 12’si adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, gazeteci Kibriye Evren’in de aralarında bulunduğu 13 kişi de tutuklandı. Aralarından gazeteciler Abdurrahman Gök, Semiha Alankuş, Lezgin Akdeniz, Esra Solin Dal, Cihan Ölmez ve Mehmet Akdoğan ile Yeni Yaşam Gazetesi dağıtımcısı Savaş Aslan’ın da bulunduğu 97 kişinin bir kısmı önceki gün Emniyet’te tutuldu, büyük bir kısmı da Diyarbakır Adliyesine sevk edildi.
20 kişiye adli kontrol şartı
Gazeteciler Esra Solin Dal, Semiha Alankuş ve Mehmet Akdoğan ile siyasetçiler Figen Aras Kaplan, Hasan Hüseyin Ebem, Hüseyin Kaya, Fatma Gül, Azize İnanhan, Mehmet Nuri Özdemir, Hasan Çiçek, Hikmet Aralan, Yasemin Özer, Yüksel Baran, Prof. Dr. Nurettin Turgay, Vedat Dağ, Nejdet Sezgin, Tuğba Dündar, Zeki Baran, Nuran Günbati ve Mehmet Şenpolat, ifadeleri alınmadan savcılık tarafından adli kontrol şartıyla sevk edildikleri mahkemede serbest bırakıldı.
Savcılıkta ifadeleri alınan ve tutuklama talebiyle mahkemeye gönderilenlerden aralarında HDP Amed İl Eşbaşkanı Mehmet Şerif Çamçı, siyasetçiler ve TJA aktivistlerinin bulunduğu 12 kişi, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı.
3 gazeteci Emniyet’te bırakıldı
Diyarbakır Adliyesine sevk edilmeyen ve aralarında gazeteciler Abdurrahman Gök, Cihan Ölmez ve Lezgin Akdeniz’in içinde bulunduğu grup ise ifade işlemlerinin ardından sağlık kontrolleri yapılarak serbest bırakıldı.
İstanbul’da 11 Ekim’de gözaltına alınan Demokratik Modernite dergisinin eski editörü Servet Öner, önce Taksim Polis Karakolu’na, ardından da Vatan’da bulunan İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. İstanbul Emniyeti’nde alınan ifadesinin ardından önceki gakşam serbest bırakıldı.
Aydoğdu hastanede
Evine yapılan baskınla 9 Ekim günü gözaltına alınan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanlık Divanı Üyesi Hilmi Aydoğdu ise 11 Ekim’de gözaltında geçirdiği kalp krizi sonucu hastaneye kaldırıldı. Götürüldüğü hastanede anjiyo yapılan Aydoğdu, müşahede altında tutuluyor. Aydoğdu’nun taburcu edilmesiyle Diyarbakır Adliyesi ya da Emniyet Müdürlüğü’ne götürülerek ifadesi alınacak.
Rehin tutulanlar
Operasyonda gözaltına alınıp tutuklanan 1 gazeteci, 25 siyasetçinin isimleri şöyle: Abbas Aslan, Adnan Akgül, Aliye Tok, Behçet İne, Celal Yoldaş, Cengiz Sökme, Edanur Bazencir, Elif Haran, Hasret Alp, Hülya Biçen, Kibriye Evren, Kumru Tokay, Mehmet Temizyüz, Mehtap Metin, Mekiye Ormancı, Müslime Kalkan, Nevriye Çur, Nimettullah Yürek, Pınar Işık, Rıfat Roni, Sema Koç, Sercan Doğan, Mehmet Şerif Çamçı, Zelal Bilgin ve Mehmet Akın.
Operasyonda gözaltına 8 gazeteci ve 2’si avukat 107 siyasetçi ise bir kısmı adli kontrol şartıyla olmak üzere serbest bırakıldı.
İki ayrı soruşturma denildi
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan 2017/9879 ve 2018/5079 numaralı iki ayrı soruşturma, “PKK/KCK terör örgütünün KCK/TM yapılanması (sözde Toplumsal alan sorumlusu, Kadın Alan Yapılanması (TJA), İdeolojik Alan, Kent Meclisleri, Kurye İşbirlikçi, Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Basın Yayın Kültür Yapılanması, Yerel Yönetimler Komisyonu ve Siyasi Partiler vb. alanlarına) yönelik toplam 9 ilde operasyon gerçekleştirilmiştir” şeklinde gerekçelendirdi.
İsimsiz ihbar ve gizli tanıklar
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü’ne 19 Eylül 2018’de yapılan 2037860 sayılı ihbar telefonu üzerine operasyonun düğmesine basıldığı ifade tutanaklarına yansıdı. İsim verilmeyen söz konusu ihbarda, “Kolay gelsin. Kcklılar bişeyler yapıyor abi. Gizli toplantılar yapıyular. Iraka kandile arbile gidip geliyolar. Bazen pasaportla bazen kaçak gidip geliyular. Orda toplantı yapıp emirleri türkiyeye getiriyolar. Avrupayada gidip toplantı yapıyolar. Diyarbakırda çok fazla evleri var. bu evlerde gizli toplantılar yapıyolar. Durdurun bunları adım gizli kalsın” ifadeleri tutanaklara yansımıştı. Bununla birlikte dosyaya “FİRAR”, “HAFIZ”, “SABIR”, “EZEL” ve “XY21” isimli gizli tanıkların beyanları eklendi.
9 yıl öncekini hatırlattı
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2009’da başlatılan ‘KCK soruşturması’ kapsamında 7 bin 748 kişi gözaltına alınmış, 3 bin 895 kişi tutuklanmıştı. Amed merkezli operasyondaki “İsimsiz ihbar” ve gizli tanıklar, ‘KCK Davası’nı hatırlattı. ‘KCK Davası’ kapsamında benzer şekilde 154 Kürt siyasetçiye ceza verilmişti.
TEM: Deliller hazırladık
Operasyonu yöneten Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürü’nün skandal beyanlarda bulunduğu ileri sürüldü. İddialara göre TEM Müdürü, “Dosyayı ben hazırladım, son 20 yılın en sağlam dosyası. Bu dosya kapsamında herkesi tutuklatacak ve ceza almasını sağlayacak deliller hazırladık” dedi. Yine müdürün, İçişleri Bakanlığı ile konuştuklarını ileri sürerek, “KCK ile HDP arasında bağlantı kurularak, HDP çalışmalarını illegalize edeceğiz” ifadelerini kullandığı söylendi.
Bırakırlarsa tekrar getirin
Gözaltına alınanların verdiği bilgilere göre, TEM Müdürü’nün polisleri, “Bunları (gözaltında bulunanları) size zimmetliyorum. Bunları iyi tanıyın. Şayet bunlar yanlışlıkla bile olur da bırakılırsa saçlarından tutarak tekrar buraya getireceksiniz. Bunlara acımayın 8 şehidimizin kanı bunların elinde. Bunun intikamını alın” dediği iddia edildi.
Bakanlıktan telefon
Ayrıca gözaltına alınanların savcılık ifadesi sırasında İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma savcısına telefon geldiğini, telefondaki kişinin memura “Ne oldu, durum nedir” şeklinde soru yönelttiği ve savcının ise “Halen devam ediyor” şeklinde karşılık verilmesini istediği belirtildi.
AMED
Van’da 3’ü muhtar 15 kişi
Van merkezli İstanbul, Sakarya, Bursa, Çanakkale ve Antalya’da yapılan operasyonlarda gözaltına alınan 40 kişiden 15’i “örgüt üyesi” oldukları gerekçesiyle tutuklandı. 11-12 Ekim tarihlerinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan ve aralarında mahalle muhtarlarının da bulunduğu 40 kişi savcılığa çıkarıldı. Savcılığa çıkarılan 40 kişiden 25’i adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 3’ü muhtar 15 kişi ise tutuklandı.
Yüzlerce muhtarı alma hazırlığı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “PKK’nın tehditlerine boyun eğen muhtarlar var, bunları affetmeyiz” açıklamasının ardından İçişleri Bakanlığı’nın çok sayıda muhtarı görevden almak üzere çalışma başlattığı öne sürüldü. Yenişafak’ta yer alan habere göre İçişleri Bakanlığı, istihbarat kurumlarının raporları doğrultusunda, KCK’yle irtibatları olduğu iddiasıyla çok sayıda muhtarı görevden almaya hazırlanıyor.
Hükümetin yol haritasıdır
Yerel seçimler öncesi hükümetin siyasi baskılarda ısrarcı olacağını belirten EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, “Ülke genelinde yürütülen operasyonlarla yapılan gözaltı ve tutuklamalar, hükümetin yol haritasını ortaya koymuştur” dedi.
Amed merkezli siyasi soykırım soruşturmasının hukuksuzluğuna dikkat çeken Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, operasyonların hükümetin yol haritası olduğunu söyledi. Siyasi iktidarın ekonomik krizin tüm yükünü işçi, emekçi ve tüm halka fatura etmeyi amaçlarken aynı zamanda tek adam tek parti yönetimine dayanan iktidarını rahatça yürütebilmek için de siyasi baskının dozunu giderek arttırdığını vurgulayan Gürkan, AKP hükümetinin ekonomik kriz ve siyasi baskı düzeni koşullarında yerel seçim hazırlıkları yaptığını hatırlattı.Gürkan, “Erdoğan, yerel seçimlerden aylar önce HDP’yi işaret ederek, belediye seçimlerini kazansalar bile kayyum atayacaklarına dair yaptığı skandal açıklamayla yerel seçim sürecini nasıl yürüteceklerinin mesajını vermiş oldu. Bu açıklama esasında Erdoğan tarafından makbul görülmeyenlerin, seçilmiş olsalar bile tanınmayacağı anlamına gelmekte ve seçimleri de gereksiz hale getirmektedir. Erdoğan’ın konuşmasının hemen sonrasında ülke genelinde yürütülen operasyonlarla yapılan gözaltı ve tutuklamalar hükümetin yol haritasını ortaya koymuştur” dedi.
“Hak isteyen işçi, emekçi, iktidarın politikalarını eleştiren, onaylamayan siyasetçi, barış isteyen savaş karşıtları bu saldırılardan nasibini almakta” diyen Gürkan, “Hükümet, ekonomik krizi, yükünü halkın sırtına yıkarak atlatma, iktidarını pekiştirmek için siyasi baskılarda, hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılmasında ve savaşçı ve yayılmacı dış politikada ısrar edeceğini göstermektedir. Ancak iktidarın işi o kadar kolay olmayacaktır, bu gidişatı durduracak olan mücadele eğilimleri de kendisini göstermektedir” şeklinde konuştu.
Tüm bu tablo karşısında demokrasi ve barış güçleri açısından yerel seçimlerin demokrasi ve özgürlükler mücadelesinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Gürkan, “Mücadele de bunun üzerinden yürümeli” dedi.
Direnişimizi yükselteceğiz
Siyasi soykırıma tepki gösteren HDP, “Bizlere dayatılan soykırım, taciz, tecavüz, kazanımların işgali, gözaltı ve tutuklamalara karşı direnişimizi yükselteceğiz” dedi
HDP bölge milletvekilleri ve avukatlar, siyasetçi ve gazetecilere yönelik 9 Ekim’de yapılan siyasi soykırım operasyonuna ilişkin Amed il binasında bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Bilgilendirme metnini okuyan HDP İl Eşbaşkanı Filiz Buluttekin, siyasi soykırım operasyonlarında yaklaşık 170 siyasetçinin gözaltına alındığını kaydederek, sonuna kadar mücadele edeceklerini belirtti.
Türkiye açık cezaevine dönmüş
Filiz, yaşanan sürece değinerek, “25 arkadaşımız tutuklandı, geriye kalan arkadaşlarımız serbest bırakılmışlardır. Her ne kadar 50 arkadaşımız adli kontrolle serbest bırakılmış ise de bunlardan çoğuna haftanın 3 günü karakolda imza şartı getirilerek deyim yerinde ise ‘ölümü gösterip sıtmaya razı etmek’ durumunda bırakılmışlardır. Bu durum aslında Türkiye’nin neredeyse tamamının açık cezaevi konumunda olduğunu bir daha kanıtlamıştır. Türkiye genelinde siyaset yapan bu kadar siyasetçi ve aktivisitin gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına gerekçe olarak kim tarafından ve nerden yapıldığı belli olmayan içi boş bir ihbar yazısı gösterilmiştir. Bu ihbardan sonra oluşturduğu açıkça belli olan gizli tanıklar arkadaşlarımız hakkında gerçeği olmayan ithamlarda bulunmuşlardır” diye konuştu.
Gizli tanıkların gerçekle ilgisi yok
Gizli tanıkların aslında gerçekle bir ilgilerinin olmadığı, Emniyet’in kurmaca tanıkları olduğunu kayeden Buluttekin, “İl Eşbaşkanımız Mehmet Şerif Çamçı’nın gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına gerekçe olarak bir gizli tanığın beyanı 11 yıl boyunca onurla yürüttüğü Sarmaşık Derneği Genel Başkanlığı, il eşbaşkanlığı döneminde katıldığı cenaze törenleri, Suruç katliamına ilişkin yaptığı basın açıklaması ve verdiği röportajlar gerekçe gösterilmiştir. Şunu belirtilmeliyiz ki il eşbaşkanımız hem Emniyet’te hem de sorgu hakimliğinde kendisine yönetilen suçlamalarla ilgili tek tek cevap vermiştir” sözlerini kullandı.
Amacı yerel seçimler
Buluttekin, operasyonun tek amacının yaklaşan yerel seçimlerde HDP’yi işlevsizleştirmek olduğuna dikkat çekti. Buluttekin, operasyon ve ev baskınları esnasında yaşananları hatırlatarak, “Kar maskeli özel harekâtçıların çocukların kafalarına silah dayamaları, evdeki eşyaları alt üst etmeleri, evde bulunanlara kadın, yaşlı ve çocuk demeden hakaretlerde bulunmaları. Bu faşist zihniyetin çıldırmışçasına neleri yapacağını bizlere göstermektedir. Sürekli söylüyoruz; bizlere dayatılan kadın soykırımı, taciz, tecavüz, kadın haklarının gaspı, kadın kazanımlarının işgali, gözaltılar ve tutuklamalara karşı direnişimizi yükselteceğiz” dedi.
AGİT PA: Son verilmeli
AGİT PA İnsan Hakları Komitesi, yerel seçim öncesi muhalefet üzerindeki baskılara son verilmesini istedi.
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Meclisi (AGİT PA) Demokrasi, İnsan Hakları ve İnsani İşler Genel Komitesi yetkilileri; Başkan Margareta Kiener Nellen (Avrupa Parlamentosu Milletvekili, İsviçre), Başkan Yardımcısı Michael Georg Link (Avrupa Parlamentosu Milletvekili, Almanya) ve Raportör Kyriakos Hadjiyianni (Avrupa Parlamentosu Milletvekili, Kıbrıs), Türkiye’deki muhalefete dönük baskılara karşı yazılı bir açıklama yayımladı.
Muhaliflere yönelik gözaltı ve taciz uygulamalarına son verilmesi çağrısı yapılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: “Türkiye’de siyasi muhaliflerin yaygın olarak gözaltına alınmasına ve taciz edilmesine son verilmesi gerekiyor. Özellikle önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimler öncesinde, partilerin ve adayların görüş ve niteliklerini hükümet baskısı olmaksızın ifade etmeleri çok önemlidir. Türkiye’nin güvenlik kaygıları, muhaliflerin hedef alınması yönünde suistimal edilmemelidir. Hala seçilmiş belediye başkanlarının yerine hükümet tarafından atanan kayyumların yönettiği düzinelerce belediye var. Bu şekilde seçmen iradesinin altüst edilmesi kabul edilemez. Yetkililere bu tarz uygulamalara son vermeleri çağrısını yapıyoruz.”
AGİT PA yetkilileri, Türkiye de dahil olmak üzere tüm katılımcı devletlerin kabul ettiği AGİT 1990 Kopenhag Belgesi’ndeki “Yasalarca gerekli sayıdaki oyu alan adayların seçildikleri makama uygun şekilde yerleşmelerine ve görev süreleri doluncaya kadar görevde kalmalarına izin verilir, aksi bir durumda ise demokratik parlamenter ve anayasal prosedürlere uygun olarak kanunlar çerçevesinde görevleri sona erdirilir” ifadesini de hatırlattı.