36 çıplak arama başvurusu

  • İHD MYK Üyesi Nilay Nayman, yalnızca 2019’da çıplak aramaya ilişkin tutsaklar tarafından 36 başvuru aldıklarını, ancak tümünün takipsizlikle sonuçlandırıldığını söyledi.

Cezaevlerinde yaşanan insanlık dışı muameleler ve yaşanan hak ihlalleri her geçen gün artıyor. Bu ihlallerin başında da son süreçte gündeme gelen, ancak yeni olmayan, “çıplak arama” işkencesi var. Çıplak arama işkencesini geçtiğimiz aylarda gündeme getiren HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu Uşak’ta cemaat üyeliği davasından 30’a yakın kadının gözaltına alınıp çıplak aramaya maruz kaldığını açıklamıştı. Aynı uygulama gözaltına alınan Boğaziçi Üniversite öğrencilerine uygulanırken en son HDP’nin yerine kayyum atanan önceki dönem Hakkari Eşbaşkanı Dilek Hatipoğlu darp edilerek çıplak arama işkencesine maruz kaldı.

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in söz konusu uygulamayı inkar etmesi ve kadınları hedef almasına rağmen bir çok kadın bu uygulamaya maruz bırakıldığını açıkladı. Çıplak aramaya iktidardan her ne kadar itiraz edilse de İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Av. Nilay Nayman yalnızca İHD’ye gelen başvurulardan tespit edebildikleri kadarıyla 2019’da 26 farklı cezaevinde çıplak arama uygulandığını ve bu uygulamaya ilişkin  36 başvuru olduğunu kaydetti. Bu verilere 2020’nin dahil edilmediğini belirten Av. Nayman, sayının daha fazla olabileceğini söyledi.

Jinnews’in sorularını yanıtlayan Nayman, ”Biz İHD olarak bu başvurulardan sonra Meclis İnsan Hakları Araştırma Komisyonunu bilgilendiriyoruz ve cezaevlerini ziyaret etmelerini istiyoruz. Aslında heyetlere cezaevlerinde bu uygulamaların devam edip etmediğini, aramanın nasıl gerçekleştiğini, böyle bir arama biçiminin hem mevzuata hem uluslararası normlara, en temelinde insan onuruna aykırı olduğunu anlatıp bir araştırma yapmalarını bekliyoruz. Bazı durumlarda kişilerin darp edilmeleri sonucunu doğuran ve işkenceye varan bazı durumlarda ise suç duyurularında bulunup süreci takip ediyoruz. Yine cezaevinde yaşanan bu uygulamalar için Adalet Bakanlığı’na cezaevini şikâyet edip denetim yapılmasını talep ediyoruz, çünkü bu sistematik bir hal aldı. Şu an istisnasız olarak cezaevine giren tüm mahpuslara, tutuklu hükümlü mahkum ayırt etmeksizin çıplak arama uygulaması dayatılıyor. Aslında bu durumun tüzüğe de anayasaya da aykırı olduğunu içeren başvurularımız oluyor. Maalesef ne Adalet Bakanlığı’ndan ne de Meclis Araştırma Komisyonu’ndan olumlu geri dönüşler alamıyoruz. Suç duyurularımız da genellikle takipsizlikle sonuçlanıyor ve Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşımaya çalışıyoruz” dedi.

Suçun faili inkar ediyor

Nayman, bu kadar kadının anlatımına, belgelere ve suç duyurularına rağmen iktidar kanadından bu durumun inkar edilmesinin nedeniyle ilgili şunları ifade etti: ”Çünkü bu suç ve kabul ederlerse bu suçun faili olacaklar.  Bir tutuklunun veya hükümlünün kapatılmış alanda hiçbir delile erişemeyeceğini herkes bilir. Ayrıca bu uygulamayı gerçekleştiren devlet görevlilerinin delilleri karartma imkânı da var, en basiti kamera görüntülerine erişmek onların elinde, mahpusun veya biz avukatların değil. İspat beklenmesi aslında bu durumun kabulü anlamına da geliyor. ‘Yapıldı ama ispat edemezsiniz’ gibi bir anlam da çıkarabiliriz. Çıplak aramanın mevcut olduğu, ancak suç olarak görülmediği ortaya çıkıyor.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.