Cezaevi mi kalacak, barış adası mı olacak?

Ayla Akat Ata
- TJA aktivisti Ayla Akat Ata, “İmralı'nın Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür şekilde çalışacağı ve statüsünün net olarak belirlendiği bir mekan haline gelmesi gerekiyor. İmralı, cezaevi mi kalacak yoksa bir barış adası mı olacak?” diye sordu.
AZİZ ORUÇ/ AMED
Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad - TJA), Rêber Apo'nun özgürlüğü ve 4 Nisan (doğum günü) dolayısıyla “Kadın zamanı, özgürlük ve özgür Önderlikle buluşma zamanıdır” şiarıyla 31 Mart’ta Amed’de bir açıklama yaptı. Kadınlar bugün Amed’den başlayıp Amara ve ardından Gemlik’e uzanacak yürüyüşün startını verdi. Hedef, 4 Nisan’da Riha, 19 Nisan’da ise Gemlik’te olmak.
Özgürlük koşulları
Yürüyüşe katılan TJA aktivisti Ayla Akat Ata, sürecin başarıya ulaşması için özgürlük koşullarının acilen sağlanması gerektiğini belirterek, “Devletin, halkın beklentilerine yanıt verecek adımları atması şarttır. Kimi adımlar için yasal düzenlemelere dahi gerek yok. Anayasa ve yasalar uygulansaydı bugün birçok Kürt siyasetçi cezaevinde olmayacak, kayyum uygulamaları olmayacak, hasta tutsaklar cezaevinde olmayacak, AYM ve AİHM kararları uygulanacaktı” dedi. Halkın beklentisinin Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü olduğunu belirten Ayla Akat Ata, “Doğal olarak halk, diline, kimliğine özgürlük ve Önder’in statüsünün net olarak belirlenmesini istiyor. Bugün İmralı Cezaevi’nin bir barış adasına dönüşebilmesi için Önder’in özgürce çalışacağı ve statüsünün net olarak belirlendiği bir mekan olması gerekiyor. İmralı bir cezaevi mi olacak, yoksa barış adası mı? Kadınlar bu soruları soruyor ve hükümete gereken adımları atması için cesaret çağrısında bulunuyor” şeklinde konuştu.
İmralı herkese açılmalı
İmralı Cezaevi’nin 1999’dan beri avukatlar, aileler ve siyasetçiler için bir ziyaret mekanı olduğunu belirten Ayla Akat Ata, İmralı’nın herkese açılması gerektiğini söyledi. Ayla Akat Ata, Kürt sorununa demokratik ve barışçıl çözüm üretmek için iktidar ve muhalefetin cesaretli olmasını isteyerek, şunları dile getirdi: “Ortadoğu’daki sıcak gelişmeler ve savaşlar zamanı beklemiyor. Savaş çok yakınımızda duruyor. Bunu halkların lehine çevirmek, eşit, özgür bir arada yaşamanın demokratik bir toplum inşasıyla mümkün olduğunu göstermek bizim görevimizdir.”
‘Umut hakkı’ ödevi
Türkiye’deki siyasi partilerin Meclis'teki çoğunluğunun yüzde 80’inin bir araya gelerek önemli bir rapor ortaya koyduğunu anımsatan Ayla Akat Ata, şöyle devam etti: “Rapora her şeyi bağlayamayız. Kaldı ki raporda ‘umut ilkesi’ sadece bir bölümde yer alıyor, ancak halkımız 2004’ten beri Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü talep ediyor. Yani ‘umut hakkı’, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olan Türkiye Cumhuriyeti’nin yerine getirmek zorunda olduğu bir ödevdir. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü, bu süreçten bağımsız değerlendirilemez.”
'Umut hakkı'nı bekleyen yaklaşık 4 bin mahkum olduğuna işaret eden Ayla Akat Ata, şunları ekledi: “Türkiye bu düzenlemeyi yapmak zorundadır. Türkiye artık bundan kaçamaz. Çözüm için atılacak adımlar bilinen adımlardır ve bu adımların gerçekleşmesi siyasi kararlılık gerektirir. Bu kararlılık sadece iktidardan değil, muhalefetten de gelmelidir. Seçim kazanma veya kaybetme düşüncesiyle Kürt sorununa yaklaşmak, herkese kaybettirir.”











