Batman’da geçtiğimiz Nisan ayından bu yana yaşanan su kesintileri, salgınının da etkisiyle insan yaşamını tehdit eden ciddi bir sorun haline dönüştü.

Su sorununun geçmiş yıllardan bu yana sürdüğü kentte, kesinti süresi günde 4-6 saati buluyor. Kavurucu yaz sıcağında suları akmayıp, temizlik ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için salgın karşısında savunmasız bırakılan yurttaşların günden güne büyüyen şikayetlerinin muhatabı durumundaki kayyum yönetimindeki Batman Belediyesi ise adeta sessizliğe gömülmüş durumda.

Geçtiğimiz yıl DEDAŞ yönetimi, önceki kayyum döneminden kalan borçlar nedeniyle su kuyularının elektriğini keserek kenti 3 gün susuz bırakmıştı. Yapılan görüşmeler sonrası borç yapılandırmış ve belediyenin DEDAŞ’a olan enerji bağlılığını azaltmak için çeşitli projeler ortaya konulmuştu. Fakat 23 Mart’ta belediye ikinci defa kayyum atanıp, bu projelerin rafa kaldırıldığı kent Nisan ayında bu yana su kesintileri ile yeniden gündemde.

Kayyumun pişkinliği 

Kayyım yönetimi, su kesintilerine dair yaptığı açıklamada “aşırı ve kaçak” kullanımı gerekçe gösterip sorumluluğu halka yüklemişti.

Kentte yaşanan su sorunu HDP Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki tarafından soru önergesi ile Meclis gündemine de taşındı. Konunun kamuoyunun gündemine oturup, tepkilere yol açması üzerine kısmi olarak azalma yaşanan kesintiler son bir aydır yeniden artmış durumda. Bunun üzerine kentin bir diğer HDP’li vekili Feleknas Uca da konuyu Türk Meclisi’ne taşıdı. Ancak verilen bu soru önergelerine yanıt verilmiş değil.

460 bin 955 kişinin yaşadığı kent merkezinde 118 bin 320 su abonesi bulunuyor. DEDAŞ’ın abone sayısı ise yaklaşık olarak 163 bin. Belediyenin verilerine göre, bozuk ve eskimiş altyapı, abonesiz su kullanımları nedeniyle kentteki toplam kaçak miktarı yüzde 63 oranında.

Halka değil, sermayeye veriliyor 

Batman’da kronik bir sorun haline dönüşen su kesintilerini değerlendiren Prof. Dr. Beyza Üstün, kent halkına verilen su miktarının son derece yetersiz olduğunu ifade etti.

Kente dair resmi verilerin olmamasından kaynaklı sadece eldeki verilere baktıklarında en az 44 bin 680 abonenin suya erişim sağlayamadığını söyleyen Üstün, kişi başı günlük minimum su ihtiyacının 150 litre olması nedeniyle Batman’da günde en az 69 bin 250 ton su verilmesi gerektiğini vurguladı.

 Suyun halka değil, sermayeye verildiğine dikkat çeken Üstün, ‘’Batman göç alan ve büyüyen bir kent. Nüfus artışının geçtiğimiz yıla göre arttığı da biliniyor. Malabadi Barajı Batman’a çok yakın bir yerde ve uzun yıllardır faaliyette bulunuyor. Tam kapasite çalıştığında ise 1 milyon metreküp suyu doğal ortamdan koparmış durumda. Kente yakın bu denli büyük bir su rezervi olmasına rağmen halka yeterince su eriştirilemiyor. Şimdi Ilısu Barajı tamamlandı. Ve bu barajda da milyonlarca metreküp su halkın kullanımından, doğal alanın su gereksiniminden koparılmış durumda. Doğal ortamdan koparılan, yaşamın temel gereksinimi olan su, halka değil sermayenin kullanımına sunuluyor, şirketlere teslim ediliyor. Bu tip projeler siyasi projelerdir. 2000’li yılların başından beri suyun kullanımı sermayeye peşkeş çekildi ve çekilmeye devam ediyor” dedi.

Halkı cezalandırma

İvedilikle halkın sağlıklı, ücretsiz ve yeterli miktarda suya erişiminin sağlanması gerektiğine vurgu yapan Üstün, “Pandemi koşullarında Batman halkı sağlıksızlığa mahkûm edilmektedir. Kentte verilen su sadece miktar olarak incelendiğinde yetersizdir ki kente verilen suyun niteliği, kesintilerden sonra kirletici taşıma olasılığı artmıştır. Batman halkına yapılan büyük bir haksızlıktır. Bu durumdan mevcut yerel yönetim/kayyum sorumludur.  Bir an önce Batman halkına sağlıklı, ücretsiz ve ulaşılabilir su sağlanmalıdır” diye konuştu. 

BATMAN