Ana dilde eğitim hakkının kabulü, barışın ve demokratik dönüşümün gereğidir
- Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da yaklaşık 17 milyon öğrenci, 2026-2027 eğitim ve öğretim yılına ana dilde eğitim yasağıyla başladı. DEM Parti Dil, Kültür ve Sanat Komisyonu, başta Meclis olmak üzere idari ve sivil kurumları ana dilde eğitim hakkının tanınması için “tarihi sorumluluk” almaya çağırdı.
Yaklaşık 17 milyon öğrenci ve 1,2 milyon öğretmen için 2026-2027 eğitim öğretim yılı dün başladı. Bu eğitim yılının ilk ara tatili 16-23 Kasım tarihlerinde ikinci ara tatilse 8-15 Mart haftasında yapılacak. Yarıyıl tatili 25 Ocak 2027 Pazartesi başlayacak, ikinci dönemin ilk ziliyse 8 Şubat Pazartesi çalacak. 2026-2027 eğitim ve öğretim yılı, 25 Haziran Cuma tamamlanacak. DEM Parti Dil, Kültür ve Sanat Komisyonu, yeni eğitim-öğretim dönemine ilişkin açıklama yaptı.
Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken Türkiye eğitim sisteminin; çocuk yoksulluğundan bütçe yetersizliğine, eğitimin ticarileştirilmesinden çocukların işçileştirilmesine ve cinsiyetçi politikalara kadar çok yönlü krizlerle karşı karşıya olduğu vurgulanan açıklamada, "Bu krizlerin çözümünde atılacak en anlamlı adımlardan biri, milyonlarca çocuğa kendi ana dilinde eğitim alma imkânını tanımaktır. Bugün Kürt çocukları başta olmak üzere milyonlarca çocuk, bu imkâna kavuşamadan eğitim hayatına başlıyor. Oysa ana dilinde eğitim, çocuğun kendi kimliğiyle, diliyle ve kültürüyle özgür bir birey olarak gelişmesinin güvencesidir" denildi.
Eşit ve onurlu yurttaşlık
Türkiye'nin son iki yıldır önemli bir süreçten geçtiği; Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin her bireyin ve toplumun doğuştan gelen haklarıyla eşit ve onurlu yurttaşlık temelinde bir arada yaşadığı demokratik bir düzeni hedeflediği belirtilen açıklamada, şunlar ifade edildi: "Demokratik, çoğulcu ve eşitlikçi bir toplumsal iklim, farklı dillerin ve kültürlerin haklarının güvenceye kavuşmasıyla mümkündür. Bu nedenle ana dilinde eğitim hakkının yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulması, barışın ve demokratik dönüşümün çok önemli adımlarından biridir."
Toplumsal barış için de
Eğitim hakkının çocuğun ana diliyle güvence altına alınması, nitelikli eğitim ve toplumsal barış açısından da elzem olduğunun altı çizilen açıklamada, şunlar belirtildi: "Bugün mevcut olan iki saatlik 'seçmeli ders' hakkı, uzun yıllar süren mücadelenin ve dilin sahiplenilmesinin önemli bir kazanımıdır. Bu kazanımın üzerine inşa edilecek asıl adım, ana dilini eğitimin dili hâline getirmek ve bunun güvencesini sağlamaktır. Son dönemde Kürt dil kurumlarına ve münferit de olsa Kürtçe konuşanlara yönelik baskı ve saldırılar, provokasyonlara alan açmaktadır. Bunun önüne geçmek, demokratik birlikteliği ve kardeşliği güçlendirmek ancak diller arasında gerçek bir eşitliğin sağlanmasıyla mümkündür. Ana dili hakkı bizleri bölmez, aksine birleştirir. Bu hak, toplumsal barışın mayasıdır ve devredilemez bir haktır. Başta TBMM olmak üzere idari ve sivil kurumları ve tüm toplumu, anadilinde eğitim hakkının tanınması için tarihsel bir sorumluluk almaya davet ediyoruz.” ANKARA
***
Bakanlık önünde seslendiler
DEM Parti Ankara İl Örgütü Eğitim Komisyonu, yeni öğretim yılının ilk gününde parasız, kamusal, demokratik ve ana dilde eğitim talebiyle Eğitim Bakanlığı önünde açıklama yaptı.
Bakanlık önündeki basın açıklamasına çok sayıda kişi katılırken sık sık “Ana dil haktır engellenemez”, “Laik demokratik ana dilde eğitim” sloganları atıldı. Basın açıklamasını Eğitim Komisyonu üyesi Sevim Fidan okudu. Çocukların okula aç gitmediği, güvenli ve sağlıklı koşullarda eğitim aldığı bir eğitim sistemi oluşturmanın, devletin temel sorumluluklarından biri olduğunu vurgulayan Fidan, “Çocuklar, eğitim hakkından eşitsiz koşullar nedeniyle mahrum bırakılmamalıdır” dedi. "Ücretsiz okul yemeği bir yardım değil, çocukların temel hakkıdır" diyen Sevin Fidan, “Verilecek yemeklerin besin değeri yüksek, dengeli, sağlıklı ve çocukların gelişimini destekleyecek nitelikte olması gerekmektedir. Bu hizmet bütün çocukları kapsamalı, hiçbir çocuk ekonomik durumundan dolayı ayrıştırılmamalıdır” şeklinde konuştu.
Ana dilde eğitim haktır
Türkiye’nin çok dilli ve çok kültürlü toplumsal yapısına vurgu yapan Sevim Fidan, bu yapının eğitim politikalarında da karşılığını bulması gerektiğini belirtti. Başta Kürtçe olmak üzere farklı dillerin eğitim dili olarak özgürce kullanılması gerektiğini ifade eden Sevim Fidan, “Ana dilde eğitimin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Ana dilinde eğitim bir ayrıcalık değil, temel bir demokratik haktır. Kardeşlik, farklılıkları yok saymak değil, farklılıklarla eşit haklar temelinde birlikte yaşamaktır. Farklı inanç gruplarının bulunduğu bir ülkede tek din ve mezhep üzerinden yürütülmeye çalışılan eğitim sistemi temel insan haklarına aykırıdır” dedi.
Çocuk işçiliği perdeleniyor
“Mesleki eğitim merkezleri (MESEM) aracılığıyla staj adı altında ucuz emek çarkında çocuk işçiliği perdelenmektedir” diyen Sevim Fidan, şöyle devam etti: “Geçtiğimiz bir yıllık dönemde onlarca çocuk yaşamından olmuş, on binlerce çocuk iş kazasına maruz kalmıştır. Örgün eğitimin dışında bırakılan yoksulluğun pençesindeki binlerce çocuğun sömürü düzeninin içerisinde işçileşmesi yetmiyor gibi MEB bünyesinde çocuk işçiliği meşrulaştırılmaktadır.”
Açıklama, “Bê ziman jiyan nabe” sloganıyla sonra erdi.