Heyet adına konuşan Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, sözlerine "Bu kirli savaş, 35 masum canımızı daha toprağa düşürdü" diyerek başladı. Kürt halkının bir kez daha ölüm ile sınandığını söyleyen Aktar, 1990'lı yıllardaki bireysel faili meçhul cinayetlerin yerini aleni cinayetlere ve toplu kıyımlara bıraktığını söyledi. Aktar, yaşanan olayın son dönemlerde kimi hükümet çevrelerinin toplumun tamamını suçlu gösteren yaklaşımlarından bağımsız değerlendirilemeyeceğine işaret etti.

AKP politikasından bağımsız değil

Baro Başkanı, "İçişleri Bakanı'nın tüyler ürperten demecinden hemen sonra bu olayın yaşanması, hükümetin şiddet politikalarında ısrarını göstermektedir" diyerek, yaşanan katliamın Kürt sorununu bir asayiş meselesi olarak gören hastalıklı yaklaşımın kaçınılmaz sonucu olduğunu söyledi. Kürt sorununun siyasal, sosyal, ekonomik yönleri olan bir sorun olduğunu, güvenlik esaslı politikalarla çözülemeyeceğini defalarca dile getirdiklerine dikkat çeken Aktar, "Yaşanan katliam, hükümetin ısrarlı bir şekilde yürüttüğü bu güvenlik politikalarının sonucu meydan gelmiştir. Milyarlarca dolar ödenerek, dış politikada büyük tavizlerle alınan savaş makinelerinin yarattığı sonuç, daha fazla acı, daha fazla şiddet ve zihinsel olarak bölünmüş bir toplum yaratmaktan başka hiçbir işe yaramamaktadır. İnsani bir sorunun, insansız ve vicdansız makinelerle ve vicdansız politikalarla çözülemeyeceği bir kez daha ortaya çıkmıştır" dedi.

Artık kuru sözlere karnımız tok

Olay sonrasında Türk basınının Genelkurmay'ın açıklamasını beklemekle suça ortak olduğunu dile getiren Aktar, basının sonraki tutumunun ise katliamı meşru gösterme gayreti olduğuna vurgu yaptı. "Kuru sözlere, yavan ve resmi açıklamalara karnımız tok, artık hiçbir mazereti kabul etmiyoruz. Hakikati arıyoruz. Ocağımıza düşen ateşin çıkardığı yangının her tarafı sarmaması için barış istiyoruz" diyen Aktar, Hükümetten de bu olayın sorumlusunu mevki makam demeden derhal görevden alarak cezalandırmasını istedi.


Atılan her bomba öfke ve ayrışma getiriyor

Yapılması gerekenin, bugün yaşananlar hakkında yüzyıl sonra özür dilemek olmadığını belirten Aktar, toplumsal barışa giden yolu ancak gerçek bir adaletin açabileceğine vurgu yaptı. Aktar, "Barış için tüm yetkililere, vicdandan ve ahlaktan nasibini almış herkese bir kez daha sesleniyoruz: Görün artık; her ölüm, bizi insanlık değerlerinden biraz daha uzaklaştırıyor" diye konuştu. Yitirilen her canla birlikte kardeşlik bağlarının zedelendiğine dikkat çeken Aktar, "Sıkılan her kurşun, atılan her bomba öfke ve ayrışma getiriyor. Büyüyen nefretle birbirimizin yüzüne bakamaz hale geliyoruz. Ölümlerin ağırlığı eziyor her birimizi, taşıyamıyoruz bu yükü artık" dedi.  Yaşanan savaşın bir an önce durdurulması gerektiğini yineleyen Aktar, bölge sivil toplum örgütleri olarak başlattıkları "Çatışarak değil, tartışarak sorunları çözelim" girişimlerinin önemine vurgu yaptı.

DİHA/ŞIRNAK