Fransa’nın başkenti Paris’te Türkiye açısından son iki haftadır önemli görüşmeler gerçekleşiyor. Davutoğlu bu kez misafirliğini Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’a devretti. Bağış ziyaretinden çıkan mesajda AB Komiseri Günther Oettinger’in sözlerine atıfta bulunarak “mutlaka dize gelecekler” şeklinde… Fransa Türkiye arasında bu diplomasi trafiği sürerken Fransa’nın yaşadığı kriz giderek derinleşiyor. Bu kriz sadece Fransa’ya özgü bir kriz değil. Genel olarak Avrupa çapında yaşanan ekonomik-siyasi kriz Papa’ya kadar ulaştı! Kriz beraberinde Mali operasyonunu getirmiş, kriz beraberinde Ortadoğu’da yeni turuva atları bulmaya itmiş, kriz yeni müttefikler aramaya itmiş, kriz Türkiye ile son haftalardaki diplomatik trafiğe zemin olmuştur... Türkiye, Fransa’nın “dize gelmesini” beklerken birilerinin dizlerine çoktan oturduğunu artık gizleyemeyecek bir konumda olduğunu unutarak konuşuyor!
Böylesi bir siyasi-diplomatik ilişkiler karmaşası içerisinde aslında tüm ülkeler kendi hesabına bir plan peşindeyken özetle fillerin tepiştiği alanda çimen edilen Kürtlerin gündeminde ise Fransa’da işlenen cinayetin hala aydınlatılmaması var. Bu nedenle yüzlerce soru hala yanıt bekliyor. Bu soruların en önemlisi de bu cinayetin arka-planında duran güç ya da güçler ilişkisinin kim olduğu konusunda! Şuana kadar Fransız yetkili organları Ömer Güney adlı cinayet zanlısı dışında konuya dair bir açıklamada bulunmadı. Bugüne kadar zanlıdan hareketle çıkan veriler bile dikkate alındığında zanlının fonksiyonu hakkında hala aydınlatılmayan çok yön olduğu açık. Örneğin Hollanda’da 4 Aralık günü gerçekleşen gözaltı süreci!
Hollanda’da 4 Aralık günü yapılan operasyon sonucu 55 genç gözaltına alınmıştı. Bunların içlerinde Paris’te katledilen üç Kürt kadın devrimcinin katil zanlısı olarak tutuklanan Ömer Güney’de bulunuyor. Bu Fransız Savcılığını’nın Ömer Güney hakkında yaptığı basın toplantısında da dile getirilmişti. Sözkonusu gözaltılarla ilgilenen avukatların ailelere verdiği bilgiye göre ‘Hollanda polisi 4 Aralık öncesinde Fransa, Almanya ve İtalya istihbarat birimlerince uyarılmış. Bir toplantının gerçekleşeceği yönünde bilgilendirilmiş. Operasyon öncesi operasyonun gerçekleştirildiği binaya dinleme sistemi kurulmuş! Telefonlar dinlenmiş. Bu operasyon kapsamında alınan kişiler arasında Ömer Güney’de bulunuyor. Güney, gözaltı sorgusunda polisin kendisine “Öcalan’ı seviyormusun” sorusuna “nefret ediyorum” cevabını verdiği buna paralel olarak “PKK sempatizanı mısınız” sorusuna da “PKK sempatizanı değilim. Aksine PKK düşmanıyım” yanıtını verdiği belirtiliyor.’
Bu veriler nedeniyle sözkonusu operasyonun gerçekleştiği döneme dair haberleri yeniden gözden geçirme ihtiyacı duydum. Gözaltılara dair Hollanda Kürt Dernekleri Federasyonu (FED-KOM), yaptığı açıklamada şunlara yer vermiş: “Resmi başvuru çerçevesinde gerçekleştirilmiş olan Kürt gençlerinin kültürel toplantısına yapılan polis baskınını kınıyoruz.” Bu açıklamalara bakıldığında ortada resmi başvurusu yapılan bir toplantı var. Bu toplantı haberlerden anlaşıldığı kadarıyla Kürt derneklerine üye gençlerin kültürel bir buluşması. Peki bu toplantıya katılanlara dönük neden yine haberlerde belirtilen verilere göre 150 polisle baskın yapıldı? Buna paralel “havadan ve karadan” ibaresini unutmayalım! Ya da Fransa, Almanya ve İtalya istihbarat birimlerinde ‘ne tür bir bilgi vardı’ da dernek üyelerinin yapmış olduğu bir kültürel toplantı bu kadar önemli bir hale geldi? Ömer Güney’in bu toplantıya katılacağı bilgisi ya da uzantılarına dair bir veri Fransız ve operasyona dahil olan Almanya ya da İtalya’nın ilgili makamlarının elinde var mıydı? Ömer Güney daha önceden izleniyor muydu?
Güney, Hollanda’dan döndükten sonra telefonu dinlendi mi ya da izlendi mi, Kürtler dışında kimlerle görüştü? Ömer Güney’in gözaltı boyunca söyledikleri, telefon dinlemeleri, oraya nasıl gittiği bilgileri yeni dosya da mevcut mu? Gözaltı sürecinde “PKK düşmanıyım” demesi dikkat çekmedi mi? Ömer Güney hangi gerekçeyle serbest bırakıldı? Şuan kamuoyuna yansımış Güney kimliği önceden biliniyor muydu? Eğer biliniyorduysa neden Kürt kurumları uyarılmadı? Sorular, sorular... Kürtler açısından cevabını bekleyen yüzlerce soru ortada öylece duruyor. “Bu katil zanlısı” dediler ve sustular. Yarattıkları sessizlikle, “oturun bekleyin ve sormayın” diyorlar... Kürt, kanı ve canı pahasına soru sormayı öğreneli çok oldu. Rakel Dink’in deyimiyle Kürtler “bebekten katil yaratan karanlığın kim olduğunu” öğrenmek istiyor!
‘Bebekten katil yaratan kim!’
Fransa Gündemi