Suriye’ye saldırmaya hazırlanan Batı koalisyonu çatırdıyor. İngiltere Parlamentosu askeri müdahaleye “Hayır” dedi, ABD Başkanı Obama’ya “acele etme” diyen Kongre oylama istiyor. Almanya saldırıya katılmayacağını deklare ederken, Hollanda, “BM’yi beklemeyelim” görüşünde, Fransa ise “İngiltere’siz de olur” diyor. En yakın müttefiğinin yarı yolda bıraktığı ABD’nin ise Fransa ve Hollanda ile “yola devam edeceği” belirtiliyor. Zira Obama, Suriye’de ‘kırmızı çizgi’nin aşılması durumunda bunu en sert şekilde cezalandıracaklarını önceden açıklamıştı. Şimdi Başkan olarak siyasi prestiji ve geleceği için kamuoyu önünde bu sözü yerine getirmesi gerektiğini düşünüyor. Ancak önünde bir de Irak ve Afganistan’daki gibi ekonomik ve can kaybı gibi ağır bedel ödemek istemeyen etkili bir muhalefet ve halk gerçeğini aşmak gibi bir büyük sıkıntı da söz konusu. Ayrıca “savaşlara son vereceğim ve askerlerimiz artık evlerine dönecekler” sözleriyle seçim kazanmış bir Başkan olarak siyasi geleceğinin istikameti Suriye konusunda vereceği kararlara bağlı. ABD Başkanı, ya Bush gibi olacak ya da ‘barışçıl’ Obama imajını koruyacak.


İngiltere devre dışı kaldı

Ancak ABD’nin Avrupa’daki en önemli müttefiği İngiliz hükümetinin Suriye’ye saldırı konusunda Parlamento’dan destek alamaması Obama yönetimini zor durumda bıraktı. Zira İngiltere Parlamentosu, Suriye’ye müdahaleye onay vermedi. Önceki gece acil olarak toplanan Parlamento’un alt kanadı Avam Kamarası, hükümetin Suriye’ye yapılacak olası bir askeri  müdahaleye katılımla ilgili önergesini 272’ya karşı 285 oyla reddetti. Başbakan David Cameron’un daha önceden kullandığı sert ifadeleri oylama öncesi yumuşatması da Avam Kamarası’nı ikna etmeye yeterli olmadı. Milletvekillerini ikna edemeyen Cameron, ülkesinin Suriye’ye yapılacak olası bir müdahaleye katılmayacağını “İngiltere halkının görüşlerini yansıtan İngiltere Parlamentosu’nun müdahale istemediği açık. Ben de buna uygun hareket edeceğim” sözleriyle resmen açıkladı.

ABD için öncelik ‘menfaatleri’

En yakın müttefiği İngiltere’nin geri çekilmesi Obama’yı zor durumda bıraksa da ABD’nin tavrında bir değişikliğe neden olmadı. Beyaz Saray’dan oylamanın ardından, “En yakın müttefik ve dostlarımızdan İngiltere ile istişareye devam edeceğiz” açıklamasını geldi. Açıklamada, Başkanı Barack Obama’nın “ABD’nin çıkarları için en iyi olan seçeneğe göre bir karar vereceği” de belirtildi. Açıklamada ayrıca “Kimyasal silahlar konusunda uluslararası normlara aykırı davranan ülkelerin sorumlu tutulması gerekir” denilerek Suriye konusunda politika değişikliği olmadığı yenilendi.

Koalisyon arayışı sürüyor

ABD, “İngiltere’siz yola devam” sinyali de verdi. En yakın müttefiki İngiltere’nin devre dışı kalmasına rağmen ABD’nin Savunma Bakanı Chuck Hagel, Irak’taki gibi Suriye konusunda da beraber hareket etmeye ‘gönüllü ülkeler’den oluşacak uluslararası bir koalisyon oluşturma arayışına devam edeceklerini söyledi.  Dışişleri Bakanı John Kerry de Washington’ın diğer ülkelerin dış politikalarına bağlı kalamayacağını belirtti.

Kongre oylama istiyor
Ancak ABD’de de operasyona karşı sesler yükseliyor. Son anketler, Amerikan kamuoyunun sadece yüzde 9’unun bir askeri müdahaleye destek verdiğini gösteriyor. Sokaklarda protesto gösterileri yapılırken, 100’den fazla Kongre üyesi de operasyon öncesi oylama istedi. ABD Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner de Obama’ya açık mektup yazarak Suriye’ye olası müdahalenin kapsamını açıklaması gerektiği söyledi.

Obama iknaya çalışıyor

Bunun üzerine Kongre üyelerine bilgi verildi. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Obama’nın, Kongre’nin Temsilciler Meclisi ve Senato kanadını davet etmesi ve geçen hafta Kongre’ye erişmesi için kabine üyelerinden geniş bir ekip oluşturmasının ardından önceki gün akşam saatlerinde, üst düzey yönetim yetkililerinin kongre liderleri ile ulusal güvenlik komitelerinin başkanları ve kıdemli üyeleriyle toplantı gerçekleştirdiği bildirildi.

Fransa: İngiltere’siz de olur

Fransa’dan ise “İngiltere’nin kararı bizim irademizi etkilemez” açıklaması geldi. Cumhurbaşkanı François Hollande, Le Monde gazetesine verdiği demeçte, İngiltere Parlamentosu’nun kararının, “Paris’in Suriye yönetimini cezalandırma konusundaki tavrını değiştirmeyeceğini” söyledi. Esad rejimine karşı ‘ölçülü ve kararlı’ bir tepki vermekten yana olduklarını ifade eden Hollande, Şam yönetimini “halkına tamir edilemez zararlar” vermekle suçladı. “İngiltere olmadan müdaheleye katılacak mısınız?’’ şeklindeki bir soruyu yanıtlayan Hollande, “Evet, her ülke, bir operasyona katılıp katılmama konusunda kararını kendi egemenliği içinde verir. Bu İngiltere için de, Fransa için de geçerli” ifadesini kullandı.

Parlamento onayı gerekmiyor
Hollande, Suriye’ye yönelik Çarşamba gününden önce bir operasyon olma ihtimalini ise dışlamayarak “Eğer BM Güvenlik Konseyi harekete geçmeyi engellerse bir koalisyon oluşacak. Fransa buna hazırdır”  dedi. Fransa Savunma Bakanlığı, bir kaç gün önce yaptığı açıklamada, Hollande’ın emir vermesi halinde, Suriye’ye yönelik operasyona katılmak için ordunun hazır olduğunu açıklamıştı. Fransa Parlamentosu ise 4 Eylül Çarşamba günü Hollande’ın talebi üzerine olağanüstü toplanacak. Ancak Fransa’nın olası müdaheleye katılması konusunda Parlamento’nun onayı gerekmiyor.

Fransızlar ikiye bölündü
Fransa’da kamuoyu, askeri mühahele seçeneği karşısında tam anlamıyla ikiye bölünmüş durumda. Son anketlere göre seçmenlerin yüzde 45’i askeri operasyona destek verirken, yüzde 40’ı ise bu seçeneğe soğuk bakıyor. Fransız seçmenin yüzde 15’i ise operasyona katılım konusunda kararsız. Fransa’da özellikle aşırı sağ ve aşırı sol siyasetçiler olası operasyona şiddetle karşı çıkıyor. Eski başbakalardan Jean-Pierre Raffarin ve Dominique de Villepin, operasyona karşı çıkan merkez sağın önemli isimlerinden.

Almanya saldırıya katılmayacak

Almanya, Suriye’ye yönelik olası bir askeri müdaheleye katılmayacağını bildirdi. Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, Neue Osnabrücker gazetesine yaptığı açıklamada, ülkesinin Suriye’ye yönelik bir saldırıya katılmayacağını söyledi. Alman bakan ne kendilerine askeri eyleme katılma çağrısı yapıldığını ne de böyle bir ihtimalin değerlendirmeye alındığını kaydetti. Almanya Başbakanı Angela Merkel da daha önce Suriye’yle ilgili siyasi bir çözümden yana olduklarını açıklamıştı. Dün Hükümet Sözcüsü de benzer açıklamalar yaptı. Basın toplantısı düzenleyen sözcü Steffen Seibert, “Bizden böyle bir katılım istenmedi, biz de bunu öngörmedik ve öngörmüyoruz da” dedi. Seibert, Berlin’in diplomatik yollara öncelik verdiğini de yineledi.  

Almanlar da istemiyor

Almanya’da bu hafta başında yapılan bir anket de ülkede askeri müdahaleye şiddetli muhalefet olduğunu ortaya koydu. Anketi yapan kamuoyu yoklama kuruluşu Forsa, halkın yüzde 69’unun böyle bir müdahaleye karşı olduğunu bildirdi. Saldırıya “evet” diyenlerin oranı yüzde 23’te kaldı. Savaş karşıtı protestocular bu hafta Berlin’de gösteriler düzenledi. Sol görüşlü Die Linke partisini destekleyenler, olası bir askeri harekata karşı Salı günü Berlin’deki Brandenburg Kapısı önünde protesto eylemi yaptı. Federal seçimlere bir aydan az bir sürenin kaldığı bu günlerde, Merkel hükümeti adımlarını dikkatli bir şekilde atmaya çalışıyor.

Hollanda: BM’siz de olabilir

Hollanda ise BM Güvenlik Konseyi kararı olmadan da Suriye’ye askeri bir müdahalenin yapılabilmesinden yana. Hollanda Parlamentosu’nda kimyasal silah kullanım iddialarının ardından gündeme gelen “Suriye’ye müdahale” olasılığı tartışmalarında müdahale için öncelikle BM denetçilerinin raporunun beklenmesi gerektiği vurgulandı. Parlamento, Esad rejiminin kimyasal silah kullandığına ilişkin kanıtların da ortaya konması gerektiğine dikkat çekti. Ama Liberal Sağ Parti (VVD) ve İşçi Partisi (PvdA) koalisyonu ile Parlamento’nun çoğunluğu Suriye’ye müdahaleye “yeşil ışık” yaktı. İşçi Partili Michael Servaes, “Bu konuda bir şey yapmazsak, bu, bundan sonra kimyasal silah kullanımı için bir teşvik olarak görülebilir.” dedi. Hollanda Dışişleri Bakanı Fransa Timmermans da BM kararı olmadan da Suriye’ye yönelik müdahale görüşüne destek verdi. Ancak Dışişleri Bakanı, ABD ve batılı meslektaşlarından, Esad rejiminin kimyasal silah kullandığına ilişkin kanıtları istedi.

Irak endişesi de yok değil

Hollanda’da özellikle sol partilerde, Irak’ın işgaline destek amacıyla yapılan “hatanın” tekrarlanması endişesi hakim. Hollanda, Saddam Hüseyin rejiminin elinde kimyasal silah bulunduğu iddiaları üzerine Irak’ın işgaline destek vermişti. Kimyasal silah iddialarının kanıtlanamaması, siyasi tartışmalara neden olmuştu. Bazı partiler, benzer bir yanılgının Suriye konusunda da yaşanmaması için, bütün kanıtlar ortaya çıkarılana kadar beklenmesini istiyor.

Rusya karardan memnun

Rusya Devlet Başkan Vladimir Putin’in danışmanı ise İngiltere’nin “yokum” kararını “Askeri senaryoların tehlikesi anlaşıldı” diye yorumladı. Rusya, bir taraftan da olası bir müdahaleye karşı önlemini alıyor. İddialara göre Rusya, Akdeniz’e denizaltısavar ve iki füze kruvazörü gönderiyor.

Esad meydan okuyor

Saldırı tehdidi altındaki Beşar Esad ise Batı’ya meydan okudu: “Saldırırlarsa kendimizi savunuruz.”

Sınırda ‘müdahale’ hazırlığı

Öte yandan Türkiye ve İsrail ise olası bir müdahaleye karşı hazırlık içinde. Diyarbakır jet üssünde “ikinci derece yüksek alarm” anlamına gelen turuncu alarma geçildi. AFAD ise Suriye’ye sınır illere yaşamsal maddeler, ilaç ve gaz maskesi stoklandığını açıkladı.
İsrail’de de yoğun bir hazırlık başlatıldı. İsrail İç Güvenlik Bakanı Gilad Erdan’ın bakanlık birimlerine “Her olasılığa hazır olun” talimatı verdiği bildirildi.

HABER MERKEZİ




İttifakta çatlak


Gazetemiz yazarlarından Dr. Haluk Gerger, Suriye ile ilgili son gelişmeleri yorumladı. Gerger’e göre, “Batı ittifakı çatırdıyor.”
Ortadoğu uzmanı Haluk Gerger, ABD’nin Suriye politikasını ise şöyle özetledi; “ABD, iki tarafın, yani Esad rejimiyle muhalefetin birbirlerini kırarak birlikte zayıflamalarını yeğliyor. Amerika, iki tarafın da zaferini kendi çıkarları açısından zararlı görüyor. Esad deklare edilmiş düşmanken, muhalefet de ABD’nin tam denetimi altında olmadığı ve radikal İslami unsurları içerdiği ölçüde güvenilmez ve riskler içeren bir tehdit unsuru. Dolayısıyla, savaşan tarafların birbirlerini kırmaları ABD için en uygun stratejik hedef. Bu yaklaşım, bir işgal de öngörmüyor. Suriye’nin çürümesi ve olgun bir meyve gibi Batı’nın kucağına düşmesi zamana bırakılıyor. Böylece Amerika bir tahteravalli oyunu oynuyor; muhalefet gerileyince Esad’a vuruyor, Esad zemin yitirdiğinde muhalefete son darbe için yardımcı olmuyor, bekliyor.”

Türkiye’nin hedefi Kürt statüsü
Türk devletinin ise hedeflerinin bambaşka olduğuna dikkat çeken Gerger, “Türkiye neden işgal istiyor” sorusuna şu yanıtı verdi: “Çünkü Türkiye, ABD’nin istediği “tavşana kaç tazıya tut” oyununun Suriye’de Kürtlere manevra alanı oluşturduğuna ve zemin kazandırdığına inanıyor. Bu bakımdan Amerikan stratejisi Erdoğan’ı “kesmiyor.” Hükümet Suriye’de askeri güçle beslenen bir varlık istiyor dolayısıyla ya doğrudan içinde yer aldığı bir işgal ya da en azından “tampon bölge” peşinde; Niyeti de, bir biçimde, Suriye’deki Kürt varlığının ve statüsünün “kesilip biçilerek uygun biçimde dizayn edilmesi.” Şimdi bir bilek güreşi var. Türkiye, Batı ittifakını tam işgale ya da bir kara harekatına kışkırtıyor. Burada suç ortağı İsrail. ABD ise sadece Türk üslerini, hava sahasını ve lojistik desteğini kullanarak bir ‘cezalandırma’ operasyonuyla zaman kazanmak peşinde.”

Heyet dönüyor

Şam yakınlarında 21 Ağustos’ta düzenlenen saldırılarda yüzlerce sivil yaşamını yitirmiş, saldırıda kimyasal silah kullanıldığı ileri sürülmüştü. ABD, İngiltere, Fransa ve Türkiye başta olmak üzere pekçok ülke, saldırıdan Esad rejimini sorumlu tutuyor. Şam yönetimi ve Rusya ise rejim muhaliflerini suçluyor. Olay yerinde inceleme yapan denetçilerin bugün Şam’dan ayrılıyor. BM heyetinin topladığı delillerin Avrupa’daki laboratuvarlarda inceleneceği bildirildi. BM’den yapılan açıklamada heyetin ilk tespitlerini sözlü olarak Genel Sekreter Ban Ki Moon’a aktaracağı duyuruldu. Ardından ise laboratuvar sonuçlarını içeren raporun Genel Sekreter’e sunulacağı belirtildi.