Acısını bile yaşayamayanlar

Nubar OZANYAN yazdı —

  • 21. yüzyılın, bilim ve teknoloji çağı olduğu yalandır. 21. yüzyılda ezenle-ezilenin mücadelesinin biteceği, savaşların sona ereceği vb. fikirler safsatadan ibarettir. “Yeni dünya düzeni”nin iğrenç bir yalandan başka bir şey olmadığı gerçekliğini, dünyanın ezilenleri her gün açlıkla, savaşla ve katledilerek öğreniyor.

Kanla yıkanan sermaye, dünyayı ve çocukları da ölümle yıkıyor. Her on dakikada bir katledilen Filistinli çocukların, kolu kanadı faşizmin elleriyle kırılan, dili kelepçelenen Kürt çocuklarının olduğu zamanlardan geçerek sınanıyoruz.  

Faşizm, tıpkı zalim Dehak gibi çocuk kurban istiyor. En çok da henüz milliyetini, dilini bile öğrenemeyen çocuklar istiyor. Bundandır ki vatanlarında bir mezar taşı bile bulamayan çocukların sayısı birkaç binlerle yazılıyor kayıp defterlerine.

Faşizm, suç ve günah sistemi olarak adını Ortadoğu topraklarına bir kez daha ölümle yazarken, mezar kazıcılarını büyütmekten kurtulamayacaktır. Çocuklar üzerinden intikam alan Siyonizm, “Büyümeyeceğiz zaten, öleceğiz” diyen Filistinli çocukların günahıdır. Artık okul yoklamalarında Filistinli çocuklar derslerinde olamayacak. Akranlarından kimbilir kaçı artık bir daha sokaklara çıkamayacak. Kuş seslerini tanıyamadan bombaların sesini tanıyan, çocuk yaşta işkenceyi tadanlar, taş atarak özgürlük için savaşmayı öğrenenler, bu kez kurşun atarak özgürlüğü ülkelerine getirecektir.

Filistinli, Kürt çocuklar 12 yaşında tanımaya başlıyor kelepçeyi, sürgünü, faşizmin copunu, tutsaklığı. Dışarıda görmediği kadar akranını zindanda görür. Zulmün diğer adı olan sürgünü yaşayarak dünyanın dört bir yanına dağılıp yeniden dünyaya gelseler de nereli oldukları sorulduğunda Filistinli, Kurdistanlı olduklarını unutmadan yanıt verecekler.

İsrail askerlerinin kuşatma altına alıp adeta atış poligonu haline getirdiği hastaneler çocuk ve kadınlarla dolu morglara dönüştü. Yaşamsal her şeyin yok olarak kayda geçildiği, güvenilir hiçbir yerin kalmadığı, ölü topraklara dönüşen Filistin, 21. yüzyılın utancı olarak tarihe geçiyor. Faşizm en lanetli günlerini yaşatıyor insanlığa.  

Hiroşima ne tarihte ne de uzakta kaldı. Hiroşimalar yeniden yaşatılarak hatırlatılıyor. Hiroşima’dan daha fazla bombalar yağdırılıyor “ölü çocuklar ülkesi” Filistin’e, müziğin dilini konuşan Kurdistan topraklarına. Annelerine “mermiler canımı acıtır mı?” diyen çocuklar, kapitalist dünyanın öldürme çağı olduğunu öğrenerek adım atmaya başlıyor zulüm dolu hayata. Faşizmin asla öğrenemeyeceği bir şey varsa; on binlerce çocuğu mezarsız bıraksa bile ne Filistin ne de Kurdistan çocuklarının özgürlük hayalleri ölmeyecektir.

21. yüzyılın, bilim ve teknoloji çağı olduğu yalandır. 21. yüzyılda ezenle-ezilenin mücadelesinin biteceği, savaşların sona ereceği vb. fikirler safsatadan ibarettir. “Yeni dünya düzeni”nin iğrenç bir yalandan başka bir şey olmadığı gerçekliğini, dünyanın ezilenleri her gün açlıkla, savaşla ve katledilerek öğreniyor.

Ortadoğu’da Filistinli, Kürt çocuklar yaşamayı öğrenemeden ölmeyi öğreniyor. Kapitalizm, sermayesinden daha fazla, savaşı oyun sanan ölü çocuklar büyütüyor. Aç kaldığında fazla zeytin yiyerek barışın geleceğine, savaşın sonlanacağına inanan, oyuncak yerine mermi kovanlarını oyuncak yapan çocuklar büyütüyor.  

Filistin’i kendileri için “vaat edilmiş topraklar” olarak gören, bir düşman yaratarak nefret ve kin üzerinden iç birliğini sağlamaya çalışanlar; “son Filistinli kalıncaya kadar ülkelerinden kovulması gereken hayvanımsı canlılar” olarak görenler özgür olabilir mi? Huzur içinde yaşayabilirler mi?

Zulüm her bir Filistinli çocuğu fedai eylemi yaptırma iradesi kazandıracak kadar eğitip hazırlıyor. Yaşam yerine ölmeyi, bilim ve felsefe öğrenme yerine önce şehit olmayı öğretiyor. Ölen çocuklar da biliyordu hayatın güzel olduğunu, birlikte oynamayı ve gülmeyi, özlemeyi… Bırakalım yer yüzünü kendi ülkesini bile sımsıcak bir gülüşle dolaşmayı.

Biz her zaman olduğu gibi “Filistin’de savaşa hayır” deyip “Rojava’daki savaşa evet” diyenlerin asla dürüst olamayacağını belirtirken; özgürlüğün dünden ve her zamandan daha büyük bedeller ödenerek geleceği pahasına “her zaman kazananların vazgeçmeyenler” olduğunu biliyoruz.   

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.