Adıyamanlı direnişçi Misak

Nubar OZANYAN yazdı —

  • Misak Manuşyan’ın hikayesi, Mussoloni, Franko ve Nazi zulmünden şans eseri kurtularak Fransa’ya sığınan sayısız göçmen çocukların hikayesidir.

NUBAR OZANYAN

23 yoldaşıyla birlikte Nazi kurşunlarıyla bedeni parçalanan Adıyamanlı yetim Ermeni fedaisinin tarihidir, 21 Şubat 1944. 15 bin kızıl afişle Paris meydanlarında “Ermeni çete lideri” diye asılan, görüldüğü yerde vurulacak olan direnişçinin ismidir, Misak Manuşyan. Bir yandan işgalci Nazilerin ölüm listelerinin başında yer alırken diğer yandan Nazi iş birlikçisi Fransız Vichy hükümetinin yabancı düşmanlığının baş hedefi olur. Her Ermeni devrimci gibi Misak Manuşyan da çifte düşman sahibidir. 

'Direniş' yazılan bedenlerine saplanan faşist kurşunlara rağmen bağımsızlık ve sosyalizm değerlerine bağlı kalarak umudu ve cesareti büyüterek sonsuzluğa uzanır. Tarih yaprakları hızla değişse de kalıcı ve baki olan faşizm karşısında teslimiyeti ve ihaneti reddeden Misak Manuşyan’ın tanımsız direnişi ve enternasyonalist ruhudur. Dalga dalga yayılarak büyüyen direniş hayali ve sosyalizm ideali, özgürlük arayan her mazlumun hafızasına ve bilincine kaydedilir. 

Zorlu tarafta doğru durmak

Misak ve 23 yoldaşı 'yaşamı uğruna ölecek kadar sevenler'in, zulme karşı mücadele etmek isteyenlerin ilham kaynağı olur. Büyük felaket sonrası vatansız bir işçi olan Misak Manuşyan, mazlumların ve direnişçilerin yaşamına zamansız misafir olur. Silahtan önce eli kalem tutan bir şair, bir yazar, aynı zamanda sağlam bir enternasyonalist, kararlı bir sosyalist, sarsılmaz bir direnişçi olan Misak, tarihin zorlu tarafında doğru durarak devrimin ve özgürlüğün onurlu görevini başarıyla yapan öncü olur. 

Onun hikayesi vatansız, topraksız ve yetim kalan Ermeni çocuklarının kırım ve kıyım hikayesidir. 1906'da Semsûr'da (Adıyaman) yoksul bir Ermeni ailenin çocuğu olarak doğan, ailesi İttihat ve Terakki tarafından gerçekleştirilen Ermeni Soykırımı’nda katledilen Misak, sürgün yollarında yoksulluk içinde anne ve kardeşini kaybeder.

Öfkeli ve bilinçli bir öfkedir

Misak Manuşyan, Ermeni halkını topraklarından zulümle sökülüp kopararak katledenlere, tarihini silmek isteyenlere 'dur' diyen, öfkeli ve bilinçli bir fedaidir. Ölüm, kasırga gibi her tarafı yakıp yıkarken mazlumları köklerinden koparıp bilinmezliğe savurduğu topraklarda ve zamanda bir Kürt aile, çocuk halini ve kardeşini evinde saklar ve korumaya alır. Yaşamı ve duyguları parçalanan sayısız Ermeni çocuk gibi yetimhanelerde büyür. Açlık ve kırımla, yetimhane yaşamıyla çocuk aklı ve hafızası şekillen Misak’ın yaşamı onu Fransa’ya sürer. 

Bir yandan fabrikada işçilik yaparken diğer yandan edebiyata olan güçlü ilgisinden dolayı şiir denemelerine başlar. Çalıştığı fabrikada işçileri, yaşadığı semtteki Ermenileri, Fransız Komünist Partisi’nde örgütlemeye başlar. İspanya iç savaşında, enternasyonal direniş tugayına gönüllü katılmak ister. Bu talebi, bağlı olduğu örgütü tarafından reddedilir.

Ağırlığı göçmen olan 23 yoldaşının hikayesi kendi vatansız hikayesinden farklı değildir. Mussolini, Franko ve Nazi faşist zulmünden şans eseri kurtularak Fransa’ya sığınan sayısız göçmen çocukların hikayesidir, Misak Manuşyan’ın hikayesi. Farklı ülkelerdeki faşizmin zulmü, yoksul göçmen çocuklarını Nazi işgalcilerine karşı mücadele etme zemininde birleştirir.    

Öncü ve örgütleyici

Fransa’nın Naziler tarafından işgaline karşı ön saflarda savaşan ve ağırlığı göçmenlerden oluşan büyük bir direniş grubunun öncüsü ve örgütleyicisi olur. Manuşyan grubu, Nazi ordusunun işgal hareketini kırmaya çalıştığı gibi üst düzey yetkililerin cezalandırılması, askeri lojistik taşıyan tren hatlarına yönelik sabotajlar, askeri malzeme yapan fabrikaların yakılması gibi sayısız eylemler gerçekleştirir. Nazi işgalcileri askeri üniformalarıyla Paris cadde ve sokaklarında dolaşamaz olurlar. Bir yandan Nazi işgalcilerine karşı cezalandırma eylemleri gerçekleştirilirken diğer yanda İtalyanca, Macarca, Ermenice ve diğer dillerde gazete ve bildirilerin illegal yayınlanmasını ve dağıtılmasını örgütler.

Nazi iş birlikçisi Vichy iktidarı, Paris’te yoğunlaşan devrimci eylemler karşısında acizlik içinde baskı ve şiddetini artırır. Buna rağmen SS generali Julius Ritter’in cezalandırılmasını engelleyemez. Gestapo ve iş birlikçi Vichy polisi, Paris’te sürek avına çıkar. Yoğun operasyon ve iç ihanet sonucu Misak Manuşyan ve 22 yoldaşı tutsak düşer. Ağır işkencelerden geçirilir. Ne bir pişmanlık ne de bir yalvarış duyulur yaralı bedenlerinden. 21 Şubat 1944’te soğuk bir kış gününde kurşuna dizilirken tarihin direniş sayfalarına 'yaşamı uğruna ölecek kadar sevdiler' diye yazılır. Bu ses, Amed'deki 5 Nolu zindandaki büyük direnişçi Kemal Pir’in de sesine karışır ve günümüze dek yayılır.

Faşizmin üzerine yürürken

Ölümün gözlerini kamaştıramadığı 23 Partizan’ın istediği ne papazın son duası ne hüzünlü bir org sesi olur. 'Elveda hayat, rüzgar ve aydınlık' diyen, faşizmden ve ölümden daha büyük olan Partizanlar, zafer dolu adımlarla özgürlük ve adalet için faşizmin üzerine yürürken bir gün bütün özgürlüklerin mazlumların olacağından şüphe duymaz.

Misak Manuşyan’ın 'küçük yetimi' olan Meline Manuşyan’a olan tutkulu aşkı, son nefesini verirken bile yazdığı mektupta çarpmaya devam eder. Karmakarışık ruh hali içinde, ancak açık kafayla yazdığı mektubunda “Bizden sonra yaşayacaklara ve yarının özgürlüğünü, barışın güzelliğini tadacaklara ne mutlu” der. 

Kurşunlanacağı günü, saati bilen ölüme ramak kala son sözlerini yazan Manuşyan, “Ne Alman halkına ne de başka bir kimseye kin duymadığımı ilan ediyorum” diye haykırır. Güneşe ve tabiata bakarak hayata elveda ederken kendi postunu kurtarmak için kendilerine ihanet edenleri, satanları affetmez.                   

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.