Dr. Özlem B. GALİP

Başbakan Theresa May, Brexit konusunda AB’nin sert tutumu ve duruşu karşısında yelkenleri suya indirmek zorunda kaldı. Geçen hafta Brüksel zirvesinde AB liderleri May’i bir hafta içerisinde somut öneriler üzerine çalışması için tabiri caizse ülkesine gönderildi. Bir haftadır beklenen açıklama geçen Cuma günü geldi. 3 sayfalık bir bildirgeyi basına sundu.

Toplantıları kolay geçmedi. 29 kişiydiler. Telefonlarla bile toplantıya giremedi bakanlar. Hükümet kanadında kimsenin kimseye güvendiği yok. Danışmanları etkilemesinler diye önce bakanlar girdi toplantıya sonra danışmanlar. Sert çıkışı destekleyen bakanların danışmalara meseleyi kendi açılarından anlatıp danışmanların akıllarını çelmesinler diye resmen önlem alındı yani. Yani toplantı öncesi bakanların ve danışmanların birbirlerini manipüle etmemesine dikkat edildi. Bu da Muhafazakarların arasında kırılmanın boyutunu gözler önüne sürüyor açıkçası. May’in istediği oldu. Bakanlardan ve danışmanlardan oluşan önerileri oy çoğunluğuyla kabul edildi.

Sayıyı bilmiyoruz ama demek ki May çoğunluğun oyunu aldığına göre bu 29 kişinin çoğunluğu May’den yana. İsimlerini tahmin etmek zor değil ama. Ama May, yumuşak çıkışı desteleyemeyecek Bakanların görevlerine son verileceğini de ima etmişti. Yani istemeden de olsa Bakanlık koltuğunu muhafaza etmek için May’den yana olanlar vardır elbette.

Neydi May’in kabul gören önerileri? Aslında pek bir esprisi yok. AB ile sorunlu ilişkilerine anca bir arpa boyu yol almalarını sağlar o kadar. İngiltere, AB ile İngiltere arasında serbest ticari anlaşmasının olması için gıda ve tarımsal ürünlerde AB standartlarını kabul etti. Bu özellikle sert çıkışı destekleyenleri kızdırdı. ABD ile ticari anlaşmayı riske atmak oluyor onlara göre, çünkü ABD’nin gıda standartları AB ülkelerinkinden farklı. Diğer verilen kara da ortak hukuki kurallar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi ortak hukuk çerçevesinde hareket etmeyi kabul etti İngiltere.

Bu kabul görülen ve AB’nin de dayattığı kurallar, May’in kırmızı çizgi şeklinde ifade ettiklerine dokunan kurallar değil. May hala sağlam oynuyor. Ama AB’yi şimdilik oyalayacak ve sanki bu haftaki ödevini tamamladığını gösterecek düzeyde. May’in kırmızı çizgilerinden geri atma eğilimde olması durumunda AB’de bazı dayatmalarında esneklik tanıyacakları açıklaması geldi. Ama May’den bu konuda bir emare bile görünmüyor. Bu kırmızı çizgiler olan serbest dolaşım hakkı gibi ve ortak pazarda kalıp sadece ürünleri istediklerini kabul edip istemediklerini kabul etmeme gibi. May, kırmızı çizgiler diye ödün veremeyecekleri kuralların, referandumda AB’den çıkış için oy kullanan çoğunluğa saygı olarak değerlendiriyor. Çoğunluk dediği yüzde 52. Ve yarısı verdikleri oyun ne anlama bile geldiğini bilmiyor.

Şimdi bir seçim olsa AB’den çıkış asla çoğunluk olmayacaktır. Nissan, BMW, Vauxhall ve Airbus gibi büyük araba ve uçak şirketleri İngiltere’deki yatırımlarını belirsizlikten dolayı askıya aldılar ve İngiltere’nin AB’den ekonomik kayıp olmadan çıkmayı bilmediklerini açıkladılar. AB’den daha çıkmadan bile ekonomi gerilemeye başladı. İşsizlik oranı hızla artacak. May hükümeti bunu gayet biliyor. Umurlarında değil. Muhafazakar ideolojide bir kaç yüz binin işsiz kalması diğer bir kaç milyonun ekonomisinin zayıflamasının ne önemi var!

ozlemgalip@hotmail.co.uk