AKP’ye yakın hatta AKP’nin gazeteleri denilecek Yeni Şafak ve Star TMK savcıları Adem Özcan ve Adnan Çimen’in ‘Selam Terör Örgütü’ soruşturması altında mahkemelerden aldığı izinlerle binlerce kişiyi dinlediğini yazdı. Türkiye’de önemli bir kesim şaşırdı. Dünyada da yankı bulan bu skandal bizi pek şaşırtmadı. Çünkü bu savcılardan Adnan Çimen için 20.05.2012’de Özgür Gündem ve aynı dönemlerde Y.Özgür Politika için yazdığımız yazıda bu savcıların ne mal olduğuna dikkat çekmiş ve şöyle demiştik:

“Bu savcılar, kendince hak, hukuk ve insana saygısı kesinlikle yok. İnsan hakları yerine ‘gaipten sesler çıkaran Fethullah Gülen’e ve belinde tabancası ve gaz bombası taşıyan devletin polislerine öylesine inanmış ki, önüne geleni tutuklayıp zindana tıkıyorlar.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Bilal Bayraktar bunlardan biridir. Bu ismi bir yere işaret edin. Sıkı bir cemaatçidir. Fethullah Gülen’in polisleri ile en iyi geçinen savcılardan biridir. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen de bu savcıgil familyasındadır. Bu iktidar yalakası savcılardan biri de Amed’deki KCK davasına bakan Cumhuriyet Savcısı Levent Kaya’dır. İstanbul’da Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fikret Seçen de kendisini AKP ve cemaate ispat etmeye çalışanlardan biridir. Bunlardan oldukça çok var. İzmir’de, Van’da, Adana ve Mersin’de... Mardin’de, Urfa’da... Bu isimler üzerinde araştırma yapınca ortaya acayip veriler çıkıyor. Bu savcıların ve hakimlerin binlerce insanı saçma sapan suçlamalarla zindana tıkmalarının bilinçaltı ve bilinçüstü duygularının ölçüsünün neler olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz. Zor, karmaşık ama keyifli bir uğraş.(...)”
“(...) Toparlarsak; AKP ve Fethullah Gülen iktidar bloku çatlarsa şimdi savcılık görevi yürüten bu savcılar kesinlikle AKP-Gülen derin devletinin savcılarından biri olarak kayıt altına alınacaktır. Yaptırdıkları operasyonlar, gözaltına aldıkları isimler ve hazırladıkları iddianamelerdeki bilgiler kesinlikle bir savcının hazırlayabileceği bir konsept değildir. Hukuken saçma, hayatta karşılığı olmayan suçlamalar ile gazeteciler, yazarlar, legal ve meşru parti çalışanları, hukukçular gözaltına alınıyor. Bu savcıların bu kadar deli saçmalığı yapmasının başkaca anlamı var mıdır; bilinmiyor?”
İşte o dönem bunlar yazıldığında, söylendiğinde bu savcılar içlerinde milletvekili, belediye başkanı, meclis üyesi, BDP yöneticisi binlerce siyasetçi, onlarca gazeteci, avukat, yüzlerce sendikacı, öğrenci tutuklanıyordu. Özel Yetkili Mahkemelerde yargılanıyor, cezaevlerinde ise zulüm altındaydı. Ve bütün bu tutuklanan on bini aşkın kişi, ve aranan binlercesi telefon dinlemeleri, ortam dinlemeleri nedeniyleydi. AKP o dönem de iktidardaydı. Görmüyor, duymuyor ve bilmiyor görünüyordu. Çünkü bu Fethullahçı bu savcıları koruyordu. Ortaktılar.
Ama gelin görün ki, o savcılar şimdi AKP’lilere yönelmiş. Hem de kriminal suçlamalar nedeniyle. Şimdi AKP siyasetçisi, gazetecisi feryatı figan ediyor ve diyor ki, “7 bin kişi dinlenmiş!” Yahu, el insaf!.. Kürdün siyasetçisi, gazetecisi, sendikacısı, avukatı, genci, yaşlısı, kadını bu savcılar tarafından tutuklatılırken sesiniz çıkmıyordu. “PKK bitecek, kolu kanadı kırılacak” diye de nara atıyordunuz! Şimdi iş size dönünce de “Demokrat mı” kesildiniz.
Tamam AKP, Fethullahçılarla ortak iş tutuyordu. Politik kördü görmedi!.. Peki Tuncelili Kemal Kılıçdaroğlu niye bu Fethullahçıları görmek istemiyor. Fethullahçılar, AKP’den daha mı demokratik? Ya da Kılıçdaroğlu daha mı özgürlükçü!… Tabii ki ikisi de değil. Kaldı ki CHP hak hukuk diyecekse 12 yılın 11 yılını ortak geçiren Fethullahçıların bu yolsuzluklarda hiç mi payı yok. Oysa açık açık iki taraf da yazdı. Polisi, yargıyı, bakanlıkları, eğitimi, inşaatı nasıl aralarında bölüştüklerini… Daha da ileri giden Yalçın Akdoğan “NE İSTEDİLER DE VERMEKDİK” dedi, Fethullhaçılar için.
Şimdi CHP, “Erdoğan hırsızlık yaptı gitsin” diyor. Peki, “Fethullah demokrat mıdır. O hiç çalmamış mı, masumların kanına girmemiş mi?” CHP gerçekleri görmek istemiyor. Ama bakın AKP zamanında görmedi, bu hale geldi. CHP şimdi görmüyorsa AKP’den daha beter bir hale gelecektir.
Kürtler ise daha başından AKP’nin de Fethullahçıların da ne mal olduğunu gördü. Bunlara karşı dik durdu. Ve şimdi Kürtler siyasal ve toplumsal değer olarak ahlak ölçüsü haline gelirken, AKP ve Fethullahçılar pis işler ortaklığının çamurunda boğuluyor. CHP pragmatizmle sonuç alacağını düşünüyorsa yanılıyor. Doğru tutum ilkeli ve ahlaklı toplum siyasetidir. BDP ve HDP’nin yaptığı gibi. PKK’nin 40 yıldır dik durararak yaptığı gibidir. Gerici cahillik ve kirliliktir, ona ortak olmaktır.