- Ali el-Zeydi’yi bekleyen büyük bir sınav var. ABD'nin beklentileri ve iç dengeler açısından Irak’taki durumun gergin seyretmesi kaçınılmaz. Bu zorlu süreçte ayakta kalabilir mi?
* JASIM EL-AZZAVI-Çeviri: Yeni Özgür Politika
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Ali el-Zeydi’yi Irak’ın başbakanı olarak destekleme kararı, bazı çevreleri şaşırtmış olabilir, ancak Trump’ın kimi dışarda tutmaya çalıştığına bakıldığında, motivasyonu netleşiyor.
Irak’ın parlamentodaki en güçlü bloku olan Koordinasyon Çerçevesi (Şii partilerden oluşan ve İran’la yakın bir koalisyon), başlangıçta eski Başbakan Nuri el-Maliki’yi desteklemişti. Washington için açıkça İran yanlısı bir başbakan adayı kabul edilemez bir sınırdı; özellikle İran destekli Irak milislerinin ABD varlıklarına ve bölgeye yönelik devam eden saldırıları göz önüne alındığında. Trump, el-Maliki’ye açıkça karşı çıktığını ilan etmiş ve atanması halinde Irak’a tüm yardımları kesmekle tehdit etmişti. Bu baskı kampanyası, hızlı ve sert oldu. Washington, Irak’ın petrol gelirlerinden elde edilen ve New York Federal Rezerv Bankası’nda tutulan nakit ödemeleri askıya aldı. Bu ödemeler, 2003’teki ABD öncülüğündeki işgalden bu yana Irak ekonomisinin can damarı niteliğindeydi. Ayrıca güvenlik yardımlarını durdurdu, Irak güvenlik kurumlarıyla iş birliğini askıya aldı ve İran bağlantılı figürler ile silahlı grupların etkisindeki herhangi bir hükümete karşı sert uyarıda bulundu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de devreye girerek, milis şiddetine zemin hazırlayanların “hesap vereceğini” belirtti.
Bu yoğun baskı duvarı karşısında Koordinasyon Çerçevesi, ilk kez geri adım attı. Nuri el-Maliki’nin desteklediği Bassem el-Badri’yi onaylamayı deneyip başarısız olduktan sonra nihai ve belirleyici bir toplantı düzenledi. 25 dakika içinde, daha önce hiçbir siyasi görev deneyimi olmayan 40 yaşındaki bankacı Ali el-Zeydi, uzlaşma adayı olarak oybirliğiyle kabul edildi.
ABD Başkanı, sonucu zafer ilan etmekte gecikmedi. El-Zeydi’yi aradı, Washington’a davet etti ve Truth Social’da “terörizmden arınmış, Irak’a daha parlak bir gelecek sunabilecek yeni bir hükümet” kurması için başarı dileğinde bulundu. Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada ise çok daha netti: “Bizim yardımımızla kazandı.”
Neden özellikle el-Zeydi?
Washington’un ona duyduğu güvenin üç temel nedeni var;
* İş dünyası kökenli bir dış aktör olması. El-Cenub İslami Bankası’nın başkanlığını yürütmüştü. Analistler, el-Zeydi’nin siyasi geçmişinin olmamasının, paradoksal şekilde en büyük avantajı olduğunu belirtiyor. Derin şekilde kutuplaşmış bir siyasi ortamda bu “temiz sayfa”, hem yurt içinde hem uluslararası alanda kabul edilebilir bir profil sunuyor.
* El-Cenub Bankası, 2024’te İran adına para aklama ve yaptırımları delme faaliyetlerine karşı ABD baskısıyla Irak Merkez Bankası tarafından dolar işlemlerinden men edilmiş bankalar arasında yer alsa da ne banka ne de el-Zeydi şahsen ABD yaptırımları altındaydı. Bu durum, Washington’a onun İran’ın ağlarına tamamen bulaşmadığına inanmak için gerekçe veriyor.
* El-Zeydi daha geniş bir pazarlığa imkân tanıyor. Trump’ın tebriklerindeki samimiyet, Washington’un desteğini önemli tavizler karşılığında verdiği izlenimini yaratıyor. Bu değişim, yeni bir gerçeği yansıtıyor: ABD-İsrail savaşı nedeniyle zayıflayan İran, Irak’taki ortaklarına manevra alanı bırakmadı ve Batı taleplerine direnme imkânı tanımadı.
Bütün bunlar, Washington’un taleplerini net bir şekilde ön plana çıkarıyor. ABD Dışişleri Bakanlığından üst düzey bir yetkili, AFP’ye yaptığı açıklamada, Trump’ın desteğinin koşullu olduğunu belirtti. El-Zeydi hükümetinden, Irak devletini İran destekli milislerden uzaklaştırmak için “somut adımlar” beklediklerini söyledi. Mali transferlerin ve güvenlik yardımlarının tam olarak yeniden başlaması, “devlet kurumlarından terörist milislerin çıkarılması, Irak bütçesinden desteklerinin kesilmesi ve bu milis savaşçılarına maaş ödenmesinin engellenmesi” ile başlayacak.
İstenenlerin ölçeği küçümsenmemeli. ABD tesisleri, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaş başlatmasından bu yana İran bağlantılı milislerden 600’den fazla saldırı aldı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott net bir ifadeyle şöyle dedi: “Birleşik Devletler, ABD çıkarlarına yönelik saldırılara tahammül etmeyecektir ve Irak hükümetinden İran bağlantılı milis gruplarını Irak’ta derhal dağıtmak için tüm tedbirleri almasını beklemektedir.”
El-Zeydi’nin Irak Anayasası’na göre kabinesini parlamentoya sunmak için 30 günü var ve onay için 167 oy alması gerekiyor. “Irak’ı bölgesel ve uluslararası dengede bir ülke yapma” vaadinde bulundu. Bu, iki güçlü patron arasında denge kurmaya çalışan bir siyasetçi için özenle seçilmiş bir ifadeydi.
Tüm bunlar göz önüne alındığında, Nuri el-Maliki’nin siyasi ölümü çoktan yazılmış gibi görünüyor. Trump’ın doğrudan müdahalesi, onun etkisinin fiilen sona erdiğini gösterdi. El-Zeydi ise yeni bölgesel mimariyi iyi okuyan biri olarak bunun farkında. Önümüzdeki aylarda, milis bağlantılı güç odaklarına yönelik ABD baskısının artması bekleniyor ve bazı isimlerin sessizce etkisiz hale getirilmesi kuvvetle muhtemel. El-Maliki’nin eskiden işgal ettiği alan hızla daralıyor.
Bekleyen büyük zorluklar
El-Zeydi’yi bekleyen büyük zorluklar var. Washington beklentilerini açıkça ortaya koydu: Yeni hükümetin İran bağlantılı milisleri dağıtmasını istiyor. Bu zor bir görev olsa da imkânsız değil. El-Zeydi, konuya ekonomik açıdan yaklaşabilir: Devlet bütçesinden on binlerce savaşçıya ödenen maaşları kesmek, pek çok grubu kendiliğinden dağılmaya zorlayacaktır. Seçilmiş birkaç grup ise resmi Irak ordusuna entegre edilebilir.
Bir diğer zorluk, Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle petrol ihracatındaki felç durumu. Bağdat, Washington’un New York Federal Rezerv Bankası’ndaki Irak fonlarını serbest bırakması halinde bir nebze rahatlama bulabilir. Bu da neredeyse kesin olarak milis dosyasında ilerlemeye bağlı olacaktır. Her hâlükârda, acı verici yapısal uyumlar kaçınılmaz görünüyor. Şişkin kamu sektörü ve aşırı genişlemiş bütçe artık sürdürülemez.
Önümüzdeki aylarda Irak’taki durumun gergin seyretmesi kaçınılmaz. Bu, el-Zeydi’nin Irak’ı yönetmenin zorlu sürecinde ayakta kalma yeteneğini ciddi şekilde sınayacak.
* Gazeteci Jasim El-Azzavi'nin MEM'deki yazısı çevrilerek düzenlendi.