Almanya Türk ırkçıları koruyor

Dünya Haberleri —

Almanya için iç güvenlik sorunu ülkücüler

Almanya için iç güvenlik sorunu ülkücüler

  • Alman hükümetinin Türk ırkçısı ülkücü grupları yeterince soruşturmadığı, muhaliflere yönelik tehdit ve saldırılara ciddi yaklaşmadığı ortaya çıktı. Tehlikeli diyor ama harekete geçmiyor. 

REWŞAN DENİZ / FRANKFURT

Almanya’da, Kürt, Türk ve aynı zamanda Alman vatandaşı siyasetçi, gazeteci ve aktivistlere yönelik tehdit ve ırkçı saldırılar son yıllarda artıyor. Alman devletinin ırkçı Türk örgütlenmelerine karşı cesaret veren tutumu eleştiriliyor.
Federal Anayasa Koruma Teşkilatı (BfV) iç tehditlere dair yayınladığı yıllık raporunda Almanya’daki Türk ırkçı yapılanmasını tasnif etti. BfV, 7 bin üyeli Almanya Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu (ADÜTDF),  1200 üyeli Avrupa Türk İslam Dernekleri Birliği (ATİB) ve 1200 üyeli Avrupa Nizam-ı Alem Federasyonu’nun (ANF) şiddet yanlısı örgütlenmeler olduğunu rapora eklemesine rağmen hukuksal olarak hiç bir girişim yapılmıyor. Bu ırkçı yapılanmalar ile bağlantılı (iltisaklı) Tayfun K. gibi çok sayıda kişi Kürtleri ve muhalifleri tehdit etmeye devam ediyor. 
Die Linke milletvekilleri, ırkçı Türklerin Almanya’daki Kürt ve muhalif Türk siyasetçi ve gazetecilere yönelik tehditlerine dair bir soru önergesini parlementoya sundu. Verilen önergede, hükümetin tehdite maruz kalan kişilerin korunması ve ırkçıların soruşturulması için nasıl adımlar attığı, bu olaya ne kadar ciddiyetle yaklaştığı soruldu. Soru önergesi, milletvekilleri Martina Renner, Nicole Gohlke, Gökay Akbulut, Clara Bünger, Anke Domscheit-Berg, Dr. André Hahn, Susanne Hennig-Wllsow, Ina Latendorf, Cornelia Möhring, Petra Pau, Sören Pellmann, Dr. Petra Sitte, Kathrin Vogler ve Die Linke fraksiyonu adına verildi. 

Tayfun K. tehditlerini sürdürüyor
Soru önergesinde, Almanya’da iki yıldan bu yana Kürt ve muhalif Türk sol siyasetçi ve aktivistleri tehdit eden kişinin aynı olduğu hatırlatılarak 2021’in Ekim ayından itibaren bu kişinin açık kimlikle tehditlerine devam ettiği belirtildi. Önergede, Die Tageszeitung Gazetesi’nin adı Tayfun K. olarak geçen bu kişiyle görüştüğü ve bu kişinin Almanya’daki ülkücülerle iletişimde olduğunu itiraf ettiği aktarıldı. 

GETZ hiç önlem almamış
Soru önergesine verilen cevapta ise Tayfun K.’nin tehdit mesajları üzerine savcıların farklı eyaletlerde yaklaşık 40 dosyaya baktığı ve dava süreci devam ettiği için dosya hakkında bilgi verilemeyeceği aktarıldı. Önergede sorulan sorulardan bir diğeri de Birlikte Aşırılığı ve Terörizmi Önleme Merkezi (GETZ) tarafından yapılan toplantılarda ülkücü harekete ya da savunucularına yönelik açılan soruşturmaların sayısı oldu. Hükümet adına verilen yanıt ortaya koydu ki; GETZ’nin hiçbir toplantısında ülkücülere ve destekçilerine ilişkin suçlar, ilgili soruşturmalar veya güvenlik önlemleri ele alınmamış.

Zimni itiraf!
Die Linke verdiği soru önergesinde şu iki soruya da yanıt istedi: 
* 2017’den bu yana Türk makamları, Alman makamlarına Alman vatandaşlarıyla ilgili bilgi edinme talebinde bulundular mı? Bu taleplerin kaçı Alman makamları ya da yetkililer tarafından yerine getirildi?
* 2017’den bu yana Türk makamları, Almanya’da yaşayan Türk vatandaşları ile ilgili bilgi talebinde bulundular mı? Bu taleplerin kaçı Alman makamları ya da yetkililer tarafından yerine getirildi?
Alman hükümeti ise verdiği yanıtta; soruları devletin itibarını dikkate alınarak cevaplayamacaklarını, istihbarat bilgilerinin bilgiyi aktaran yabancı kurumun onayı alınmadan gizlilik adabına uygun şekilde dahi olsa kamuoyuna sunulamayacağını aktardı. Bu cevapla bir bakıma Alman devleti, Türk makamlarına Almanya vatandaşı veya Almanya oturumlu Kürt ve Türk muhalifler hakkında bilgi verdiğini kabul etmiş oldu. 

Şiddete eğilimleri bariz 
Die Linke’nin, hükümetin Türk ırkçı yapılanması olan ülkücülerin Türk ve Kürt kökenli vatandaşlarına yönelik oluşturduğu tehlikesini nasıl değerlendirdiği sorusuna, Alman hükümeti; ülkücülerin şiddete eğiliminin bariz olduğuna işaret ederek, şunları belirtti: “Almanya’da Türk milliyetçilerinin sebep olduğu adli vakaların ciddi boyutlarda olduğu ve bu olayların muhalif kesimin aleyhine olduğu tespit edilmiştir. Son yıllarda Türk milliyetçilerinin özellikle Kürtlere ve Ermenilere yönelik telefon veya diğer mecralar üzerine yaptıkları tehditler de polisin bilgisindedir. Bunu dışında fiziksel şiddet, saldırı veya uygulama daha az boyutta olmaktadır. Türk Genel Emniyet Müdürlüğü tarafından kullanılan www.terorarananlar.po gibi sayfaların ve aranan muhalif kişilerin basına sunulmaları, Almanya’da yaşayan birey veya küçük milliyetçi grupları bu kişileri takip etmelerine yöneltebilir.”

Tehlikeyi hafife alıyorlar
Irkçıların hedefindeki siyasetçilerden Civan Akbulut yıllardır aşırı sağcı Türkler tarafından tehdit ve taciz edildiğini söyleyerek, Türk devletini eleştirmenin tehdit gerekçesi yapıldığını kaydetti. Akbulut, “Türkiye’nin Rojava’ya dönük hukuk dışı saldırılara dikkat çekiyorum ya da Kurdistan’da ve Almanya’daki Kürt toplumu hakkında bilgi paylaşıyorum. Bu paylaşımlarım sebebiyle tehdit ediliyorum. Çok sayıda suç duyurusunda bulundum; açılan davalar sürüyor. Yetkililerle yaptığım görüşmelerde, durumun tehlikesini hafife aldıkları dikkatimi çekti. Kürtlere dönük saldırılar sıklaşmasına rağmen Almanya, aşırı sağcı Türk örgütlerini görmezden geliyor. Var olan tehlikeyi hafife alıyorlar” dedi.

Türk ırkçıları cinayet faili
Alman hükümetinden harekete geçmesini ve var olan tehlikelere karşı sessiz kalmamasını beklediğini ifade eden Akbulut, “Almanya’da en büyük aşırı sağcı hareket; Bozkurtlar. Farklı etnik azınlıklara, özelikle Kürt veya muhalif kesimlere karşı yapılan birçok cinayetin sorumluları. Buna karşı kararlı, somut ve sonuç odaklı bir tutum gerekli. Almanya Erdoğan’ı kızdırmak istemiyor ancak bu göz yumma oyunu artık son bulmalı. Aşırı sağcı dernekler yasaklanmalı, yöneticileri tutuklanmalı. Aksi taktirde Alman hükümeti bir kez daha Kürtlere yönelik takip ve tacize yardım ve yataklık yapmış olacak” şeklinde konuştu.

 

Bozkurtlar buz dağının görünen kısmı
Irkçı Türklerin tehdit ve tacizlerine maruz kalan aktivist ve yazar Kerem Schamberger Alman hükümetinin Alman faşizmine olduğu kadar Türk faşizmine karşı da adım atması gerektiğine dikkat çekerek, “Buna Bozkurtların Almanya'daki şekillenmeleri de dahil” dedi. Schamberger, “Bozkurtlar sadece buz dağının görünen kısmı. Bu sorun daha da derine, DİTİB cemaatlerine kadar iniyor ki oralarda imamlar Türkiye'den gönderiliyor ve Türk devletinden maaş alıyor. AKP rejiminin pozisyonunu cemaatler yoluyla yayıyorlar. Dolayısıyla milliyetçiliği, faşizmi ve İslamlaştırmayı öngören bir etki sağlanıyor. Yani Fransa da olduğu gibi sadece Bozkurtları yasaklamak yetmiyor. AKP’nin etki yaydığı birimlerin tümden yok olması gerekiyor” dedi.
 
Erdoğan’a kırmızı halı
Schamberger Türk ve Alman faşizmine karşı mücadelede Alman devletine güvenilmeyeceğinin altını çizerek, Erdoğan’ın Berlin ziyaretini hatırlattı. Schamberger, “Erdoğan’ın Hamas'ı özgürlük örgütü olarak kutlamasına, Hamas liderlerini İstanbul'da misafir olarak ağırlamasına rağmen Alman devleti onu kırmızı halı ile karşıladı. İlgi odaklarına göre seçim ve ayrım yapıyorlar. Kimilerine insan haklarını hak görürken kimilerine ise görmüyorlar. Yani konu Ukrayna olunca uluslarası değerlere dayanan düzen geçerli sayılıyor. Konu Gazze’de uygulanan vahşi saldırılar olunca aşırı sağcı İsrail hükümetinin bunu yapmasına göz yumuluyor. Erdoğan’ın Rojava ve Kuzey Suriye'yi bombalamasına ses çıkarılmıyor. Bu, Batı'nın değer algısının bir iflasıdır ki bu değer algısı hiçbir zaman olması gereken şekilde hayata geçirilemedi” ifadelerini kullandı.

Soruşturma kapatıldı
Siyasetçi Cansu Özdemir de ırkçılar tarafından tehdit edilenler arasında. Aldığı tehditleri iki defa polise bildirdiğini anlatan Özdemir, süreci şu şekilde anlattı: “Bir soruşturma yürütüldü ve gönderenden gelen tüm tehditler kaydedildi. Başka arkadaşlara da bu tehditler gönderildiği için bir araya geldik ve kamuoyuna yansıttık. Türk yetkililer bu şahısı deşifre etmek ve soruşturma açmak yerine, kapıları kapatıp bilgi dahi paylaşmadı. Ardından soruşturma da kapatıldı. Biz kendi araştırmalarımız sonucu elde ettiğimiz bilgileri polise sunduk. Fakat Türk devleti hiçbir şekilde müdahale etmedi. Daha doğrusu Alman yetkililerle birlikte çalışmak istemedi ve Alman yetkililerin önünü kapattı. En azından Alman yetkililer öyle söylüyor.” 

İsimleri Almanya’daki ülkücülerden alıyor
Açık adı Tayfun Karakol olan ırkçı şimdiye kadar aralarında Düzen Tekkal, Ezgi Guyildar, İsmail Küpeli, Cansu Özdemir, Sarya Ataç, Civan Akbulut, Kerem Schamberger gibi siyasetçi, araştırmacı kimliklerine sahip insanlara sosyal medyadan açık bir biçimde tehdit mesajları gönderdi. Tüm paylaşımlarını Almanca yapan bu kişilerin ortak bir siyasi ve örgütsel kimliği de bulunmuyor. Tayfun Karakol onları tanıyacak, takip edecek ve yazdıklarını anlayacak kadar Almanca bilmiyor. O zaman bu isimleri Tayfun Karakol’a kim veriyor? Kim tehdit etmesini istiyor? Almanya’daki ırkçı Türklerin bu kişilerin isimlerini Tayfun Karakol’a verdiği ve onu sürekli bilgilendirdiği ihtimali güçlü bir ihtimal. Zira bu isimler Almanya’daki ırkçı Türk gruplarının da tehditlerine sıkça maruz kalıyor. Öte yandan Tayfun Karakol, Almanya’daki ülkücülerle iletişim içinde olduğunu da itiraf ediyor. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.