- ABD'nin enerji odaklı yeni bölge stratejisi, Türkiye'deki süreç ve Bağdat'la entegrasyon politikası, Federe Kürdistan Bölgesi'nde güç dengelerini yeniden şekillendirdi. ABD, KDP ve YNK’yi artık iki ayrı enerji ve güvenlik aktörü olarak değerlendiriyor.
Federe Kürdistan Bölgesi’nin bir bayrağı ve anayasal olarak tek bir siyasal varlığı olduğu halde, hükümet neredeyse iki yıldır kurulamıyor. Mevcut geçici kabine, Temmuz 2019’da parlamento tarafından onaylanmıştı. Pratikte ise iki hükümet var: Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Hewlêr ve Duhok’u; Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) ise Süleymaniye ile Hewlêr ve Kerkük’ün daha küçük kısımlarını yönetiyor. Ankara ve Bağdat artık her iki partiyi de ayrı ayrı, kendi başına bir güç merkezi olarak muhatap alıyor. Her bir merkezin onlar için ne kadar değerli olduğunu iki faktör belirliyor: Birincisi enerji, ikincisi ise PKK.
Özellikle ABD, KDP ve YNK’yi iki ayrı enerji ve güvenlik aktörü olarak görüyor ve bunu gizlemiyor. Washington’ın önceliği artık yönetim değil. 2025 ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde de netleştiği üzere öncelik, enerji hâkimiyeti ve ekonomik devletçiliktir. Kürdistan Bölgesi yalnızca idari değil, kaynaklar açısından da ikiye bölündü. Bölgenin petrolü KDP’nin kontrolündeki kentlerde bulunuyor: Duhok ve Hewlêr’deki üretim sahaları, Ceyhan’a giden boru hattı bağlantısı ve bir nesil boyunca Irak’ın Türkiye’ye açılan en önemli kara kapısı olan Habur Sınır Kapısı geçişi. Gaz ise neredeyse tamamen YNK bölgesinde yer alıyor.
Çemçemal yakınlarındaki Khor Mor sahası, Ekim 2025’te KM250 genişletmesi tamamlandıktan sonra günlük 750 milyon kübik feet işleme kapasitesine ulaşırken, üretim yaklaşık 700 milyon seviyesinde seyrediyor. Sahadan Süleymaniye elektrik santraline giden boru hattı da Haziran sonlarında tamamlandı. Çemçemal’in kendi sahasında ise 2027’nin ikinci yarısından itibaren endüstriyel alıcılara günde 142 milyon kübik feet’e kadar gaz tedarik etmek üzere sözleşmeler imzalandı. Bunların arkasında ise YNK’nin kontrolündeki bölgelerde bulunan ve Irak’ın son dönemdeki en büyük iki enerji anlaşması yer alıyor. 2025’te Amerikan şirketleriyle imzalanan anlaşmalar, Miran sahası için 40 milyar dolar ve Topkhana-Kurdamir blokları için 70 milyar dolarlık düzenlemeyi kapsıyor.
YNK’nin gazı siyaseti değiştiriyor
Ancak petrol ve gazın iki farklı etkisi var. Petrol gelir getirirken, gaz siyaseti değiştiriyor. İran gazı hâlâ Irak elektrik üretiminin yaklaşık üçte birini sağlıyor; bu da Tahran’a Bağdat üzerinde kalıcı bir etki gücü veriyor. The National Context’e göre, YNK bölgesindeki gaz bu etkiyi kırabilir. Öte yandan, Türkiye’nin İran’la olan yıllık 9,6 milyar metreküplük gaz sözleşmesi bu ay sona eriyor. Analistler, Kürdistan gazının Türkiye üzerinden ihracatını “kalıcı bir YNK-Ankara ilişkisini sabitleyebilecek mekanizma” olarak tanımlıyor. Ayrıca KDP’nin petrolü bütçeye, YNK’nin gazı ise bölgenin merkezi stratejik projesine hizmet ediyor. Gaz, Tahran’ın hem Bağdat hem de Ankara üzerindeki nüfuzunu aynı anda azaltıyor.
KDP’nin sınır avantajı da paralel şekilde etkisini kaybediyor. Beşar Esad’ın düşüşü, Türkiye ile Irak arasında Kürt rotasından daha kısa ve ucuz olan bir Suriye rotasını açtı. İlk kargo konvoyu Mayıs ayında geçti. Nisêbîn, Qamişlo, Rabiye ve Musul üzerinden bir demiryolu hattı bir sonraki aşamayı oluştururken, Bağdat da Basra’dan Haditha üzerinden hem Türkiye hem de Suriye kıyılarına uzanacak boru hatları için fizibilite çalışmalarını onayladı. Bu rotaların her biri, Ankara ve Bağdat’a, KDP topraklarından geçmeyen bir seçenek sunuyor. Bu da Habur Sınır Kapısı’nın artık eskiden sunduğu imkânları sağlayamadığı anlamına geliyor.
PKK’ye karşı yürütülen savaşın etkisi
Türkiye’nin PKK’ye karşı yürüttüğü savaşın etkisi de tersine döndü. Türkiye’nin PKK ile savaşı, yıllarca KDP’yi belirli bir ölçüde değerli kıldı. KDP’nin toprakları Kandil’e komşuydu ve Türkiye’nin yerel güvenlik ortağı olarak işlev görüyordu. PKK’ye yakınlığı olan YNK ise Türkiye’nin hedefindeydi.
Türkiye, Süleymaniye’ye hava sahasını kapatırken, YNK’nin Ankara ofisini de kapatmıştı. Ancak Türkiye’deki mevcut süreci, durumu tamamen tersine çevirdi. YNK’nin PKK’ye yakınlığı artık bir "yük" değil, "varlık" hâline geldi. PKK’nin silah yakma eylemi, Süleymaniye sınırlarındaki Şikefta Caseneyê’de yapıldı. Şehirde bir Türk vize ofisi açıldı ve YNK, süreci yönetmesi gereken PKK-QSD-Türkiye üçgenine en yakın konumda bulunuyor.
Buna karşın, KDP’nin PKK karşıtlığı ise işlevsiz kaldı. Ankara Parlamentosu’nda kurulan komite, süreci bölgesel bir girişim olarak çerçevelendirdi. Bu da bölgesel Kürt ağını çalıştırabilecek partiyi, onu bir zamanlar kontrol etmeye yardımcı olan partiden daha yararlı hale getirdi.
Bağdat’la ilişkiler
Irak faktörüne bakacak olursak, her iki partinin Bağdat’a nasıl karşılık verdiği birçok dengeyi etkiliyor. YNK, Irak Cumhurbaşkanlığını elinde tutuyor. Kürdistan Kontrterör Grubu (Terörle Mücadele Güçleri), Bağdat’ın yasal şemsiyesi altında faaliyet gösterirken, Washington tarafından doğrudan finanse ediliyor. YNK, bölgesindeki gazı "parti varlığı" olarak değil, Irak’ın ulusal enerji krizine çözüm olarak sunuyor. Bu, hem Bağdat’a hem de Washington’a yönelik bir yaklaşımdır. KDP ise bunun tersine bir politika izledi. Yıllarca Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kendi dış kutbu olarak inşa etti: 3,3 milyar doların üzerinde Emirlik yatırımı, bölgede 120’den fazla Emirlik şirketi, Barzani’nin Şeyh Muhammed bin Zayed ile tekrarlanan zirveleri ve Eylül 2025’ten bu yana Kürdistan Bölgesi’ne atanmış BAE ekonomik işler özel elçisi.
KDP aynı zamanda İsrail’le yakın ilişki içinde. İsrail, 2017 bağımsızlık referandumunu açıkça destekleyen tek devletti ve Kürt petrolü yıllar öncesinden İsrailli alıcılara ulaştı. Ancak KDP, tam da bu kutbun Türkiye’ye karşı sertleştiği bir dönemde BAE-İsrail kutbuna daha da yaklaşıyor. Bu rekabet, bu hafta Türkiye’ye F-35 satışıyla ilgili mücadelede açıkça görüldü.
YNK ayrıca süreç üzerinden Ankara’ya daha yakın duruyor ve İran dosyasının sorumlu yöneticisi olarak konumlanıyor. Bir zamanlar Tahran’a en yakın olan parti, şimdi İran gazını ikame edecek Amerikan yatırımlarına ev sahipliği yapıyor. Bu tersine dönüş tesadüfi değildir. ABD’li analistler, Süleymaniye’de milyar dolarlık ABD enerji anlaşmalarının imzalanmasının belirli bir amacı olduğuna işaret ediyor.
Tüm bunlar, YNK’nin KDP’nin yerini aldığı anlamına gelmez. KDP hâlâ bölgenin daha fazla üretimine, Türkiye’ye uzanan yerleşik ticaret rotasına ve Barzani’nin diplomatik ağına sahiptir. Ancak bölgesel tablo, iki bölgeli ayrımın ima ettiğinden daha dengelidir. YNK’nin bölgesi KDP’ninkinden daha küçük olsa da pratikteki erişimi bunun ötesine uzanıyor. Bölgenin resmî sınırları dışında YNK, Kerkük’te fiilî olarak en güçlü Kürt aktördür ve valiliği elinde tutuyor.
İki merkezli politika
Dış güçlerin tek merkez yerine iki merkezi tercih etmesinin de bir nedeni var. İki rakip Kürt ortak birbirini dengeliyor. Hiçbiri Türkiye’ye erişimi tekeline alamaz, bir koridoru veto edemez ya da diğerine alternatif sunmadan fazla özerkliğe kayamaz. Washington, Ankara ve Bağdat için bu ikilik, çözülmesi gereken bir sorun değildir. Aksine, iki tarafı da faydalı kılan, hiçbirini ise vazgeçilmez hâle getirmeyen bir özelliktir. Değişen şey, iki tarafa yönelik yatırımın yönüdür. KDP özerklik politikası yürütüyor; dış patronlar, kendi enerji makinesi ve bölgesel güçlerin kendisine gelmek zorunda kalacağı kadar güçlü bir konuma dayanıyor. YNK ise Bağdat’la entegrasyonu, Ankara’nın süreciyle uyumu ve herkesin stratejisine hizmet eden gaz politikasını esas alıyor. Şu anda inşa edilmekte olan bölgesel düzende, yani devlet merkezli, Türkiye odaklı, çatışma yerine bağlantıya dayalı strateji daha iyi sonuç veriyor. HABER MERKEZİ